Öncelikle kitabı çeyreğini okurken bırakırsanız kitabı anlayamazsınız. Sıkılırsanız eğer bazı yerleri göz ucuyla geçin derim. Özellikle avukat ve Ömer kısımlarına kadar gelip buraları okumalısınız, bu kısımlardan sonra bırakıp bırakmamak bu noktada size kalmış....
Kitap denildiği gibi Almanya’ya göç eden bir ailenin kızı olan Hanne’nin kendini arayışını konu ediyor. Önceden başından geçen olayları size hemen “bu olayları yaşamıştım ondan dolayı...” diye vermiyor. Hanne’nin kafasında sürekli eski hatıralar dönüyor. Ona söylenilen bir sözden, yakaladığı bir cümleden eski bir olaya gidip geliyor aralarda.
Açıkcası kitabın ilk 60-70 sayfasını çok ama çok zorlanarak okudum. Yazar Hanne karakterinin yaşadığı o durumu anlatmak için aynı anlam içeren farklı cümleler kurup(aynı cümleler dahi olabilir) uzatınca işin tadı kaçmıştı biraz. İç sesim hep “Kısa cümlelerle de bu duygular bize geçebilirdi” diyip durdu.-Bu ses aslında kitabı sevdiğimden bir annenin yakınması gibiydi diyeyim :)- İyi ki Hanne neler yaşamış diye merak ettiğimden devamını getirdim. Sonrasında da kitabı elimden bırakmadım diyebilirim. Aklım hala göz yaşımın aktığı yerlerde olacak...
Hikayenin sonunun böyle bırakılmasını ayrıca çok sevdim. ~ Eve gel
"Hayal kurmakla hayalleri gerçekleştirmek arasında büyük farklar olduğunu aklımdan asla çıkarmıyorum..." diyor Sevgili İskender Pala. Kitap 16. yüzyıla damgasını vuran Yavuz Sultan Selim ve İsmail Şah arasında geçen olayları, çatışmaları ve savaşları konu alıyor. Birebir tarihi değil ama en güzel şekilde öykülenmüş olan olaylar okunmaya değerdi.
Sevginin gücünü, aşkın imkansızlığını, pişmanlıkların dönüşü olmadığını, kardeşliğin öneminin paha biçilmezliğini ve nice güzel duyguları bize sunarak kitabı daha da zenginleştirmiştir. Kitapta öyle müthiş betimlemeler yer alıyor ki, bazen dünya güzeli (Taçlı Hatun), bazen cesur ve yenilmez (Can Hüseyn), bazen savaşta savaşan bir cengaver, bazen Sultan, bazen Şah ve de bazen aşık bir şair oldum.
Ne kadar Sultan ve Şah rakip olsalar da gerçekten ikisi de birbirlerine karşı merhametli olduklarını da dile getiriyor.
İskender Pala, en titiz şekilde hem Şah' ı hem Sultan' ı eleştirimiş ve bize bu kitabı sunmuştur. Okuduğum ilk tarih kitabı oldu ve tarihe bakış açım değişti. O savaş anlarında insanların neler hissettiği, ailelerini nasıl terkedip savaşa katıldığı ve belki de şehit olup geri gelmediği bu durumlar hem gurur verici hem de kalp kırıcıydı..
"Kim bilir belki de kalbin kırılması, gücenmesi sevginin adıydı." gibi çoğu yerde farklı anlamlarla sevgiyi anlamlandırmıştır.