Eğer risk almayı, bilinmeyene yolculuk olarak tanımlarsak, maceracının aklında mutlaka varılacak bir hedef vardır. Odysseus yurduna dönmek, Julien Sorel üst sınıfa tırmanmak istiyordu. Modem risk kültürünün garip yönü, hareketsizliğin başarısızlık olarak görülmesi, sabit kalmanın ölümle eş tutulmasıdır. Dolayısıyla, varılacak hedeften çok, ayrılma ediminin kendisi önemlidir. Bu ayrılma isteğini yaratan devasa toplumsal ve ekonomik güçler vardır: Kurumların düzensizleşmesi, esnek üretim sistemi gibi... Yani, maddi gerçekliğin kendisi de denize açılmaktadır. ‘Olduğun yerde durmak, çemberin dışında kalmak demektir.’
Dolayısıyla sürecin asıl zirvesi ‘ayrılma kararı’ gibi görünüyor; önemli olan bu kopuşa karar vermek. Risk almayla ilgili birçok araştırma, ‘insanların en büyük mutluluğu bir kopuşa, ayrılışa karar verdikleri zaman yaşadığını gösterir.’