…işte kader hep böyle davranır bizlere, hemen arkamızdadır, omzumuza dokunmak için elini çoktan ileri doğru uzatmıştır, bizlerse hâlâ, Geçti gitti, gösteri bitti, yine aynı hikaye, diye homurdanıp dururuz.
yıllar bir gözyaşı olup da kaymış
nurlu ihtiyarin yanaklarında.
yapraktan saçını yerlere yaymış,
sonbahar ağlıyor ayaklarında.
aüzüyor ufukta bir kızıl yeri,
içi karanlıkla dolu gözleri;
alnında akşamın ince kederi,
sessizliğin sırrı, dudaklarında.
yaanan bir kağıtta küçük bir satır
yazı gibi akşam onu karartır;
artık o, silinen bir hatıradır,
bu ıssız bahçenin uzaklarında...
Değişme, “neden” öyle davrandığımızı görebilmekten çok, o davranışı “nasıl” yaptığımızı anında fark edip, aradaki yaşantımızı anlamaya çalışarak gerçekleştirilebilir. Bir insanın bunu tek başına başarabilmesi pek de kolay değildir. Çünkü bu, her şeyden önce bir “niyet” ve “kararlılık” sorunudur.
bütün sır örtüde... örtü kadının manasına, aranması, bulunması, erişilmesi lazım bir derinlik veriyor. o manayı zorlaştırıyor, giriftleştiriyor, kıymetlendiriyor. ideal... ideal işte budur: aranması, bulunması, erişilmesi gereken gaye... kadın vücuduyla idealden bir çizgidir ve mutlaka perde arkasında, göz ufkunun gerisinde el uzanır uzanmaz tutulamayacak bir noktada olmalıdır.