Devre sonu zamanında Anadolu'nun önemi
9/10
·233 syf.··
Beğendi
·
2026 30. kitabı
Ergün Arıkdal, Anadolu Misyonu’nda devresel tamamlanma dönemine yaklaşırken Türk’ün ve Anadolu’nun kozmik döngüdeki yerini büyük bir netlikle ortaya koyuyor. Bu kitap, sadece tarihsel bir okuma değil; aynı zamanda kolektif bilinç, kadim görevler ve yeni bilgi çağına hazırlık üzerine güçlü bir ruhsal çağrı. Arıkdal’a göre Türkler, insanlığın geçiş yaptığı bu yeni devrede bilgi çağının öncülerinden olacak. Bunun nedeni üstünlük iddiası değil; Türklerin tarih boyunca başkalarının tahammül bile edemeyeceği sınavlardan geçerek ruhsal dayanıklılık kazanmış olması. Bu dayanıklılık, yeni çağın gerektirdiği yüksek bilinçle birleştiğinde bir tür “ışık taşıyıcılığı”na dönüşüyor. Kitapta özellikle İstanbul’un bilgi yayım merkezi olarak vurgulanması dikkat çekici. Arıkdal, İstanbul’u “bilgi ışığını muhafaza edebilen nadir güçlü merkezlerden biri” olarak tanımlıyor. Bu ifade, hem şehrin tarihsel hafızasına hem de metafizik rolüne işaret ediyor. Arıkdal’ın çağrısı çok net: Maddeye esir olmadan, içsel ışığımızı koruyarak birlik bilincini, sevgiyi ve iyiliğin kelebek etkisini yaymak.Çünkü bu devre sonu kapanış zamanında yapılan her iyilik, her sevap, her bilinçli seçim tekâmülü hızlandıran bir titreşim yaratıyor. Okurken bazı yerlerde gözyaşlarımı tutamadım; kitabın yoğun sevgi frekansı gerçekten hissediliyor.Tekâmülü hızlandıran iyilik, sevap ve bilinçli seçimlerin önemini derinden hatırlatan bir eser.
Büyük Değişimin Eşiğinde Anadolu MisyonuErgün Arıkdal · Enstitü Yayınları · 201328 okunma
Güzeldi
7/10
·79 syf.··
2026 18. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 04 Haziran 2026 23:11
Selam bugün sizlere Kuşlar Da Gitti anlatacağım. Kitapta yoksul 3 çocuk ve başından geçenler anlatılıyor. Bu çocuklar Florya'da uçan kuşlara tuzak kurup, kuşları avlayıp kilise ve cami önlerinde satıyorlar. Alan kişi kendince kuşları serbest bırakıp sevap kazanıyormuş falan öyle bir şey işte. Fakat zamanla bu gelenek körelmiş. Kimse kuş almaya yanaşmıyor, çocuklar da bu durumdan muzdarip. Annesinin halısını satıp kuş kafesi alan Süleyman, babasının düşmanlarından kaçıp İstanbul'a gelen Hayri ve Semih, bu kitapta bize azat buzatlık kuş geleneği ile beraber insanların merhamet duygusunun da zamanla yok olduğunu anlatır. Akıcı ve güzel bir öykü olmuş. Yaşar Kemal okumayı seviyorum. Puanım 7.
Edebiyat
Kuşlar da GittiYaşar Kemal · Yapı Kredi Yayınları · 202218bin okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Rind'in ve Zâhid'in Halleri
10/10
·104 syf.··
2026 9. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 31 Mayıs 2026 14:18
​Edebiyatımızda Rind ile Zâhid arasındaki zıtlık; şairlerin Zâhid’i riyakârlıkla itham edip Rind’i övmeleri oldukça yaygın bir durumdur. Nitekim bir şeyhülislam olan Şeyhülislam Yahya Efendi bile: ​Mescidde riyâ pîşeler etsin ko riyâyı Meyhâneye gel ne riyâ var ne mürâyı ​diyerek döneminde çok büyük eleştirilere maruz kalmıştır. ​Genelde bu iki tipin tam bir tasviri yapılmadığından olacak ki, Fuzûlî konunun zihinlerde netleşmesi adına Rind ü Zâhid adındaki Farsça mensur eserini kaleme almıştır. Bu eserde Zâhid’in oğlu olan Rind, babasının yolunu benimsemeyerek onunla manevi bir yolculuğa çıkar; fakat babasının telkinlerini bir türlü beğenmez. Rind, zâhidleri; itibara düşkün, niyetlerinin bozukluğu sebebiyle amellerini batıl eden riya sahipleri olarak görür. Buna mukabil kendisi de ehl-i iman olmakla birlikte, İslam’ın emir ve yasaklarını oldukça yanlış tevil eder. Hatta getirdiği deliller ispatlar ki helal ve haram hususunda Kur’an’ı değil, kendi nefsini esas almakta; nefsine zor gelene farklı batıl anlamlar yüklemektedir. ​Eserde Zâhid’in neredeyse her sözü doğruyken, Rind’in her sözü yanlış ve çelişkilerle doludur. O; Allah’ın affına mazhar olmak iddiasıyla ve aklı bir vesveseden ibaret gördüğü için içki içer. Allah’ın sanatını görmek bahanesiyle güzele bakmayı sevap sayıp harama yönelir ve manen "benim kalbim temiz" der. Oysa Allah’ın affına güvenilerek günah işlenemez (Fâtır, 5); içki, aklı örttüğü için kötülüklerin anasıdır (Hadis, Buhârî) ve güzel bakmak (ibret almak) sevap olsa da harama bakmak günahtır (Nûr, 30). ​Bütün bunlara rağmen Rind; zamanın şairleri tarafından kalbi teskin etme, halka şirin görünme ve şiiri meşrulaştırma gayesiyle savunulmuştur. Günümüzde ise popüler kültür tarafından bilgisizce yüceltilmekte; sözlüklerde, ibadetlerine dikkat eden
Rind ile ZahidFuzuli · Milli Eğitim Bakanlığı Yayınları · 1993410 okunma
6/10
·96 syf.··
2026 367. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 25 Mayıs 2026 22:41
Din felsefesi; Tanrı' nın varlığı, vahyin imkanı, ruhun ölümsüzlük ve kötülük problemi başlıca konularıdır. Bu kitapda da ateistlerin inançları yönündeki Tanrı'nın yokluğunu felsefi alana göre imgelemektedir. Güzel ve özel kitap olmuş. Fakat tasavvurlarında Müslümanların acısını sevap kazanmakla bağdaştırmış. Acılarını hafife almış olarak nitelendirdim. Bu detay hoşuma gitmedi. Onun dışında benim için güzel kitap buluşması oldu:)
1000Kitap
Kötülük ProblemiAltay Cem Meriç · Tin Yayınları · 2026277 okunma
"Umut, hayatın bir ucunda; nefes alıyordu yine."
10/10
·96 syf.·
2026 16. kitabı
Merhaba iyi akşamlar 1K! Üslubu oldukça; sade, açık, anlaşılır ve net bir kitap okudum. Okurunu etkileyebilen, ustalıkla yazılmış temiz bir eser. ‎ ‎Kitabın İçeriği: Şems-i Tebrizî ve Mevlana Celaleddin-i Rumi 'nin kendi aralarındaki hoş, sohbet ve kelamlarıyla şekillenen, birbirlerinde Allah (c.c) aşkını bulmak için, devamlı uğraş verdiklerini; ‎ ‎Her zaman; güzellikten, sadelikten ve estetikten yana olduklarını, dua gibi bir nimetin biz okuyucularında, her an bulunduğunu, iyiyken, kötüyken, darda ve umutsuz olduğumuz zamanlarda bile, çıkış anahtarımızın, bu kutsal kelime de olduğunu, kitap boyunca; biz okurlarına devamlı aşılayıp, hayatımızda; dua kelimesinin, ne kadar büyük bir nimet ve şükür olduğunu, anlattıkları hikâyelerle ve kıssalarla, özenle ve ince eleyip, sık dokuyarak; ‎ ‎Mahşer terazimizin, sevap ve günahlarımızla, nasıl şekil alacağını, ahiret hayatında, nasıl mükâfatlandılacağımızı ya da nasıl bir imtihana tabi tutulduğumuzu, bu hassas terazinin sonucunda; ‎ ‎İnsanlığımızla, kalbimiz, vicdanımız ve merhametimizle; nasıl zorlu bir sınav verdiğimizi, cennet ve cehennem kavramlarının da  devamlı ölçmemizi istedikleri;  Allah (c.c)  Peygamberimiz Hz. Muhammed'e (sav) övgülerle, bağlılıklarını bildirdikleri, kıssadan hikâyelerin bol olduğu, ilahi aşkta sınırlarının ne derece olduklarını, kendilerini devamlı, Hak yolunda sorguladıkları; ‎ ‎Kendilerindeki Allah (c.c) aşkının onlara, ne gibi nimetler, ne gibi güzellikler verdiğini, "şükür" kelimesinin inceliklerini, nahifliklerini, biz okurların takdirine sundukları ve biz Allah (c.c) kullarının; umutlarını, hayallerini, hedeflerini hiçbir zaman, terk etmemeleri anlamında, biz okuyucularına devamlı, ders çıkarabileceğimiz şekilde öğütler, nasihatlar, anektodlar verdikleri, yegâne bir eser. ‎ ‎Kitabımızın temaları arasında; ‎ ‎En çok;
1000Kitap
Kalbinde İyilik Biriktirenin Yolu Hep AçıktırŞems-i Tebrizî · Destek Yayınları · 20252,538 okunma
Karşımıza Çıkan Sınır İhlalleri
9/10
·176 syf.··
Beğendi
·
2026 19. kitabı
Kitap benim için üç ana konu üzerine kurulmuş diyebilirim. 1. Hayır diyebilmek üzerine 2. Sınırlarımız üzerine 3. Kendinize hayır diyebilmek üzerine Genel anlamda sınır çizmek konusunda problem yaşayan insanlara yol gösterici nitelikte bir kitap olmuş. Konuyu çeşitli bakış açılarıyla ele alması başta gerçekçi bir hikayeyle durumu somutlaması hoşuma gitti. Ama bazı örneklerin bizim kültürümüzle uyuşmadığını düşünüyorum. Ayrıca hikaye kısmının tüm kitaba yayılmasını tercih ederdim. Kitabı okurken kendimi zaman zaman bencil birinin yazdığı bir kitabı okuyormuş gibi hissettim. Ama hayır demek bir bencillik midir? Kesinlikle hayır! Hayatta karşımıza çıkan her şeye evet diyemeyiz. Kitabın bazı noktalarında hayır demenin abartılmış olduğunu da düşünüyorum. Çünkü bazen sadece inanç sistemimiz için bile evet dediğimiz sevap saydığımız şeyler olabiliyor hayatta. Ya da bazen dostluklar fedakarlık gerektirebiliyor. Her zaman bizim konfor alanımızdaki evetler evet olarak kalamıyor maalesef. Hayatta birçok dinamik var birçok ilişki dinamiği var. Ve bizim gibi duygusal toplumlarda birçok ilişki aslında fedakarlık üzerine kurulmuş durumda. Ama kitap fedakarlık dengesizliği ile ilgili de bireye farkındalık oluşturuyor. Hayır demekte zorluk çekenlere, farkındalık kazanmak isteyenlere ve benim gibi öğrencilerine Sınır Koyma konusunda bilgi verecek psikolojik Danışmanlara tavsiyemdir.
Psikoloji
Hayır Diyebilme SanatıMüthiş Psikoloji · Destek Yayınları · 202417,7bin okunma