Seven sevgisine de sevgilisinde de ortak istemezdi; ne severken ne sevilirken....
Sayfa 119·Kitabı okuyor
1000Kitap
Sevgililer de birbirlerine her şeylerini anlatmıyor, kaybetme korkusu çoğu kez dürüstlüğün önüne çıkmıyor mu? Boşluğa düşmemek için insanlar delicesine severken bile bir yanlarını korumaya almıyorlar mı?
Sayfa 56 - Gendaş kültür·Kitabı okudu
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
İnsan birini severken yalnızca o kişiyi sevmez. Onun yanında olduğu hâlini, iyileşeceğine inandığı yerlerini, artık eksik kalmayacağını sandığı ihtimali de sever.
Sayfa 2 - Etkiva Yayınları
"Evliydim... İki de 4 ve 6 yaşında evladım vardı. Kocam memurdu. İçmeden yapamıyordu. O, 38 yaşındaydı... Ben, ondan 10 yaş küçüğüm, 28'indeydim. Evde, mecburdum dul anneme de bakmaya... Çaresizdi, hâlsizdi. Kısaca yardıma muhtaçtı. İçkili kocam ikide bir, "atsana bu cadalozu, suratını gördüm mü çileden çıkıyorum" diyordu... Biraz karşı geldim mi, sille tokat veryansın, iki çocuğumun önünde, annemin önünde bana meydan dayağı atıyordu. Anneciğim de, yavrularım da, o kocam olacak rezil adam beni döverken ağlıyorlar, çırpınıyorlardı. Sonunda isyan ettim ve annemle anlaşıp evi terkettim... Haftası içinde ayyaş kocam da sır olmuş evden; çocuklarını da yüzüstü bırakıp yoklara karışmış. Ne yapabilirdim?.. Çalmadığım kapı kalmadı, ama cevap aynıydı: İş yok!.. Ve mecburen, gecelerin kadını oldum. Evi de boşaltıp başka bir eve taşındık... Gecekondu bir ev bu ama, komşu dedikodusundan uzak. Pis bir hayat sürüyorum, farkındayım ama, hergün dayak yemekten uzağım şimdi; tesellim işte bu... Gece kazancım, evime ve yavrularıma yetiyor. Kahroluyorum onları severken, yaşadığım, mecbur edildiğim hayata. Bugün İstanbul, benim gibi binlerce, çaresizlikten gece hayatı yaşayan kadınlarla dolup taşıyor. İçimizde 17 yaşında olan da var, 40 yaşında olan da... Aklınıza gelebilecek her köşe bucakta varız maalesef. Ben lise mezunuyum. İstanbul'un fuhuş yuvaları içinde adeta doktora yaptım... Kahroluyorum ama, evde iki yavrum ve annemin geçimleri, benim bu çirkin hayatımın sürüp gitmesine sebep oluyor. Söyleyin, nasıl kurtulayım bu bataktan?.. Sayın Başbakanımız bir kadındır, erkeklere nazaran daha içli düşünür... Bizleri, gece hayatına çaresizlikten atılanları başka kim kurtarır; düşünemiyoruz bile. "Çaresizim" diyerek bu girdapta ömür törpülüyoruz, hiçbir el uzanmıyor bizlere!.. **Sayın
Sayfa 336 - Ağustos 1994, Vâridât: Tahsin Bey’e Mektup
Mütefekkir Salih Mirzabeyoğlu
Kimse yük olmasın diye en çok kendine yük olan adamlar…S O N
Bazı adamlar için yaşamak ne kadar zorlaşıyor farkında mısın? Hayatında ilk kez gittikleri bir devlet dairesinde cesaretini toplayıp da, asık suratlarıyla masalarının arkasında siper almış memurlara ne yapmaları gerektiğini soramayan adamlardan söz ediyorum. Ne bir kadını severken hesap kitap yapmışlardır ne de sevdikleri kadın zengin bir ailenin oğluna verildiğinde. Oturdukları apartmanın kapıcısından bir şey istemeye utanan adamlardan söz ediyorum. Bakkala kendisi gidenler, faturalarını kendisi ödeyenler. Yaşamak nasıl da zorlaşıyor bu adamlar için. Telaşlarından olsa gerek, sık sık eli ayağı birbirine dolaşanlar. O kızı bir daha gördüğünde, yaşlar hızla gözlerine akın ettiğinde, ciğerlerini paralarcasına kendisini sıkıp da yolunu değiştiren adamlar için hayat nasıl da zorlaşıyor...
Alıntı
Aşk, rakibini kavrayamayan bir mutlak sahiplik.
Bazen aklım almıyor; onu yalnızca ben, hem de öylesine içten, öylesine dolu dolu severken, ondan başka hiçbir şey görmez, bilmezken, ondan başka hiçbir varlığım yokken, nasıl olur da onu bir başkası da sever, sevebilir?
Alıntı