Kuvvetli, kararlı bir babamız olsun, bize ne yapıp neyi yapmayacağımızı söylesin isteriz. Niye? Neyi yapıp neyi
yapmayacağımıza, neyin ahlaklı ve doğru, neyin ise günah ve yanlış olduğuna karar vermek zor olduğu için mi? Yoksa suçlu ve günahkar olmadığımız işitmeye her zaman ihtiyaç duyduğumuz için mi? Bir baba ihtiyacı her zaman mı vardır, yoksa, kafamız karıştığı dünyamız daraldığı,
ruhumuz daraldığı, vakit mi isteriz babayı?
Zihin hoşuna gitmeyen bir şey yaşandığında şiddetle bu rahatsızlıktan kurtulmak, hoşuna giden bir şey yaşandığında zevkin kalıcı olmasını ve yoğunlaşmasını ister. Bu yüzden hep doyumsuz ve huzursuzdur. Bu acı gibi hoşumuza gitmeyen şeyler deneyimlediğimizde çok açıktır. Acı sürdükçe mutsuz oluruz ve acıdan kurtulabilmek için bir şeyler yaparız öte yandan keyifli şeyler yaşadığımızda bile tamamen mutlu değilizdir ya keyfimizin biteceğinden korkarız ya da keyfin yoğunlaşmasını dileriz. İnsanların yıllar boyunca aşkı bulmak ister ama bulduklarından nadiren hoşnut olurlar bazıları partnerlerinin kendini bırakacağından endişe eder diğeri hak ettiğinin daha ağzına razı olduklarını ve daha iyi birini bulabileceğini düşünürler, çünkü hepimiz bunu Başaran insanlar tanırız.
Guatma bu kısır döngüden çıkmanın bir yolunu bulmuştu. Eğer zihin keyifli de can sıkıcı bir şeyler yaşadığında bu olayları oldukları gibi kabul ederse o zaman acı doğurmaz. Eğer üzüntüyü, üzüntüden kurtulmayı dileyerek yaşamazsanız gene üzüntü hissetmeye devam edersiniz ama bundan acı çekmezsiniz hatta üzüntüde bile zenginlik bulabilirsiniz eğer mutluluğu mutluluğun uzayıp yoğunlaşabileceği ihtimalini düşünmeden yaşamayı başarabilirseniz akıl sağlığınızı kaybetmeden bu mutluluğu hissedebilirsiniz.