niyagrôdhâkoskoca bir ağaç görüyorumufacık bir tohumdao ne ağaç ne tohumom mani padme humsidharta buddhaben bir meyvayımağacım ålemne ağaç ne meyvaben bir denizde eriyorumom mani padme hum
SİDHARTA
koskoca bir ağaç görüyorum
ufacık bir tohumda
o ne ağaç ne tohum
sidharta buddha
ben bir meyvayım
ağacım âlem
ne ağaç
ne meyva
ben bir denizde eriyorum
Budacı arkadaşımla konuşurken -Hıristiyan olduğumdan
kuşkuluyum, ama Budacı olmadığımdan hiç kuşkum yok"Prens
Sidharta'nın öyküsüne neden inanmayayım? " diye
sormuştum. Arkadaşım da, "Hiç önemi yok da ondan," diye
yanıtlamıştı. "Önemli olan, Öğretiler' e inanmak tır. " Sonra
da alay edercesine eklemişti: "Buda'nın tarihte gerçekten var
olduğuna inanmak ya da yaşayıp yaşamaclığını merak etmek
matematik yasalarıyla Pythagoras ya da Newton'ın yaşamöykülerini
birbirine karıştırmak gibi bir şeydir. "
niyagrodha
koskoca bir ağaç görüyorum
ufacık bir tohumda
o ne ağaç o ne tohum
om mani padme hum (3 kere)
sidharta buddha
ben bir meyvayım
ağacım alem
ne ağaç
ne meyva
ben bir denizde eriyorum
om mani padme hum (3 kere)
“ Büyümek yasak olanı öğrenmek ve tanımak demektir. Yasak olan, yetişkinlerin çocuklarına zımnen ve açıkça, farkında olarak ve olmadan anlatma ihtiyacı duydukları şeydir. Yasak olan, esasen belli başlı arzu türlerinin neticelerine dair bir hikâyeden ibarettir; yıkıcı, cezalandırıcı bir hikâyedir bu, belli başlı arzular akışına bırakılırsa neler olabileceğine dair, tanımı gereği gözdağı veren bir hikâyedir. “