“Bazı ayrılıklar kapıyı değil, insanın içini çarpar.”
Puan vermedi
Benim altını çizdiğinmyerler aslında sadece bir “terk edilme hikâyesi” değil… Sen Gittin Gideli boyunca Elena Ferrante bir kadının aşkı kaybetmesini değil, “kendini kaybetme korkusunu” anlatıyor. Ve bence kitabın en sert tarafı tam burada başlıyor: Olga’nın yaşadığı şey yalnızca bir adamın gitmesi değil. Kendi hayatını yıllarca bir “biz” duygusunun içine koymuş bir kadının, bir sabah ansızın tek başına bırakılması. Bu yüzden kitapta sürekli şu duygu dolaşıyor: “Ben gerçekten sevildim mi, yoksa sadece bir süreliğine mi seçildim?” Altını çizdiğim cümlelerin çoğu da aynı yere çıkıyor aslında: “Bir adamı kendine bağlamasını bilmezsen her şeyi kaybedersin.” Bu cümle çok yaralı bir cümle. Çünkü burada aşk, iki insanın ortaklığı olmaktan çıkıyor; kadının omzuna yüklenmiş bir “tutma görevi”ne dönüşüyor. Ferrante tam da bunu eleştiriyor bence. Kadınların yıllarca; güzel kalmaları, anlayışlı olmaları, sabretmeleri, susmaları, toparlamaları gerektiğine inandırıldığı bir düzeni… Ve sonra bir gün bir adam kalkıp gittiğinde, kadının kendisini “yetersiz” sanmasını… Oysa kitabın en güçlü cümlelerinden biri bence şu: “Gittiğinde beraberinde koca bir dünyayı değil, sadece kendini götürdü.” Çünkü terk eden insanlar çoğu zaman sandıkları kadar büyük bir şey götürmezler. Ama geride kalan kişi, kendi değerini de onların bavuluna koyduğu için yıkılır. Ferrante’nin kadınları çok gerçek. Çünkü güçlü görünürken bile içlerinde parçalanırlar. Kıskanırlar. Öfkelenirler. Aşağılanırlar. Takıntılı hale gelirler. Ama yine de yaşamaya devam ederler. Ve bence kitabın özü şu cümlede saklı: “Bir ilişki her ne kadar çözülse de ve sonra tamamen bitse de, gizli yollar boyunca yaşamaya devam eder.” İnsan bazen birini hayatından çıkarır…
Sen Gittin GideliElena Ferrante · Everst Yayınları · 2017454 okunma
İçimden gelen
8/10
·142 syf.·
2026 38. kitabı
Bir insan ailesini seçebilir mi? Ya da ten rengini, ırkını seçebilir mi? Hayat bazen seçemediğimiz şeyler üzerinde bize kaldıramayacağımız yük yükler. Ya da insan böyle anlar, insanlar olarak, ya da insan olmaya çalışanlar olarak, hayatı fazla mı ciddiye alıyoruz. Sırf teninin rengi farklı diye suçsuz birini öldürmek ne kadar adil. Bir olmadığımız sürece bir avuç azınlığın oyuncağı olmaktan öteye gidemeyeceğiz, öleceğiz öldüreceğiz ama asla düşünmeyeceğiz. Yaşadığım hayatta sevdim-sevildim, üzdüm-üzüldüm, başrol oynadım seyirci kaldım. Ama asla birlik olamadım bu hayattaki en büyük kaybım birlik olamamak, insanoğlu ile birlik olduğunu sanarken bir de bakıyorsun bir sonraki durakta iniyor. İhtiyacı kalmıyor artık sana. Umarım dil, din, ırk ayırmaksızın birlik olabiliriz.
Alıntı
Bütün Ölülerin Derileri AynıdırBoris Vian · İthaki Yayınları · 2012213 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Nermin Yıldırım - Unutma Beni Apartmanı
8/10
·424 syf.··
2026 1. kitabı
Nermin Yıldırım’ın okuma sırasını bilmediğim için aslında ilk okumam gereken romanı olmasına rağmen üçüncü sırada okuduğum kitabı oldu Unutma Beni Apartmanı. Sevmeme rağmen, diğer okuduğum kitaplarının yanında biraz daha sönük kaldığını düşünüyorum. Her zamanki gibi, ilk sayfalarda “ben ne okuyorum?” dediğim ama sonrasında beni içine çeken bir eserdi. Süreyya’nın hikâyesini okurken bir yandan da Türkiye’deki gelişmelere tanıklık ediyoruz. Saklı Bahçeler Haritası kadar yoğun olmasa da, bu arka plan burada da kendini hissettiriyor. Süreyya… Canım Süreyya. Duvarları olan Süreyya. Kırılmaktan korkan, terk edilmekten korkan Süreyya… Onu okurken hem sevdim hem çok kızdım. Hatta çoğu zaman, onu anladığım halde anlamak istemediğim bir yerde durdum. Çünkü Süreyya bana sürekli aynı soruyu sordurdu: Kendine bunu neden yapıyorsun? Önüne çıkan çıkış yollarını görmesine rağmen o yollardan kaçmasına kızdım. Terk edilmenin yarattığı o derin korkuyu, insanlara karşı ördüğü kalın duvarları anladım anlamasına ama insanları bu kadar kolay hayatından çıkarabilmesine kızdım. Süreyya, yaşamadığı hayatların, yaşanma ihtimali olan hayatların katili gibi geldi bana. Bir yerde sevgi için söylediği o cümle çok çarpıcıydı: “Evvelce bilmediğim bir şeyin eksikliğini duymuyorken, şimdi birinin, bir erkeğin beni sevdiğini öğreniyordum.” Ama tam da bu noktada kaçması… Bilmekten korkması… Sevilmekten korkması… İşte orada içim gerçekten kırıldı. Kendini bu sevgiye layık görmemesi, içinde sevilecek bir yan olmadığına inanması insanda derin bir merhamet uyandırıyor. Ama ironik olan şu ki, Süreyya’nın en çok nefret edeceği şey de bu merhamet olurdu. Karşısında olsam, bana bakışından bile rahatsız olur ve arkasına bakmadan giderdi. Çünkü o, insanların ona acıyarak bakmasına karşı duvarlar örmüş biri. Annesi
Unutma Beni ApartmanıNermin Yıldırım · Hep Kitap · 20176,1bin okunma
"Ben yazarken ağladım, okurken de sen ağla."
Puan vermedi·166 syf.··
2026 5. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 04 Şubat 2026 23:24
》Kitabın adında bile insanın içine dokunan bir şeyler var değil mi? Göçüp Gidenler Koleksiyoncusu. İnsan da bir koleksiyoncudur aslında. Pulları, paraları toplar. Ama bu kitaptakiler anıları, gidenlerin ardından kalanları, onların bıraktıklarını biriktiriyor. 》Kayıplarla vedalaşmayı öğretmiyor kitap bize. Onları unutmayı hiç değil. Herkesin yasının kendine biricik olduğunu, onlarla yaşamayı gösteriyor aslında. Çünkü bırakıp giden de, ölüp giden de tamamen gitmiyor ki... Kimi bir anıda, kimi bir kokuda, kimi bir kitap sayfasının arasında, belki şiirde, şarkıda kalıyor. 》 Kitap içindeki öyküler ve konuları kısaca şöyle: • Göçüp Gidenler Koleksiyoncusu: Tek taraflı bir aşkın ve kavuşamamanın hikayesi. • Berhudar Olayım Necmi Enişte: Eşini kaybeden bir kadının ve yasının hikayesi. • Kimlikte Nurşen: Anne sevgisi görmemiş bir kızın adından bile kurtulma isteğinin hikayesi. • Vecdi Çiçek Açtı: Bir aileyi mahveden bir adamın hikayesi. • Remzi: Yalnızlığını bir muhabbet kuşu ile dindirmeye çalışan bir kadının hikayesi. • Yalan Dünya, Fani Dünya: Yaşlı bir kadın ve ailesi içindeki çatışmaların hikayesi. • Fehime Halamı Kaybedip Tekrar Bulduğumuz Gün: Kaçırılan ve çocukluğu elinden alınan bir kadının hikayesi. • Abajur: Mal mülk düşkünü, kibirli bir çiftin hikayesi. • İstiklal Madalyası: Komşularla bir kadınlar günü ve mutluluğu ayrılıkta bulan bir kadının hikayesi. • Ömer: Bir öğretmen ve öğrencisinin hikayesi. • Son Durak: Kardeşlerini okutan merhametli bir abinin hikayesi. • Muzaffer Bey ve Büyük Düşmanı: Cimri bir adamın hikayesi. • Hiç: Bir ayrılık hikayesi. • Teessüf Ederim Muazzez: Bir özlem hikayesi. • Bir Sizin Kollarınızda: Kocaman ailesi olmasına rağmen yalnız olan bir kadının hikayesi. • Baba Malı: Bir mirasyedi ve arabasının hikayesi. • Çatlak: Kalbi kırılan bir
Alıntı
Göçüp Gidenler KoleksiyoncusuŞermin Yaşar · Doğan Kitap · 202413,2bin okunma
Puan vermedi·127 syf.·
2025 14. kitabı
(Spoil içerir) Sayın Ercan benim nazarımda "modern" zamanda tevekkülün teslimiyetin timsalidir. Aynı topraktan gelmekten de kaynaklı olsa gerek gönlüme yakınlığı Kendisini "kelime işçisi" olarak tanımlarken bazıları onu modern zamanın dervişi olarak görür. Birçok söyleşisini dinleyen sosyal medyada ise sıkı bir takipçisi olan biri olarak otobiyografi türünde yazdığı bu kitabını edinmiş olmamın en temel nedenlerinden biri onu, hayatını, tevekkülünü, teslimiyetini, dünyaya ve ahirete bakış açısını altını çize çize, hayatıma nakşede nakşede ve geri döne döne okumaktı. Kitabına Bülent Parlak'ın tam yerinde olan şu satırları ile başlamış: " Anlatsam, yarısından izin alıp gideceğiniz bir hikâyedir burası. Burası, dünya bizi nasıl kırdıysa öyle de gönlümüzü almamayı bildiği yerdir." 21 yaşında iken babasının dünya hayatını bitmiş (Özelikle öldü/kaybettik tanımını kullanmaz Ercan çünkü sadece bu dünya olarak görmez insan yurdunu.) Yetim emaneti için annesi ve amcası evlendirilmeye karar verilmiş uzun bir direnişten sonra yetime sahip çıkmak niyetiyle " ben aldım emanetleri ve kabul ettim. Ben dünyayı kapattım. "diyen bir amca, hayatını oğluna vakfetmiş bir anne ile devam eder öyküsü... Amcası vefat ettiğinde şu cümleler dökülür Ercan'ın gönlünden " Şahidiz Allah'ım güzel yaşadı güzel göçtü dünyadan. Yavaş adımlarla, incinse de incitmeden. Şahidiz Allah'ım dünya hayatına dair kendisine verdiğin tüm imtihanlardan geçerek göçtü dünyadan..." İnançla yaşamanın kıymetine dair en keskin cümleründen biridir "Bütün yaşantımız, hayata dair alıp vereceğimiz tüm kararlar için bir tek ölçü birimimiz vardı, o da "Allah katında helal mi haram mı," ölçüsüydü. Zor da olsa hayatın her alanında bu ölçüye göre hareket etiğimizde, kısa ya da uzun vadede bundan sebep Allah'ın
UkdeMehmet Ercan · Nemesis Kitap · 2025102 okunma
Puan vermedi·160 syf.··
2025 83. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 16 Aralık 2025 16:38
Nevzat Tarhan bu eserinde evliliği duygusal bir beraberlikten ziyade psikolojik denge ve olgunluk gerektiren bir hayat ortaklığı olarak ele alır. Mutlu evliliğin merkezine “sevildim mi?” sorusunu değil, “ben sevmeyi ve sorumluluk almayı biliyor muyum?” sorusunu yerleştirir. Kitapta; kişilik yapılarının evlilik üzerindeki etkisi, bağlanma stilleri, çatışma çözme biçimleri ve iletişim dili ayrıntılı şekilde incelenir. Tarhan’a göre evlilikte yaşanan problemlerin çoğu sevgisizlikten değil, empati eksikliği, yanlış beklentiler ve benmerkezci tutumlardan kaynaklanır. Eserin ana mesajı şudur: Mutlu evlilik; kusursuz eş bulmak değil, kusurlarla birlikte adil, merhametli ve bilinçli yaşamayı öğrenmektir. Psikolojik farkındalık ve manevi değerlerle desteklenen evlilikler, geçici mutluluk değil kalıcı huzur üretir.
Mutlu Evlilik PsikolojisiNevzat Tarhan · Timaş Yayınları · 20161,064 okunma