Evimizin önünde büyükçe bir bahçemiz vardı. Çok severdik bu bahçeyi, bu bahçede oynamayı. En çok da leylak ağacını... Bahar gelirken leylaklar mor mor açar, onlara dikkatle yaklaşır, eğilip uzun uzun koklardık ama asla koparmazdık. Bize gelen misafirler leylakları görünce koparıp evlerine götürürlerdi. İşte en çok da buna kızardık. Bizim kıyıp koparamadığımız çiçeklerimizi onların koparmaya ne hakkı vardı?
Halkım şarkı söylerdi; biz dans eder ve severdik. Gücümüz buydu. Ama aynı zamanda da kazardık. Sonra da ölürdük. Nedenini seçme şansımız nadiren olurdu. Bu seçim, güçtü. Tek silahımızdı.
hem severdik o çiçeği delicesine
hem de sevmez görünürdük
çocukluk işte
kapışmamız sanki bir başka nedendendi
yoksulluk dağbaşında yalınayak keloğlan
varsıllıksa subaşında bir azgın devdi