Koltuğun arka kısmının ortasında duran büyük bir figürü anlayamadı ve ne olduğunu ressama sordu.
'Biraz daha çalışılması gerek,' dedi ressam, bir sehpanın üzerinden pastel bir kalem aldı ve figürün kenar çizgilerini bekirginleştirdi, ancak K.'nın anlamasına yetmedi bu.
' Bu adalet, ' dedi ressam sonunda.
' Şimdi fark ettim, ' dedi K.
' Bu gözleri kapatan bağ, şu da terazi. Fakat topuklardaki kanat değil mi ve hava uçuyor, değil mi? '
' Evet, ' dedi ressam.' Bana çizmem söylendi, bu aslında adaleti ve zafer tanrıçasını* bir arada simgeliyor.'
'Bu iyi bir bağlantı değil,' dedi K. gülümseyerek.
'Adalet rahat olmalı, yoksa terazi sallanır ve adil bir hüküm verilemez.'
'Benden istenileni yaptım,' dedi ressam.
'Evet, kuşkusuz,' dedi sözleriyle kimseyi kırmak istemeyen K.
*Zafer tanrıçası : Yunan mitolojisinde Nike, Roma mitolojisinde Victoria adıyla anılan tanrıça. Çok hızlı koşma ve uçma yeteneğine sahiptir. İnsan görünümündedir.
Özgür, refah ve insanların mutlu yaşadığı devletin nasıl bir devlet olduğunu; Toplum Gücü’nün ve Despotik Devlet’in hakim olduğu iki eksen arasında kalan dar bir koridorda oluştuğu teorisini geniş kapsamlı bizlere sunmuş. Toplum gücünün çok hakim olduğu hatta yönetimin neredeyse tamamen toplumsal normlar tarafından yapıldığı günümüz ve geçmiş topluluklarını bir tarafta incelerken yönetimin despotik devlet eliyle yapıldığı Çin, Sovyetler Birliği ve bazı Güney Amerika ülkelerini de ayrıntılı olarak incelemiş. Bu sonuca neden olan maddi, manevi, iç ve dış etkenlerin detayına inmiştir. Hali hazırda koridorun içinde olan Amerika, İsveç ve Almanya gibi devletlerin de daha önceden yaşadıkları, şu anda koridor dışında olan ülkelerin yaşadığı sorunları ve durumları ve bunların üstesinden nasıl geldiklerini de tartışmıştır. Bu ülkelerin güncel zayıf yönlerini de tabii.. Ülkemize de Nazi Almanyası dönemini incelediği bölümün sonunda değinmeye başlaması da manidar. Devam eden bölümde de ülkemizin 20002’lerin başından bu yana olan dönemini Zenci Türk, Beyaz Türk başlığı altında 5-6 sayfa kadar değerlendirmiş. Şu an bana göre ülkemizin çok ciddi problemlerinden olan Vehhabilik ve Suudi Arabistan’ın tarihine ve tarihten gelen devlet – toplum mekanizmalarına da büyük bir bölüm ayrılmış.
Yapı olarak; Tüfek, Mikrop ve Çelik, Homo Sapiens tarzı didaktik kitaplara benzemesine rağmen okuması bu kitaplara göre daha kolay. Fakat gene de odaklı okuyabileceğiniz bir dönemde okumanızı ve bu kitabı uzun zamana yaymamanızı öneririm.
Özetle, Daron Acemoğlu ve James A. Robinson, üzerine çok ciddi emek verildiği su götürmeyen muhteşem bir eser yaratmış. Muhakkak okumanızı öneririm. Amerika kıtasının nerdeyse bütün ülkeleri, Avrupa, Çin ve Uzak Asya Ülkeleri, Avrupa, Ortadoğu ve tabii ki Afrika'nın
'' İnsanlar ne der " endişesi en hoş ve en zeki insanların bile hiçbir orijinallikleri olmayan, ipleri başkasının elinde olan güzel, mekanik kuklalara çevirir.