Geceleri parkta otururduk.
Serin ilkbahar geceleri.
Uzakta saat onbiri vurur
Yanımızdan serseri adamlar geçerdi
Kimi yalnızdı, kiminin yatacak yeri yoktu.
Büyük karalı bir bulut,
Daha küçük bir bulutu kovalardı.
Karanlıktan, göğe doğru aydınlanır
Ağaçların uçları
Yüzü gölgeler içinde kalır, solardı.
«Hiç kimse, derdi, hiç kimse»
«Ben herkesi sevdiğim gibi sevmedi»
«Aşktan, oyundan yoruldum»
Deniz kenarı güneşli bir yerde
Gidip belki de aylarca dinlense
Kalbi tekrar eski neşesini bulurdu.
Muharebe, Enver Paşa tarafından kazanılmış olsaydı, Mustafa Kemal ismini memleket belki hiç duymayacaktı.
Halbuki bugünlerde, bu isim yavaş yavaş işitilip akılda tutulmaya başlamıştı. Kuvvetli bir
Bana bir ülke söyleyin, tek güvenli yeri cumhurbaşkanlığı sarayı olsun. Küçücük çocuklara "Burası senin yuvan" diye gösterilen okullarına silahlarla saldırılar düzenlensin. Silahlı
Hz. Ömer (R.A.) der kim, «Âlimlerin büyuklenenleri olmayin.» Bilginiz cehaletinize yetmez.»
Rivayete göre her yerde kargasalik çikardigi için «Israilogullarinin serserisi» diye söhret kazanan bir
Gökyüzünde bir bulut parçası.
Duru, aydınlık, masmavi gökyüzünde nereden bittiyse bir serseri bulut parçası. Tek başına dağ doruklarına kona göçe, kendi ken dine eğleşen.
Bir zaman gözleri bu masmavi boşluğu ve boşlukta gezinen o bir yumak bulutu izliyor. Sonra bir kuş sürüsü beliriyor gök yüzünün atlasında. Kanatlan birbirine değen, döne döne alçalan, kuzguni kanatlarıyla sanki halay tutan bu sürüye takılıyor gözleri...
...
Ansızın dağ ile denizin birleştiği o tansıklı çizgiyle buluşuverdi bakışları. Gözleri, ormanın sessizliği ne değdi.
Aşk neydi;Aşk kavuşmaktı.Bir olmak ve hiçleşmekti.Aşk birlikte yaşamaktı.Aşk serseri karın suya dönüşmesi ve yediveren çiçeğinin doğması;çoklukta değil bir canda zuhur bulmasıydı.