Vejetaryen, okurda rahatsız edici sorular bırakırken insanın en temel arayışlarından, toplumsal normlara, aile yapısına ve cinselliğe meydan okuyan bir direnişe cesurca dokunan, güçlü ve sarsıcı bir yapıt. Bunun yanısıra, kitabın anlatımındaki rahatsız edici gerilim; insan ruhunun karanlık tarafına açılan bir kapı gibi.
Bir insanın kendisini bularak, yavaş yavaş toplumsal beklentilerden, aile baskısından ve kendi bedeninden özgürleşme arzusuyla aynı zamanda kendini kaybedişini anlatıyor.
Beyaz Kitap, hayatın en sade anlarının bile nasıl duygusal bir yankı bırakabileceğini gösteren, hem iyileştirici hem de düşündürücü bir yapıt. Han Kang’ın kendine özgü anlatım tarzıyla yazılmış, hem minimalist hem de derin bir matem kitabı da diyebiliriz. Kendisi kitabı ne bir şiir ne de bir düzyazı şeklinde yazarken, beyazın saflığını ve masumiyetini, bir yandan da yasın ağırlığını kullanarak okuyucuyu kendi duygusal derinliklerine çekiyor.
Çocuk Geliyor, insan ruhunun sınırlarını zorlayarak acıyı ve direnişi tüm çıplaklığıyla anlatan, yürek burkan bir roman. Han Kang, Gwangju Ayaklanması’nın gölgesinde kaybolan hayatları, hafızalardan silinen acıları, susturulmuş çığlıkları insanın en derin, en kırılgan yerinden yakalayarak anlatıyor. Kang'ın her satırında, sadece 1980’de Gwangju’da yaşanan trajedi değil, adaletin peşinden koşan, umudu her şeye rağmen yaşatan insanlar var. Sadece bir tarihsel olayın kaydını tutmamış; aynı zamanda insanın en acı verici durumlarda bile umudu arayışını, hatırlama cesaretini ve insanlığın yıkıntılar arasında yeniden var olabilme gücünü kutlayan derin bir ağıt niteliğinde.