İyi geceler
Kulaklıklarını takıyorlar ve kaçıyorlar. Bir gürültünün, varoluşumuzu kalabalıklaştıran ve fakat kalabalıklaştırdıkça da ezen, küçülten, inciten, yoksullaştıran, sessizleştiren döngüsüne teslim oluyorlar. Kulaklıklar ruhlarımızı uzaklaştırıyor birbirinden. İç çekenleri duymayacaklar, öksürenleri, içli içli ağlayanları duymayacaklar mesela. Bir otobüsün içinde karanlık boşlukları delen en insancıl, en kısık seslerimizi duymayacaklar artık. Bir işçinin tutmayan hesaplarını kendi kendine tekrar edip, sayıklamalarını duymayacaklar. Bu şehri duymayacaklar, bu şehrin gökyüzünü de.
GECELEYiN KIRDA Kuytu bir köşesindeyim ormanın ve yorgun bedenimin altında çıtırdıyor kuru yapraklar Üstte kristal bir gök ve yıldızlar Ozancasına Yalnızım Sıkıntının yalnızlığı değil bu Düşlerle el ele yaşamayı dillendiren ve yudum yudum özümleten bir sevgi yalnızlığı Dinlendiriyor yüreğimi kafa mı bedenimi serin okşayışlarıyla doğa Dinliyorum en güzel türküsünü kurdun kuşun Uçmak için kanat aramıyorum
Alıntı
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
artık bu gözü sulu kentler de unutmalı ağlamayı sevgilim hoşça kal, sevgilim iyi geceler unutma, pencereyi kaparken tersiz bir keder ve biraz ülkesiz rüzgarı içeri doldurmayı
Sayfa 15·Kitabı okudu
Şiir
dam / gece / yıldız / düş
Çoğu sarkık pancurlu harap evleri ile Sefahat barındıran eski bir mahallede, Zalim güneşin kente, damlara, tarlalara, Ok gibi ışınları vururken buğdaylara, Bir tek ben düşsel kılıç talimi için varım, Her köşede bir uyak rastlantısı koklarım, Kaldırımdaymış gibi uyup kelimelere, Çarparak uzun zaman düşlenmiş dizelere.
Sayfa 61 - Ayrıntı Yayınları 2.Basım 2018 Fransızcadan Çeviren Ahmet Necdet - PDF·Kitabı okuyor
Alıntı
Gecelerin bir örtü gibi sardığı köylerin, yalnızca sokak lambalarının aydınlattığı kasaba sokaklarının, ışıltılı şehir merkezlerinin yasını da ben mi tutmalıyım..?
Şimdi her şey o kadar uzak ki Ne o trenler var artık ne o duraklar Bir tek o duvar duruyor ayakta Yıkılmıyor... Sevgi duvarı...