Görülmek için her şeyi göze alan Pauline
6/10
·392 syf.··
2026 3. kitabı
Yaşama Sevinci kitabını okurken benim Pauline’e bakışım, çoğu yorumdan biraz farklı oldu. Birçok kişi onun iyiliğini, sabrını ve fedakârlığını ön plana çıkarıyor. Ben ise Pauline’in bu kadar iyi niyetli olmasının çevresindeki insanlar tarafından nasıl kullanıldığına daha çok odaklandım. Pauline başlangıçta bir koruma ve aile sıcaklığı vaadiyle kabul ediliyor gibi görünse de zamanla onun iyi niyetinin, güveninin ve sevgisinin sömürüldüğünü düşünüyorum. Önce ona verilen umutlar, sonra maddi olarak yaşadığı kayıplar ve en sonunda duygusal olarak yıpranması bana göre bir tür manipülasyon. Onun cömertliği ve temiz kalbi, karşılığını görmek yerine çevresindeki insanların çıkarlarına hizmet ediyor. Bana göre Pauline’in trajedisi sadece yaşadığı kayıplar değil; kendi değerini bilen bir insan olmasına rağmen, sevgi ve ait olma ihtiyacı nedeniyle bu sömürüyü uzun süre kabullenmek zorunda kalması. Belki de gördü ama yalnızlığı ve bağ kurma isteği nedeniyle sesini çıkaramadı. Lazare karakterine baktığımda ise karşıma, annesi tarafından sürekli desteklenmiş, pohpohlanmış ama gerçek anlamda sağlam bir sorumluluk duygusu geliştirememiş bir erkek profili çıkıyor. Sürekli yeni hayaller peşinden koşması, başladığı şeylerden kolayca vazgeçmesi ve her zaman kendine yeni bir çıkış yolu bulması bana altı doldurulmamış bir özgüveni düşündürdü. Bu yüzden Lazare bana, kendi istekleri ve hayalleri içinde yaşayan, ama çevresindeki insanların duygusal ve maddi yükünü yeterince görmeyen bir karakter gibi geliyor. Benim için Pauline’in asıl hikâyesi yalnızca bir iyilik ve sabır hikâyesi değil; iyi insanların bazen sınır koyamadıklarında nasıl incinebileceklerini gösteren bir hikâye. Onun yaşama sevincini kaybetmesi, aslında insanların ondan aldıkları şeylerin sadece parası değil, zamanla umudu
Yaşama SevinciEmile Zola · İş Bankası Kültür Yayınları · 20201,801 okunma
8/10
·158 syf.··
Beğendi
·
2026 34. kitabı
·
80 günde okudu
·
Okunma: 25 Haziran 2026 11:57
__İKİ MAVİ ARASINDA__ İki mavi arasında başkadır her şey Bir başka güzeldir, Anlayana kıymet bilene... İki mavi arasında yeşerir umutlar. Gözlerini iki mavi arasında açarsın. Kollarını açarsın olmadığı kadar. Bir başkadır sevmek iki mavi arasında. Yudumladığın çay, Bandığın ekmek, Dökülen yaş. Bakma sen sırtını dönen kıymet bilmezlere. Hele bir, gün doğumunda uyan da gör, Gör ki neler var, İKİ MAVİ ARASINDA... Bir daha seversin, Bir daha tutulur sevdaya yüreğin. Deli taylar gibi olursun, Bir daha doğarsın yeniden! Bir daha; Bir daha... İki Mavi Arasında, Aydın Köse’nin kalbinden ve kaleminden samimi ve naif bir dille okuyucusuyla buluşturduğu masmavi bir kitap. Deniz ve gökyüzü metaforu üzerinden sakin ve derin şiirlerle arka fonda çalan gitarla okuduğum bir kitap oldu benim için İki Mavi Arasında ilk okuma sebebim kitabın bütün gelirinin kız çocuklarının eğitimine bağışlanması oldu diye bilirim sırf bu sebep bile kitabı okumak yeterliyken içindeki bizden samimi sıcak şiirlerde manevi mutluluğumu ikiye katladı okumak isteyenlere keyifli okumalar diliyorum…
1000Kitap
İki Mavi ArasındaAydın Köse · Cinius Yayınları · 202517 okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
10/10
·112 syf.··
Beğendi
·
2026 179. kitabı
·
28 saatte okudu
·
Okunma: 23 Haziran 2026 03:22
"FERDENGEÇTİ ÇİÇEKLERİ" "Ferdengeçti çiçeği rüzgârda salınan eteklerindeki mor haleleri görebilmek için başını eğmek istedi. Ama alt tarafı bir çiçekti. Yapamadı. Eteklerindeki renkleri göremiyorsan, çiçek olmanın ne anlamı var?" Babam hiç bana vurmadı ama her vuruşunda kanayan bir yara gibiydi ruhum. Çocukluk yıllarında en güvende olmamız gereken yerdir ailemiz. Ama ya güvende hissettiğimiz liman, fırtınanın merkeziyse? Küçükken tanık olduğumuz ya da hedefi olduğumuz baba şiddeti, sandığımızdan çok daha derin yaralar bırakıyor. Peki, bu yaralar üzerine kalın yorganlar çekip "hiç yaşanmamış" gibi devam mı ediyor hayat? Sanmıyorum. Küçük bir kız çocuğu için babası, ilk kahraman, ilk koruyucu, ilk erkek ve ilk sınırları koyan figürdür. Onun sevgisi, güveni, sınırları hepsi bir dünya kurar o çocuğun zihninde. Ama baba şiddet varsa, bu dünya sarsılır. Ve o çocuk büyüdüğünde, o sarsıntı izleriyle hayata devam eder. Aile içi şiddet denilince akla pek çok başlık gelir ama yazar, belki de en çok göz ardı edileni, en çok "mahrem" sayılanı ele alıyor: Baba şiddeti ve babanın işlevi. Ne yazık ki toplumumuzda "baba" denildiğinde akla ilk gelen güç, otorite ve disiplin oluyor. Peki ya şefkat, güven, koruma ve sevgi? Eserde bu eksik kalan parçaya odaklanıyoruz. Ve bunu yaparken de yalnızca kuru bilgilerle değil; bilimsel verilerin ve yapılan araştırmaların ışığında hazırlanmış. Gerçek hayattan izler taşıyan kurgusal hikâyelerle, kadınların kalplerinde o günlerden kalan izleri de gördüğümüz dört hikâye; baba şiddetine uğrayan kadınlarla yapılan görüşmeler neticesinde şekillenmiş ve tamamen kurgusaldır. Ama bu kurgusallık, onları etkisiz kılmıyor. Aksine, her bir hikâye o kadar gerçekçi ve samimi ki, okurken "Bu benim komşum, bu benim arkadaşım, belki bu benim" demeden edemiyoruz.
Edebiyat
Ferdengeçti Çiçekleri - Baba Şiddeti ve SonrasıAzize Nilgün Canel · Pinhan Yayıncılık · 095 okunma
Spoiler İçerir!
10/10
·350 syf.··
2026 28. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 22 Haziran 2026 18:07
annesinden de babasından da sevgi görmemiş, babaannesinin sevgiyle yetinmek zorunda kalarak büyümüş Adalet, annesi babası ve babaannesinin ölümünden sonra tamamen yalnız kalmıştır. bir gün hastanede yatarken ölümcül bir hastalığa yakalandığını ve çok uzun yaşamayacağını öğrenen Adalet, bu dünyadan giderken kötü bir insan olarak gitmek istemediği için bugüne kadar işlediği tüm günahları sorgulamaya başlar ve ilk günahını hatırlar. ilk günahını düzeltince üstündeki suçluluk duygusunun kalkacağını düşünen Adalet, ilk günahını düzeltmek için elinden geleni yapmaya çalışır. hastaneden çıkar çıkmaz bir bilet alıp ilk günahını işlediği yere gider. ilk günahı; Mahsun adında bir çocuğun çirkin ve pis oyuncak ayısını sırf inadına almış olmasıdır. ancak eski mahallelerine gittiğinde Mahsun'un artık orada olmadığını öğrenir. kendisi de zaten babasının trafik kazasında ölümü sonrası annesinin psikolojik sorunlar yaşamasıyla babaannesinin başka mahalleye taşınarak gelinin düzeleceğine inanmasıyla taşınmışlardır. Adalet, Mahsun'un oyuncak ayısı olan Muhlise'yi, Mahsun'a verip suçluluk duygusundan kurtulmak amacıyla Mahsun'u bulmak üzere yolculuğa çıkar. ancak bu oyuncak ayı, Adalet için çok önemli bir yere sahiptir. Adalet'in yalnız ve kimsesiz hayatında onunla konuşan ve yanında olan tek kişi oyuncak ayısı Hülya'dır. Adalet için Hülya'yı Mahsun'a vermek çok zor olacaksa da Adalet ilk günahından kurtulmak istemektedir. Adalet, yaptığı bir sürü yolculukta aşkı, pişmanlığı, gerçekleri, öfkeyi ve benzeri birçok duyguyu keşfetmektedir. Adalet Mahsun'u bulduğunda, Mahsun öfke nöbeti geçirir ve Hülya'yı yanmkata olan ateşin içine atar. Bu sırada Adalet düşüp kafasını mermere vurur. böylece Adalet'in ilk günahı da, hayatı da sona ermiştir. kitap, psikolojik derinliği çok yüksek bir roman.
DokunmadanNermin Yıldırım · Everest Yayınları · 202511,6bin okunma
9/10
·517 syf.··
2026 3. kitabı
·
175 günde okudu
·
Okunma: 24 Haziran 2026 03:45
Derin bir nefes alalım evet, tamı tamına bir yıl sonra bu kitabı bitirdim. Bu kadar uzun sürmesinin nedeni benim o zamanlar kitap okumaya alışmaya çalışmam, okuması kolay ama her sayfanın yoğunluğu mu bilmiyorum ama ruth senin Allah belanı versin. Ben senin kadar olmadı gerektiği gibi yazılan sinsi, bahanelerin ardına saklanan, hilekar bir kadın görmedim. Yazılışın, olman gereken, mevkin seni anlamama neden olsa bile yaptıklarından hatta direkt seni oo kadar sevmiyorum hatta nefret ediyorum ki... Eğer kaşındaki martin değil başka birisi olsa umrumda olmazdı ama ruth böyle benim sabrımı sınadı hele hele sonda yaptığı şey... Neyse rutha sövme seansım bittiğine göre kitaba gelebilirim. Öncelikle bu kitabı anlamak için hani %100 anlamak için ciddi bir sosyoloji, piskoloji, şair, siyasi bilgiye sahip olmalısınız yada sürekli sayfanın arkasına gidip bilgileri alıp devam etmelisiniz. Açıkçası arkaya bakmak çok yorduğundan ben devam ettim ama şu an bile anlamadığım görüşler ve bilmediğim şeylet oldupunu biliyorum. Üstüne bu kitabı okuması kolay ama anlaması, irdelemesi bence zor bir kitap. Okurken hiç zorlanmadım, bilmediğim kelimeler bile aşinalığım vardı ama yukarıda dediğim şeyleri bilmediğimden bazı sayfaları iki üç kere okuyup düşünmek zorunda kaldığım oldu. Onun dışında Martin, sen nasıl bit karaktersin. Sen benim hayatımda okuduğum en kırık, sonuna en rahatladığım, farkındalık anlarında seninle beraber üzüldüğüm nadir karakterlerdensin. Bir çok kitap okudum ama bu kadar aralıklı aralıklı okumams rağmen her bir sahnesi zihnime kazınan başka bir kitap çok az oldu. Yazarın dili bu konuda aşırı iyi, hele o son 200 sayfadaki betimlemeleri, martini yaşadıklarını vermesi, o boşluk hissiyle beraber son sayfadaki yaşamla ölüm arasındaki çırpınışı o kadar güzel verdi ki... Tek
Martin EdenJack London · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025135,2bin okunma
Rüyalar Masallar Mitoslar
Puan vermedi
“Rüyalar, Masallar, Mitoslar” ismini verdiği kitabında sembol dilinin çözümlenmesi üzerine sosyal psikoloji bağlamında bir araştırmanın altına imza atan psikanalist Erich Fromm’u özellikle sevgi, şiddet, özgürlük, erdem, sağlıklı toplum, insan olanakları konusundaki pek çok çalışmasıyla yakından tanıdığımızı belirtmek isterim. “Sevme Sanatı”, İnsandaki Yıkıcılığın Kökenleri”, “Özgürlükten Kaçış”, “Sevginin ve Şiddetin Kaynağı”, “Umut Devrimi”, “Sahip Olmak mı, Olmak mı?” ilk akla gelen kitapları arasında yer alıyor. Söz konusu eserinde Fromm, insanlık tarihinde yer etmiş mitoslarla günlük yaşamımızda her zaman ilgimizi çeken rüyalarımız arasındaki ilişkiyi masaya yatırıyor. Kültürel bağlam, toplumsal deneyim ve kişilik yapısını göz ardı etmeden rüyaları yorumlamanın önemine değiniyor. Fromm, 1951 yılında kaleme aldığı esere gönderme yaparken, “unutulmuş bir dili yeniden anlamamıza yardımcı olabilmek için yazıldığını” ifade ediyor. Yazara göre, “rüya gerçek bir yaşayıştır” (s.19). Nitekim kendi anlatımı ile de, “tüm farklılıklara rağmen, bütün mitos ve rüyaların ortak bir yanı vardır. Hepsinin anlatımı aynıdır, sembolik bir dil ile yazılmışlardır” (s.21). Sembol dilinin insanlığın geliştirdiği evrensel bir dil olması ve bütün kültürlerde ortak özelliklere sahip olması ve bu dilin niteliklerinin bilinmesi mitosların, masalların ve rüyaların dilini anlayabilmeyi olanaklı kılar… Aralarındaki etkileşim öyle derin ve içice geçmiş ki, bu dili anlayabilmek “bilgelin” kapısını da aralamak gerekir. Benliğimize giden yolun yapı taşlarının bu dili anlamak üzerine kurulu olduğunu anımsatmakta fayda var. Kitapta sembol dilinin özellikleri detaylıca anlatılıyor. Sembollerin çok anlamlılığına dikkat çekiliyor. Rüyaların özelliklerinde ise yazar “rüyalar, uykudayken bedenimizi terk
Rüyalar, Masallar, MitlerErich Fromm · Arıtan Yayınevi · 1992784 okunma