..." İnsanın saadetini çocuklarından beklemesi ne boş hayalmiş yarabbi! Yüreklerimizin yapılış tarzı itabiriyle buna imkân yok. Çocuklarımızın hepsini mesut etmeye kudretimiz de olsa elbette birinden birinin saadeti bir cihetten aksayacak ya... O vakit mesutları derhal unutacağız... Evlatlarımız içinde hangisi bedbahtsa yalnız onun sesini duyup ağlayacağız... Evet çocuktan, evlattan saadet beklemek çok boş bir hayalmiş."
"... Savaşın bütün insanları katı, bayağı, acımasız, bencil, ruhsuz bir hale getirmemiş olduğunu görmemdi. Savaş kanlı çizmeleriyle insanları kırk yıl çiğneyip ezebilir, onları öldürebilir, her şeyi yakıp yıkabilirdi ama, insan denen varlığa baş eğdirmez, değerini düşürüp onu gerçek anlamda mağlup edemezdi. "
"Yeri gelmişken, benim anladığım gerçek mutluluğun da bir rastlantı sonucu olmadığını, yaz yağmuru gibi birden bire başımıza düşmediğini söylemeliyim. Gerçek mutluluk, yavaş yavaş, azar azar gelir ve bu bizim hayata bakış açımızla doğrudan doğruya ilgili ve orantılıdır. Mutluluk birbirini tamamlayan ufak tefek şeylerin birikmesinden doğuyor. "