Su Yangını l
Toprak anladı beni, ölüler ve diriler Bir sonbahar hüzünle gülümsüyor derinde Ruhumu aldatıyor yüzün diye periler Uzak bir ıstırabın karanlığında kaldın Bir Hint fakiri miyim yoksa hecelerinde Sinemde su yangını, Samanyolu'nda adın İsmini andığımda yollarındaki izler Ağlayan bir İstanbul getirdiler öteden Fotoğraflarında mı gizleniyor denizler Kardelenler büyüdü şakaklarımda bile Hatıralar yurdunun o uzak mabedinden Bir sen gelmedin; geldi gidenler sevda ile Ovalardan, dağların arasından bivefa O pervasız, buyurgan gözlerindir süzülen Bilemezsin, her sabah umudumla kaç defa Çiğdem gibi tutarım bembeyaz ellerini Yaralı bir kartalım doruklarda büzülen Atlılar kuşatıyor kirpiklerinden beni Ne yana dönsem siyah, sessiz, bitkin ve ırak Kalbe dokunduğunda her akşamüstü ölüm Kırıldı hüzne karşı taşıdığım son mızrak Meçhul bir mimar yıktı içimin sarayını Gözlerine bakınca geceye küstü ölüm Göğümden aldı bahar güneşini, ayını Ey üzgün yalnızlığım, sineme bir baksana Ne münzevi bir kaygı, ne de mahrem bir resim
Sayfa 73·Kitabı okudu
Şiir
Benliğimin ötesinde yaşamak. Nasıl bir arzu öyle. Küller küllere. Hiç alnımın ortasına haç çizilmedi. Kül Çarşambası. Çizilenleri kıskanıyordum. Artık bu şansın var. Matem elbisesi. Alın yazısı.
Sayfa 125 - Everest Yayınları
Alıntı
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Geceler ülkesine yol alır otomobiller Kahinler gibi oturmuş içine şoförler Ne şakacı kahin şu makine rahipleri Büyük şehirlerden getirmişler tozlarını Büyük uygarlıklar biberini Bürolar keskin keskin geometri kokar Evler deniz dibi yosunlarıyla yumuşak Ve çocuk okuldan eve dönüyor koşarak Sonbaharı içiyor sarhoşlar bir bahçe kıyısında Al yosunlarda Göğü bir şişe gibi kırarak Bir şarap şişesi gibi Ve bir ordu yürüyor durmadan Durarak Sancağı gösteriyor bir kumandan En yüksek kayalardan Krateri bir kartal biçiminde donmuş Yağmur savuran dağlara doğru Haykırarak Yazları kızlar soğutuyorlar bir karpuz gibi su kıyısında Dokunan bir ipek gibi savuruyorlar Sonra bahar bahar bahar Bir kentte ihtilal Bir kentte grev Bir ülkede savaş var Çiftler geçiyorlar ağaç altlarından kolkola Bir yolda ki taşları eski menekşelerden kalma Ben bır bardağın arkasına saklanarak uzatıyorum sana Sen bardağın içinden uzanarak Bu demeti alsana Ben bu park ırmağının asma köprüsünden
Şiir
Sevdiğinden ayrı düşmüş aşık sanma ki rahat olur Neler çeker bu gönül söylesem şikayet olur
Sayfa 37·Kitabı okuyor
ağlamak acıların yontulmuş biçimidir hüzünse bir çocuğun gökyüzünü sevmesidir.
Çok mu yoruldun gecenin ordularını aşarken çok mu çıkmazlardan geçti yolun bana gelirken.
Alıntı