Rahel Tanrı’yla Hesaplaşıyor, adından da anlaşılacağı gibi kolay okunan ama kolay sindirilen bir kitap değil. İnanç, adalet, acı ve sorgulama üzerine düşündüren bir metin.
Kitabı okurken en çok hoşuma giden şey, sorgulamanın düşmanlık olarak sunulmaması oldu. Çünkü çoğu zaman insanlara ya inanmak ya da tamamen reddetmek arasında bir seçim varmış gibi davranılıyor. Oysa hayatın içinde bazen insan inanırken de sorgulayabiliyor, severken de kırılabiliyor, güvenirken de soru sorabiliyor.
Rahel’in Tanrı’yla hesaplaşması aslında biraz da insanın hayatla hesaplaşması gibi geldi bana. Yaşanan acıların, haksızlıkların ve cevapsız kalan soruların karşısında sessiz kalmayı reddediyor. Bu yönüyle kitap, kesin cevaplar vermekten çok düşünmeye alan açıyor.
Her görüşüne katıldığımı söyleyemem ama zaten kitabın amacı da okuru kendi tarafına çekmek değil gibi geldi. Daha çok, uzun zamandır sormaya cesaret edemediğimiz soruların varlığını hatırlatıyor.
Kitabı bitirdiğimde aklımda kalan şey cevaplar değil, sorulardı. Sanırım bazı kitapların değeri de tam burada yatıyor. Bize ne düşüneceğimizi söylemelerinde değil, düşünmeye devam etmemize neden olmalarında.