Şairliğe onsekiz yaşında gazel ve rubailerle başlamıştı.
...
Onu şairlikten de öte, basının, mizah dergilerinin en popüler edebiyatçısı haline getiren Sidharta Budha şiirini de bir Doğu keşişi kişiliğine bürünüp okumaya başlardı:
Koskoca bir ağaç görüyorum
Ufacık bir tohumda
O ne ağaç ne tohum
Om mani padme hum
Om mani padme hum
Om mani padme hum
Kendi gibi Beylerbeyili ama, hiç de mistisizme yatkın olmayan gerçekçi mizahı ile Refik Halid, sonraları onun bu şiiriyle az mı alay etmiştir.
...
Yakasına çiçek takıp kökünü mendil cebine yerleştirdiği küçük bir şişenin suyu ile beslemesi, kocaman bir gülsüz gezmeyen Oscar Wilde'ın dandyliğini anımsatıyordu
...
Hatta hiç unutmam, bir keresinde Fransız Tiyatrosu'nda sanatçılararası bir eğlencede sahneye fırlamış, Adalet Cimcoz'un Desdemona olduğu bir Othello parodisinde Othello'yu oynamıştı.
...
Tramvaya binen, sandviç yiyen, flört eden, sevişen, bazen deli dolu, bazen ipe sapa gelmez, çocukca. Uslu akıllı insanların çizgisinden çıkan, onları yadırgatan. Meselâ her dört yılda bir mebus seçimleri yapılır-ken serbest aday olup meydanlarda parklarda seçim nutukları atışı onun bu oyunlarından sadece biri idi. Hem böylece Hyde Park hatipleri gibi ileri geri konuşup içini de boşaltmış olurdu.
Çelebi, her şeyi tabak gibi ortada bir insan olduğu için onun şiirlerindeki mistik hava ile yaşamındaki bu bağırgan çocuksu yaklaşım, çoğu kimseyi yadırgatırdı.
...
Başka dille, bizim her günkü dilimizle konuşursam ürkiltecek, havasını bozacakmışım gibi hep Beylerbeyili'ce konuşurdum onunla :
- Lütfedersiniz beyefendi, derdim. İhya edersiniz.
Çelebi ile bütün konuşmalarımız hep bu üslüp üzere giderdi.
...
Bir keresinde de azınlıklardan bir kız sevmiş. Kıza deli gibi âşıkmış. Ne var ki, bir huyu Çelebi'yi cileden çıkarıyormuş.
Sevişmenin en