Delifişek
7/10
·85 syf.··
2022 21. kitabı
·
12 saatte okudu
·
Okunma: 31 Ocak 2022 15:44
Delifişek, Zezé’nin hayat yolculuğunun üçüncü durağı olarak karşımıza çıkıyor. Şeker Portakalı ile tanıdığımız, ardından Güneşi Uyandıralım ile büyüme sürecine tanıklık ettiğimiz Zezé, bu kitapta artık küçük bir çocuk değildir. Karşımızda çocukluğun masum dünyasından çıkmış, gençliğe adım atan, kendi kimliğini arayan bir delikanlı vardır. Fakat büyümek, Zezé için sadece yaş almak değildir; geçmişin izlerini de beraberinde taşımaktır. Çocukluk yıllarında yaşadığı sevgisizlikler, kırgınlıklar ve zorluklar Zezé’nin karakterinde derin izler bırakmıştır. Onun hassas, duygusal ve her şeyi derinden hisseden tarafı hâlâ varlığını sürdürür. Çünkü bazı insanlar büyüse de içlerindeki o küçük çocuğu tamamen kaybetmezler. Zezé de onlardan biridir. Hayata karşı daha güçlü durmaya çalışırken bile içinde hâlâ sevgiye, anlaşılmaya ve değer görmeye ihtiyaç duyan o çocuk yaşamaya devam eder. Belki de kitabın en etkileyici yanlarından biri, bize kendi çocukluğumuzu hatırlatmasıdır. Hepimizin geçmişte kalan anıları, küçük mutlulukları ve bazen de unutamadığı kırgınlıkları vardır. İnsan büyüdükçe çocukluğuna daha farklı gözlerle bakmaya başlar. O zaman anlarız ki çocukluk sadece geçmişte kalan bir dönem değildir; bugün olduğumuz insanın temelini oluşturan en önemli parçadır. Bu yüzden bence asıl mesele büyümek değil, büyürken içimizdeki çocuğu kaybetmemektir. Çünkü insanın merhametini, hayallerini ve güzellikleri görebilme yeteneğini çoğu zaman o çocuk tarafı yaşatır. Zezé’nin gençlik yıllarında verdiği mücadele de aslında birçok gencin yaşadığı iç çatışmaları yansıtır. Kendini kanıtlama isteği, özgür olma arzusu ve kendi yolunu bulma çabası onu bazen yanlış kararlar vermeye sürükler. Gençliğin getirdiği isyan, öfke ve anlaşılmama duygusu onun davranışlarında kendini gösterir. İnsan bazen çevresindekilerin
Roman
DelifişekJosé Mauro de Vasconcelos · Can Yayınları · 202133,7bin okunma
Şener Aksu/Annemin Romanı
Puan vermedi·278 syf.··
2026 32. kitabı
Şener Aksu/Annemin Romanı Çukurova’nın Yaşar Kemal’i varsa bizim de Şener Aksumuz var Bir anne düşünün, hem falcı,hem rüya yorumcusu, masal anlatıcısı. Her şeyden önce bu annenin kamanlar gibi mistik bir yönü var doğanın dilinden anlayan, kolay kolay pes etmeyen savaşçı bir ruhu var işte böyle bir annenin yaşamını anlatmaya çalışmış Şener abi, eminim ki bu anlattıkları %10 bile değildir çünkü bilirim bizim oranın kadınlarını. Roman buram buram Artvin kokuyor, Kah dağlarda gezerken, kâh çayır biçerken kâh çobanlık ederken bulursunuz kendimizi hem de canlı canlı içinde yaşayarak. Hikayenin sıcaklığı hemen sarıyor sizi ve içini alıyor bir masalın tadında , satırlar su gibi akıyor, bir çocuk merağı sarıyor yüreğinizi okurken. İçinde sosyolojik gerçeklerden izleri bulabileceğiniz bir roman özellikle 1960‘ların Türkiyesinin kırsal yaşamına dair izler , o ezilmişlik çaresizlik içinde direnişin umudunu görürsünüz Ayrıca köyden kente- kentten köye göç’ü anlatan 1960- 70 lerin Türkiyesini içinize çekiyorsunuz , zaman zaman dönemin toplumsal cinsiyet rolleri ,kadının toplumdaki yeri ve konumuna dair atıflarda bulunuyor . Bu bakımdan kitap toplumsal gerçeklik tarzında yazılmış bir kitap, her ne kadar biyografik bir kitap olsa da yazarın çocukluğuna dahil izler de barındırması bakımından otobiyografi tarzında da bir kitaptır Yani toplumsal gerçeklikle yazılmış, biyografik ve otobiyografik bir romandır. Yazar bir idealin peşinden koşmaktadır annesinin ruhu rahat etsin diye ondan kalan son hatırası -saçlarını - annesinin ruhunu da yansıtacak bir yer bulup gömmek istemektedir acaba yazar bu idealini gerçekleştiriyor mu? Şener Aksu aynı zamanda şair olduğu için bu özelliğini romanlarında da görmekteyiz, bu yüzden de, romanın içinde şiirlerine yer verirken, romanın şiirsel bir
Annemin RomanıŞener Aksu · Aydili Sanat Yayınları · 20262 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Puan vermedi
Honoré de Balzac’ın "Goriot Baba" romanı,yalnızca bir babanın kızlarına duyduğu sınırsız sevgiyi değil,paranın ve toplumsal hırsın insan ilişkilerini nasıl acımasızca çürüttüğünü anlatan sarsıcı bir eserdir. Goriot Baba,bütün servetini kızlarının mutluluğu ve toplum içinde saygın görünmeleri için harcar.Fakat para bittiğinde,sevgi sandığı bağların ne kadar çıkar üzerine kurulu olduğunu acı biçimde görür.Kızları onun fedakârlığını bir baba sevgisi olarak değil,bitmeyen bir kaynak gibi tüketirler. Balzac burada sadece bir aile dramı anlatmaz;Paris sosyetesinin iki yüzlülüğünü, sınıf atlama arzusunu,paranın ahlakı nasıl bastırdığını ve insanın en kutsal bağları bile menfaat uğruna nasıl feda edebildiğini gösterir. Romanın en çarpıcı yanı,Goriot Baba’nın sevilmediğini bile bile sevmeye devam etmesidir.Bu yönüyle eser,baba sevgisinin yüceliğini gösterirken aynı zamanda kör fedakârlığın insanı nasıl tüketebileceğini de sorgulatır. “Her şeyi,her şeye katlanan birinin sırtına yüklemek”cümlesi romanın ruhunu çok iyi özetler.Çünkü bazı insanlar sevdikleri için o kadar çok susar, katlanır ve verir ki; sonunda herkes onların dayanıklılığını hak edilmiş bir borç gibi görmeye başlar. "Goriot Baba", sevginin, fedakârlığın ve çıkar ilişkilerinin iç içe geçtiği,okurken insanın aile, vefa ve insan doğası üzerine derin derin düşündüğü unutulmaz bir klasiktir. "Goriot Baba",bir babanın sınırsız sevgisinin ve çocukları uğruna kendini tüketişinin acı hikâyesidir. Balzac bu romanda sadece bir aile dramı anlatmaz; paranın, statü hırsının ve çıkar ilişkilerinin en kutsal bağları bile nasıl aşındırdığını gösterir. Goriot Baba’nın trajedisi, çok sevmesinden değil; karşılıksız sevgiyi bile sadakat sanmasından doğar. Bu yüzden roman, yalnızca baba sevgisini değil, fedakârlığın sınırlarını
Goriot BabaHonore de Balzac · Can Yayınları · 201718,6bin okunma
Umut Rafları
7/10
·128 syf.··
Beğendi
·
2026 14. kitabı
·
26 saatte okudu
·
Okunma: 07 Haziran 2026 21:13
Satoshi Yagisawa'nın Morisaki Kitabevi Günleri adlı romanı, hayatındaki adamın ihanetiyle sarsılan ve kendini büyük bir boşluğun içinde bulan Takako'nun yeniden ayağa kalkma hikâyesini anlatıyor. En dipte olduğunu düşündüğü bir anda, ona uzanan sevgi dolu ve şefkatli el dayısı Satoru'nun eli olur. Takako, umutsuzca sığındığı Morisaki Kitabevi'nde yalnızca yeni bir yaşam alanı değil, aynı zamanda kendini yeniden keşfedeceği bir yolculuk bulur. Kitap boyunca Takako'nun kendi yaralarını yavaş yavaş sarışına, kitapların iyileştirici gücüne ve insanlara yalnızca bakmakla kalmayıp onların hayatlarının derinliklerinde sakladıkları duyguları da görmeye başlamasına tanıklık ederiz. Dayısıyla geçirdiği zaman, aralarındaki bağı güçlendirirken Takako'ya yeniden dostluk kurmayı, güvenmeyi ve hatta yeniden âşık olmayı öğretir. Morisaki Kitabevi Günleri, hayatın bazen bittiğini sandığımız noktalarda bile yeniden filizlenebileceğini hatırlatan sıcacık ve samimi bir hikâye sunuyor. İnsanın kendi iç dünyasına dönüp uzun zamandır ihmal ettiği çiçeklerine yeniden su vermesi gerektiğini fısıldayan bu roman, okuru umutla, sevgiyle ve kitapların iyileştirici gücüyle baş başa bırakıyor. İçten anlatımı ve sıcak atmosferiyle, insanın kalbinde uzun süre yer edecek eserlerden biri olmayı başarıyor.
Morisaki Kitabevi GünleriSatoshi Yagisawa · Athica Yayınları · 2026129 okunma
MOMO'nun anlam arayışı
Puan vermedi·56 syf.··
2026 40. kitabı
·
12 saatte okudu
·
Okunma: 21 Haziran 2026 04:21
Okuma alışkanlığı kazanmak isteyenlere tavsiyemdir. Duygusal terkedilmişlikle mücadele eden MOMO dünyaya karşı güvensiz, alaycı ve erken yaşta yetişkinleşmek zorunda kalmış bir çocuktur. Babası tarafından sevilmediğini düşünen annesinin onu terkettiğine içerleyen karakter, okuduğum her sayfada sanki bana şunu soruyor. Bir insan sevgi görmeden büyürse hayata nasıl tutunur? Siz tam soruyu cevaplayacakkken ortaya Mösyö İbrahim çıkıyor. Her şeye rağmen MOMO'yu bağrına basan, gittiği yolda arkasında duran kimi zaman ışık tutan MÖSYÖ İbrahim benim favorimdir. Bir diğer önemli tema da mutluluk meselesidir. Kitapta mutluluk, insanların çoğu zaman düşündüğü gibi sahip olunan şeylerle ilişkilendirilmez. Daha çok hayatı kabul etme biçimiyle ilgilidir. Mösyö İbrahim'in bilgeliği burada yatar. Hayat kusurludur ama yine de sevilmeye değerdir. Bu yüzden kitap, baba-oğul ilişkileri, yalnızlık, aidiyet ve sevginin dönüştürücü gücü üzerine kısa olmasına rağmen beklenenden daha derin bir eser olarak okunabilir.
Duygu ve Düşünce
Mösyö İbrahim ve Kuran'ın ÇiçekleriEric Emmanuel Schmitt · Doğan Kitap · 20246,4bin okunma
Puan vermedi·184 syf.··
2026 17. kitabı
·
4 saatte okudu
·
Okunma: 22 Haziran 2026 01:45
Gecenin 02:00 sularında bu incelemeyi gözlerimde yaşlarla yazıyorum. Sevdiğim bir öğretmen arkadaşım oğlum için yazarına imzallattığı kitabı ilk ben okumak istedim ve geç saatlerde bitirmek nasip oldu. Son 50 sayfası kalbim üzüntüden ezilerek ama sonu güzel bitsin diye dua ederek geçti. Harika bir kitaptı. Ve spoiler vermemek için kitap başlarken kurulan cümleler sonuna kadar öyle güzel ilerledi.
Canım ArkadaşımÖzgür Balpınar · Genç Timaş Yayınları · 20222,530 okunma