Puan vermedi·170 syf.··
2026 103. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 26 Nisan 2026 22:04
Kendime Düşünceler!! Marcus Aurelius'un savaş arenalarında, kendisi için kaleme aldığı bir eser. Kendisi için yazmıştır çünkü, yayınlatma amacı taşımamıştır. Eserde derin bi biçimde iç dünyasını ele alır, kendisiyle sokratik sorgulamalar, düşünceyi analiz etme, düşünceyi yeniden yorumlamalar yapar. Psikoloji var olmadan önce kendi kendisinin terapistiymiş. Erdemli olmanın, değerler çerçevesinde ve insanlarla etkili ilişkiler geliştirmenin öneminden bahseder. Kaderini sev, elinden gelenini yaptıktan sonrasında olana razı olmanın iyi varoluş halinin gerekliline vurgu yapar. Öfke, mutluluk vb. Temel konularda da fikirlerini esere yayar. Mutluluğun dereceleri vardır. Kendi mutluluğunu başkasının mutluluğuyla kıyas yapacak kadar alçalma. Çok mutlu olmak zorunda değilsin, az mutlulukla yetinip bu kadarı bana yeterli diyebilmektir bazen erdem. Varsın başkaları çok daha mutlu olsun bana benim az mutluluğum yeter, başkasının azı, çoğu meselem değildir diyebilmektir, iyi insan olmak. Yaşamın geçiciliğinden sıkça hatırlatmalar yaparak egosunu dengede tutmaya çalışır Marcus. Bir varız bir yokuz; ne bu büyüklenme ne bu kibirlenme. Kendi benliğiyle teması kaybetmeden ve kendisine daha da yaklaşarak anlamlı yaşamın DOĞA da olduğundan sıkça bahsetmektedir sevgili Aurelius.
DüşüncelerMarcus Aurelius · Yapı Kredi Yayınları · 202228bin okunma
Puan vermedi·208 syf.·
2026 7. kitabı
Doğan hocanın okur mektuplarıyla harmanlayıp görüşlerini dile getirdiği kitap. Evlilik ve aşamaları hakkında genelde eşlere seslenmiş. Evlilikte iletişim konusunun önemine değinmiş ki bence tüm ilişki türlerinde iletişim konusu hayati önem taşıyor. Toplum yapısı gereği ve bilinçsiz eşlerden dolayı, ortada sorun olunca direkt konuşmak yerine araya aracılar giriyor veya sokuluyor. Bu da iletişimin daha da kopmasına ve düzelmiş gibi görünen sorunun izlerinin kalmasına yol açıyor. Başkası aracılığıyla kurulan, ilerletilen veya çözülen (!) iletişimin sağlıklı olduğunu düşünmüyorum. Kim ne sorun yaşıyorsa muhatabına direkt iletmeli veya bir şekilde rahatsız olduğunu belirten tavır almalı. Sonrası, tarafların çabalarına kalıyor. Çiftler sorunlarını aracısız çözerlerse bağların güçleneceğine de inanıyorum. Zira başkaları araya girerse, yoluna girme ihtimali olan sorun daha da içinden çıkılmaz hâl alabilir veya istenmeyen sonuçlar doğurabilir. Zira insanlar güzel şeyleri mahvetmekte ustadırlar ve güzel şeyleri mahvetmekten hoşlanırlar. Kitapta çok güzel konulara değiniliyor. Eşlerin veya adayların empati kurması, el âlem için birbirlerini zorlayıcı şartlar öne sürmeme, maddiyattan önce insani değerlere önem verme, karşılıklı saygı, sadakat, çaba, dinleme, değer verme, ailede oluşturulan ortamın çocuk gelişimine de katkısı, evrene dair ne varsa birtakım değerlere sahip olma vs vs gibi oldukça güzel ve asıl konuşulması gereken konular kitapta yer alıyor. Bu değerlere sahip olmayan veya değerler üzerine pek düşünmeyenler için farkındalık oluşturabilir. Korku kültürü ve gelişimci kültür ortamında yetişen kişilerin ayrımı da göz önüne seriliyor. Korkuyla değil sevgiyle yan yana gelelim, birbirimizin hayatına dahil olalım. Doğan hocanın eleştirebileceğim yönü, aile konusu olur.
Evlenmeden ÖnceDoğan Cüceloğlu · Kronik Kitap · 20217,5bin okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Sorumluluğun özgürlüğü ve yaşam dengesi
Puan vermedi·480 syf.··
2026 7. kitabı
Bu kitap aslında tek bir incelemeye sığmayacak nitelikte bir eser; her kuralın, her satırın derinliğine inilmesi ve ayrı ayrı analiz edilmesi gerekiyor. Jordan Peterson, "Hayat İçin 12 Kural" ile modern insanın kaos içindeki pusulasını şu maddelerle çiziyor: Hayat İçin 12 Kural Omuzların dik, başın yukarıda olsun: Fiziksel duruşun biyolojik özgüvenle bağını kurar. Kendine, yardım etmekle sorumlu olduğun biriymiş gibi davran: Kendine şefkat göstermeyi bir görev addeder. Senin için en iyisini isteyen insanlarla arkadaş ol: Seni yukarı çeken çevrelerin önemini vurgular. Kendini dünkü başkasıyla değil, dünkü kendinle kıyasla: Bireysel gelişimi merkeze alır. Çocuklarınızın onları sevmemenize neden olacak şeyler yapmasına izin vermeyin: Sosyal entegrasyon ve disiplini savunur. Dünyayı eleştirmeden önce kendi evini kusursuz bir düzene sok: Değişimin bireyden başladığını hatırlatır. Kolay olanın değil, anlamlı olanın peşinden git: Geçici hazlar yerine kalıcı anlamı koyar. Yalan söyleme ya da en azından yalan söylemekten kaçın: Gerçeğin karakteri güçlendiren gücüne odaklanır. Dinlediğin kişinin senin bilmediğin bir şeyi bildiğini farz et: Alçakgönüllü dinlemeyi öğütler. Konuşurken net ve kesin ol: Belirsizliği dağıtmak için isimlendirmenin gücünü kullanır. Kaykay yapan çocukları rahatsız etmeyin: Risk alma ve dayanıklılık geliştirmeyi savunur. Sokakta karşılaştığın bir kediyi sev: Acılar içinde anlık küçük güzelliklere tutunmayı hatırlatır. Peterson’ın bu eseri, bireyin kendi varoluşsal ağırlığını taşıma çabasını merkeze alarak erdem dediğimiz şey aslında bir denge halidir der. Ancak bu dengeyi kurarken "pazar nevrozu" gibi boşluklara düştüğümüzde, bu boşluğu bir eser çıkararak veya sorumluluk alarak doldurmalıyız. İnsan her şeye alışır; mutsuzluğu normalleştirmek
Hayat İçin 12 Kural: Kaosa PanzehirJordan B. Peterson · Pegasus Yayınları · 2021640 okunma
Ne yakındır bana ne de gayrıdır .
Puan vermedi·136 syf.··
2026 20. kitabı
·
8 saatte okudu
·
Okunma: 10 Şubat 2026 22:59
Şiir kitabına inceleme yazılmaz biliyorum da acayip şeyler okudum ya. Şiirin matematiği de oluyormuş. "Öldüren ben; ölen sen; kabirde yatan benim." Türev integral bırakmamış bana göre. Bunu yaşayan bir bakışla anlar, anlamayan, bilmeyene gelince bilmediğine anlamadığına kurban kessin. Onun dışında şairin şiirlerinin okunması ve karakterinin saygıyı hak etmesi arasında dümdüz bir çizgi vardır benim için, sayarak okudum, bildiğim kadarıyla bunu sonuna kadar hak ediyor. Babasını seven adam kötü olur mu hem? Tüm şiirlerine bayılamam. Ben hepsini hazmetsem mahvolurdum. Ama çok yerde bir durdum bir daha okudum. Diyorum ya şiire şiir mi yazayım, bu kadar diyebiliyorum. Bildiğim, şiirin aşkla arasında bir şey yok. Oradan oraya bir şey ya da yol yok direkt olarak birbirine yapışık iki çizgidir bu ikisi. Ve insan. Kalbini tuta tuta bir şiiri okuyorsa vay o insanın haline. Çünkü başka birinin kalbi yana yana attığı çığlığı okumak kolay değil. Şiire dökülmüş bir aşk en kötü günde bile kaybolmaz, bir aşk kalpte şiiir olduysa ömrü billah iflah olmaz. Burada keseyim. " Bırak da, böyle bitsin bu günahkâr serüven Bırak da kurtarayım bu emânet sarayı Yeter, intiharınla oyduğun yüreğimi Umutsuz şarkılarla avutulduğum yeter " Velhasıl. Dünya üzerinde kalbini hissetmeden ölmek seçeneği tüm bu acıları çekmekle kapışır, ama ruhsuz ama maddi. İsteyen istediğini seçiyor ve yolunu yürüyor. Kalbe layık olana aşık olunmuyor. Ruh birini seçer sen ondan sonra mahkûmsun. İster dağlara taşlara der reddedersin ister öper başına taç diye takarsın. Kavuşmakla ilgisi yok. İnsanın kalbinin ekmeğini inkar etmediği tek şey budur:Aşk . Aşkla gurur duyulur maşuktan utanmak yerine. Bence bu budur. Kimse kimseyi beni sevmedin o yüzden layık değilsin diye zorbalamasın. Tabiri caiz ise git ötede sev. Bize
Şiir
RüveydaNurullah Genç · Timaş Yayınları · 20247,1bin okunma
detaylı, spoilersız ve tarafsız inceleme
10/10
·400 syf.··
Beğendi
·
2026 4. kitabı
·
28 günde okudu
·
Okunma: 12 Ocak 2026 16:57
Gümüş Yürek serisi bitti. Bunu kabul etmekte çok zorlanıyorum. Boşluğa düştüm ve boşlukta Eira'nın Nos'u araması gibi bende hâlâ boşlukta bu serinin devamını arıyorum. Bulamayacağımı biliyorum ama arıyorum işte. Yazın ortasında kar yağmasını beklemek gibi bir şey bu. Ama her yolculuk gibi bunun da bitmesi gerekiyordu ve bitti. Kitabın adı bile "Yolun Son Şarkısı". Yolun son şarkısını dinledik ve dinlerken kaybolduk, yaralandık, yorulduk, düştük ama yine de kalkıp yürümeye devam ettik. Kitabı okurken onlarca kez deja vu yaşadım. 3. kitabı okurken, 1. ve 2. kitaplardan parçalar görmek bazen gözlerimi doldursa da çok güzel hissettirdi. Ayrıca ben bu evrene dair okuyacağımız birçok hikâye olduğunu düşünüyorum. Bu yolun şarkısı bitse de bence bu evrenin şarkısı bitmedi. Konusundan bahsetmeden önce sadece bu kitabı saat akşam 10'dan sabah 5.30’a kadar aralıksız okuduğumu belirtmek isterim. Şimdi kitabın konusunu ve diğer önemli unsurlar hakkında düşüncelerimi paylaşacağım. (serinin 1 ve 2. kitabına yaptığım incelemeler→#289671276 #289675211) Konusu; Eira ve Marlo, Korsan Kraliçe ve Hırsız Kral ile yaptığı anlaşmaya uyacaktı. Eira, Hırsız Kral'ın ekibinin bir parçası olacaktı. Verimsiz topraklardan bataklıklara, gürültülü limanlardan karlı ve ıssız dağlara uzanan yol bir kez daha onu çağıracaktı. Bu yolda geçmişten çıkıp gelen yüzlerle ve nice tehlikeyle karşılaşacaktı. Eira, yolun son şarkısını dinleyecek ve bu şarkının onu ve büyülü fey dünyasını değiştirmesine izin verecekti. Not: Normalde inceleme yaparken kitapların konularını, kitabın sırtında yazan yazıdan bağımsız bir şekilde ve kendi kelimelerimle yazardım. Ama bu kitabı nedense kendi kelimelerimle anlatamadım ve bu kitabı en iyi anlatacak kişinin bu
Edebiyat
Gümüş Yürek 3D. N. Archeron · Guardian Yayınları · 2025302 okunma
Puan vermedi·383 syf.··
Beğendi
·
2022 2. kitabı
"Bu kitabın bir yerlerinde mutlaka kendinizi bulucak, kendinizle yüzleşeceksiniz. Okudukça, yaşamın, sağlığın, sevginin ve huzurun değerini daha iyi anlayacak;her damlası ayrı duygunun rengini taşıyan bir çağlayanın altından geçeceksiniz!" Bir psikiyatristin not defterinden... İnsan sorunlarının sebebini tamamen dışarıda arar ve bu konuda sorumluluk almak istemezse, terapinin bir yararı olmaz. İnsanların çoğu, sorunlarının sebeplerini çevrede, yani yakın ilişki içinde oldukları insanlarda, aile ve iş çevrelerinde arar. Annem kirletti onların ruhlarını. Döve döve kirletti onları. Kendilerine ne güvenleri ne de saygıları kaldı. Hepimiz dünyaya kadın olarak gelmenin suçluluğunu atamadık üzerimizden. Bir yandan onlara en nadide çeyizleri hazırlarken, bir yandan da kemiklerini kırana kadar dövdü. Yani kaşıkla verip sapıyla çıkardı. Küçücüktün bir kıza "Deli Dudu" ya da "Pis Südüklü," dersen, o çocuktan hayır mı gelir?"<<Masumlar Apartmanı-Çöp Apartman>> ... Ha annem dokundu, en çok bizi döverken dokundu. Onda da zaten pek elini kullanmaz, bazen oklavayla, bazen süpürgeyle döverdi bizi. Hiç acımazdı bize vururken. Bir anne gibi içi sızlamazdı yani. Ben anne olmadım ama insanın yavrusuna biraz içi sızlar gibi geliyor bana. Hayvanlar bile kıyamıyorlar yavrularına. Ama o bize kıydı.Gülben'in beline vururdu oklavayı. Nasıl sakat kalmadık hâlâ şaşıyorum. Gerçi biz üçümüz iyi kötü hayatta kalabildik, ötekilerin bizim kadar da şansı yokmuş. <<Masumlar Apartmanı-Çöp Apartman>> + Siz demek hatalarına rağmen insanları sevebiliyorsunuz. ​— Marifet bu zaten. Mükemmeli sevmek marifet değil ki... Gel bugün bacak bacak üstüne atıp beraber keyif yapalım. Keyif bizi bulmazsa biz onu aramaya çıkalım. Belki bir yerlerde rastlarız ona. Saygı ve hürmet gören insan kendini saymayı, kendine
Madalyonun İçiGülseren Budayıcıoğlu · Remzi Kitabevi · 202021,5bin okunma