Yağmur Dindi, Rüzgâr Kaldı...
8/10
·184 syf.·
2026 87. kitabı
"Aşk neydi sence?" Birini severken gözünün kör olması mıydı? Karşılık beklemeden sevmek, seni görmeyen birini yıllarca aynı heyecanla beklemek miydi? Yoksa sevdiğin insanın sana bir kez gülümsemesiyle bütün kırgınlıklarını unutup yeniden ona doğru yürümek miydi? Bana İkimizi Anlat kitabını okurken kendime bu soruları defalarca sordum. Bu kitap benim için sadece bir aşk hikâyesi değildi. Sayfaları çevirdikçe sevmenin bazen ne kadar güzel, bazen de ne kadar ağır bir yük olabileceğini hissettim. Rüzgâr'ın hikâyesi çocukluğunda başlıyor. Daha küçücük bir çocukken komşusu Yağmur'a âşık oluyor ve o sevgi yıllar geçse de hiç eksilmiyor. Yağmur ise onu hep en yakın arkadaşı olarak görüyor. Ne zaman canı yansa, ne zaman hayat onu yorsa, dönüp dolaşıp Rüzgâr'ın yanına geliyor. Rüzgâr ise her defasında biraz daha kırılıyor ama Yağmur'un küçücük bir gülümsemesiyle bütün yaralarını unutuyor. İnsan okurken bazen "Bu kadar sevilir mi?" diye düşünmeden edemiyor. Kitap boyunca yağmur sadece gökyüzünden yağmıyor; sanki Rüzgâr'ın kalbine de yağıyor. Rüzgâr ise adı gibi esiyor ama içindeki fırtınaları kimseye göstermiyor. Yağmur'un kokusunu her rüzgârda arıyor, onun mutlu olması için kendi mutluluğunu ikinci plana atıyor. En çok da Rüzgâr'ın sessiz sevgisi etkiledi beni. Çünkü bazı insanlar sevgilerini söyleyerek değil, susarak yaşar. Ama kitabın beni en derinden sarsan kısmı Rüzgâr'ın annesiyle ilgili olan bölümdü. Yağmur'a çok kırıldığı bir gün her şeyden kaçmak istiyor. Telefonunu kapatıyor, kimse ona ulaşamasın diye evi terk ediyor. O sırada annesi defalarca onu arıyor ama Rüzgâr hiçbirini göremiyor. Eve döndüğünde ise annesini cansız bir şekilde buluyor. O satırları okurken gerçekten boğazım düğümlendi. Çünkü Rüzgâr, yıllarca Yağmur'u severken
Bana İkimizi AnlatAhmet Batman · Destek Yayınları · 201410,9bin okunma
7/10
·272 syf.··
Beğendi
·
2026 8. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 23 Haziran 2026 18:38
İnci Aral, karakterlerin iç dünyasını son derece incelikli işler. Okur, onların yalnızlıklarını, pişmanlıklarını ve umutlarını adeta hisseder. Roman boyunca insanın geçmişiyle hesaplaşması, kaybettiklerinin ardından duyduğu özlem ve sevmenin bedeli ön plana çıkar. Bu nedenle eser, duygularını saklamayan ve okurunu da duygusal olarak içine çeken bir anlatı sunar. Romanın merkezinde yalnızca bir aşk hikâyesi yoktur; daha çok aşkın insanın içinde bıraktığı izler vardır. Karakterler birbirlerini severken aynı zamanda kendi eksiklikleriyle de mücadele ederler. Bu yüzden romandaki romantizm, pembe ve kusursuz bir mutluluk değil; özlem, bekleyiş ve kavuşamamanın hüznüyle yoğrulmuş bir romantizmdir. Aşk burada bir sığınak olduğu kadar bir yaradır da. Yazarın dili şiirsel ve zariftir. Betimlemeler, karakterlerin ruh hâllerini yansıtacak şekilde kullanılır. Romanda olaylardan çok duygular ve iç çözümlemeler öne çıkar. Yazar, sıradan görünen anların içine büyük anlamlar yerleştirir. Bu yönüyle eser, hızlı akan bir olay örgüsünden ziyade insan ruhunun derinliklerinde dolaşan edebi bir yolculuk gibidir. İnci Aral, romantizmi hüznün, hüznü ise insan olmanın doğal bir parçası olarak işler. Roman bittiğinde geriye büyük olaylardan çok, kalpte yankılanan duygular kalır. Umut dolu kitaplara, keyifli okumalar...
Şarkını Söylediğin Zamanİnci Aral · Everest Yayınları · 20241,143 okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
3/10
·109 syf.··
2026 14. kitabı
·
7 saatte okudu
·
Okunma: 20 Haziran 2026 01:11
Dokuzuncu Hariciye Koğuşuna resmen üçüncü kez şans verdim ama yine olmadı... İlk iki okumamda hiçbir şey anlamamıştım belki bu sefer farklı olur diye zorladım ama yarıda bırakmamak için kendimi resmen paraladım. Dilinin ağırlığı bir yana kesinlikle eski Türkçeye de hakim olmak gerekiyor. Bunun haricinde kitapta o kadar çok gereksiz ve uzatılmış cümle var ki... (öznel) Peyami Safa ilk kez okuduğum bir yazardı ama bende hiç iyi bir izlenim bırakmadı uzun bir süre de Peyami Safa görmek istemiyorum sanırım.Üzgünüm. Kitapta beni gerçekten etkileyen tek bir kısım oldu çocuğun bacağının kesilme ihtimalini öğrendikten sonra “Evde bıçakla ekmek kesilmesine bakamıyorum” demesiydi... O cümle resmen içime oturdu. Zaten ön yargıyla başlamışken en azından minik bir ümit beslemiştim bu okumamda ama maalesef sarmadı. İnsanın kendi ruhuyla savaşı o yalnızlık hissi güzel düşünülmüş ama dili benim için bu hikayenin önüne geçti maalesef.Bazı incelemeleri okudum bir kısım severken bir kısım da benim gibi sıkılmış,anlamakta zorlanmış vs.Olabilir her kitap memnun etmeyebilir.Keyifli okumalar Mihriy’ Dokuzuncu Hariciye Koğuşu Peyami Safa
İnceleme
Dokuzuncu Hariciye KoğuşuPeyami Safa · Ötüken Neşriyat · 2022121,2bin okunma
Bazı sorular dualardan daha dürüsttür.
8/10
·70 syf.··
2026 90. kitabı
Rahel Tanrı’yla Hesaplaşıyor, adından da anlaşılacağı gibi kolay okunan ama kolay sindirilen bir kitap değil. İnanç, adalet, acı ve sorgulama üzerine düşündüren bir metin. Kitabı okurken en çok hoşuma giden şey, sorgulamanın düşmanlık olarak sunulmaması oldu. Çünkü çoğu zaman insanlara ya inanmak ya da tamamen reddetmek arasında bir seçim varmış gibi davranılıyor. Oysa hayatın içinde bazen insan inanırken de sorgulayabiliyor, severken de kırılabiliyor, güvenirken de soru sorabiliyor. Rahel’in Tanrı’yla hesaplaşması aslında biraz da insanın hayatla hesaplaşması gibi geldi bana. Yaşanan acıların, haksızlıkların ve cevapsız kalan soruların karşısında sessiz kalmayı reddediyor. Bu yönüyle kitap, kesin cevaplar vermekten çok düşünmeye alan açıyor. Her görüşüne katıldığımı söyleyemem ama zaten kitabın amacı da okuru kendi tarafına çekmek değil gibi geldi. Daha çok, uzun zamandır sormaya cesaret edemediğimiz soruların varlığını hatırlatıyor. Kitabı bitirdiğimde aklımda kalan şey cevaplar değil, sorulardı. Sanırım bazı kitapların değeri de tam burada yatıyor. Bize ne düşüneceğimizi söylemelerinde değil, düşünmeye devam etmemize neden olmalarında.
Rahel Tanrı’yla HesaplaşıyorStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202124,9bin okunma
Puan vermedi·528 syf.··
2026 49. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 16 Haziran 2026 20:41
#tılsımvesis2 #sedalena “Seni her şeyden, herkesten korurum. Bu uğurda ölürüm ama seni senden nasıl koruyacağım?” Larina gözünü yaralı olarak açar ama korktuğu şey kendi yaraları değil As’ı kaybettiği düşüncesidir. Toparlandığı birkaç günde Larina üzüntüden kahrolmuştur. Eve geri döndüğü zaman ise As’ı sağ salim karşısında bulur. As ise her yerde genç kızı aramaktadır. Bulduğunda ise bir daha onu yanından ayırmak istemez. Birbirlerine kavuşmuşlardır artık ve Larina’nın tek isteği As ile evlenmektir. Kralın şerefine düzenlediği baloya katılmaları ise büyük bir savaşın başlangıcı olacaktır. As, halkının intikamını almakta kararlıdır. Larina, hala kayıp olan Ovid’i bulmak için Yeirs’in aklına girer. Orda gördüğü şeyler sonucu Larina, Yeirs ve Roza arasında geri dönülemez olaylar olur. Larina, bir taraftan da kardeşini bulmakta kararlıdır. Bunun için Noir’den yardım ister. Larina’nın içindeki vayemleri kontrol etmesi ve büyü yapmayı öğrenmesi gerekmektedir. As bunun için annesinin görünümünde olan Sinyesten ders almasını söyler. Larina bunu kabul etmek istemez ama As için yapar. Larina öğrendiği gerçeklerle ihanetin ne kadar yakında olduğunu anladığında ise her şey için çok geç olacaktır. Serinin ikinci kitabını yine soluksuz okudum. İlk kitap öyle bir yerde bitmişti ki hemen devamına başladım. Baştan sona heyecan, aksiyon ve olayların bitmediği bir kurguydu. Yazarın akıcı kalemi ve karakterleri ile oluşturduğu bu evreni okumayı çok seviyorum. As ve Larina arasındaki kimya harika. Özellikle Larina’nın evlenme çabalarını okumak eğlenceliydi. Bazı karakterleri ilk kitapta severken bu kitapta nefret ettim, bazı karakterler için de durum tam tersi oldu. Bu seri öyle sürükleyici ve tempolu ki her an her şey olabilir. Sonu büyük bir şoka uğrattı beni. Kesinlikle
Tılsım ve Sis 2Seda Lena · Guardian Yayınları · 202619 okunma
6/10
·840 syf.··
Beğendi
·
2026 22. kitabı
·
24 günde okudu
·
Okunma: 29 Mayıs 2026 22:03
24 günde anca bitirebildiğim canım ciğerim Sarah’nın kitabıyla geldim bugün. Yazarı ne kadar çok sevsem de kitap ne yazık ki aynı sevgide ilerlemedi. Konusuna rahatça ulaşabileceğiniz için direkt yorumuma geçeceğim. ️ Sarah’cığım, bu ne uzayan bir konuydu böyle? Tüm kitap boyunca, final hariç, çarpıcı tek bir an bile hatırlamıyorum desem yalan olmaz. Bryce ve Hunt arasındaki çekim bu kitapta bana çok sığ geldi. Acotar serisinde işlenen “Eş Bağı” konusu o kadar üstünkörü bağlandı ki, Bryce ve Hunt için gerçekten “birbirleri için yaratılmışlar” diyemedim. Bir de Danika’nın bitmeyen gizemi… Artık konu uzamaktan sakızlaştı. Sürekli yeni bir şey öğreniyorduk ama hiçbiri yeterince çarpıcı değildi nazarımca. Üstelik Danika’nın Bryce’ın dibinde olup ondan bu kadar çok şey gizlemesi, ikisi arasında sürekli yüceltilen dostluğu sorgulamama neden oldu. Bir noktadan sonra ya o kadar yakın değillerdi ya da Danika öyle düşünmüyordu dedim. Hikâye sürekli bir ağızdan diğerine zıplayıp durdu. Bir paragrafta Hunt’ın bakış açısından başlıyorum, paragraf bittiğinde kendimi başka bir karakterin içinde buluyorum. Bu geçişler okur olarak gözüme fazlasıyla battı. Ruhn ve Gün hakkındaki sürpriz bana sürpriz olmadı çünkü olayı önceden yakalamıştım. Asıl Harpy olsaydı benim için bomba etkisi yaratırdı. Benim için zor bir okumaydı. Üstelik yazarın dilini bu kadar severken bu hikâyenin beni içine alamaması daha da üzücü oldu. Karakterleri adım atmaya iten o içgüdüyü ben kendimde bulamadım. Üçüncü kitabı da bir an evvel okumalıyım. Çünkü ACOTAR geleceeeeek. Ama nasıl yapacağım bilmiyorum? Addio…
Gökyüzü ve Nefes HanesiSarah J. Maas · Dex Kitap · 2024621 okunma