“Belki de halim yoktu. Belki hiçbir hayatımda halim yoktu. Yani, belki de ben böyle biriyimdir. Bir denizyıldızı bütün hayatlarda denizyıldızıdır. Denizyıldızının uzay mühendisi olduğu bir hayat yoktur. Belki benim de hiçbir hayatımda bir şey yapacak halim yoktur.”
Ben gerçek bir koleksiyoncu değilim. Hayatım boyunca kitapları sırf hoşuma gittikleri için satın aldım. Bir kütüphanede en çok sevdiğim şey, uyumsuzluk, çeşitli nesnelerin yan yana gelmesidir, hatta çatışan, kavga eden nesnelerin.
Hangi türden olursa olsun bütün büyük teorik başarılar, zihninin bütün güçlerini tek bir noktaya yoğunlaştırmış yazarların eseridir. O bunlanı tek bir nokta etrafında düğümler ve o nokta üzerinde öylesine sağlam, canlı ve dikkatin başka bir şeye dağılmasına engel olacak biçimde yoğunlaştırır ki dünyanın bütün kalanı onun için görüntüden kaybolur ve peşine düştüğü şey onun için kendi başına bütün gerçekliği doldurur. Dehanın ayrıcalıklarından birini oluşturan tam da bu büyük ve güçlü yoğunlaşmadır ve bu kimi zaman kendisini, gerçek nesnelerin, günlük hayatın olaylarının durumunda bile gösterir. Böyle bir odağın altına yerleştirildiğinde bunlar öylesine muazzam boyutlara ulaşarak büyütü-ürler ki güneş mikroskopunun altında bir fil kaidesinin büyüklüğüne erişen pire gibi görünürler. Bunun neticesi yüksek yeteneklere sahip kimselerin önemsiz şeylerle kimi zaman çok değişik türden heyecanlara kapılmalarıdır.