Maximillien Robespierre. Dedesi babası avukattır. Babası biracının kızını becermiş apar topar evlenmişler. 6 Mayıs 1758’de doğuyor. Goethe, Mozart hep aynı dönemin adamları (Tanilli, s 15, 2007 ).
Bursla okuyor. Yoksul olduğu için dışarıya filan çıkamıyor çünkü görüntüsü pek iyi değil. Çok okuyor.
“Adalet, insanlık ve özgürlük aşkı, başka tutkular gibi bir tutkudur; o ağır bastığında her şey feda edilir uğruna!” (Tanilli, s 22, 2007)
Gelirinin azlığına karşın kazanç sağlayıcı her makamı ve ünvanı reddeder. “Gönenç karşılığında ruhumu vermeyi ben de isterdim; ama gönenci, suçun cezanladırması gibi görüyorum ve mutsuz olmamak için yoksul olmayı istiyorum.” (Tanilli, s 30, 2007 )
Basın özgürlüğü, dilekçe hakkının serbestçe kullanılması, özgürce toplanma hakkı, erdemli temsilciler seçme, bunlar arasındadır. Özgürlükler, büyük bir açıklıla tanımlanmazsa özgürlük yerleşemez. Başta da kişi özgürlüğü, bireyin toplum için bir tehlike oluşturması, yani kamu güvenliğinin gerektirmesi dışında, keyfi olarak ihlal edilemez. Bunlar varsa monarşi olmuş cumhuriyet olmuş farketmez (Tanilli, s 34, 2007 ).
Servetler arasındaki farklılığı hafifletmek için, 5 Nisan 1791’de, vasiyet yapma olanağının kaldırılmasını ve çocuklar için mirasta eşitliği ister (Tanilli, s 35, 2007).
Yukarıdaki ilkeler doğrultusunda anayasa hazırlar. Eksik olduğunu biliyordur ama temelinin doğru olduğunu da biliyordur.
Diktatörlüklerini kurarlar; ve, aristokratlar, gerici rahiplere ve parayla satılmış gazetecilere karşı, tam bir teröre geçerler. Paris’te, bir kaç gün içinde, yüzlerce kuşkulu tutuklanır (Tanilli, s 40, 2007 )
“Fransız halkına yalnız ekmek değil, insanca kanunlarla pekiştirilmiş özgürlük sağlamak da görevimiz” der (Tanilli, s 45, 2007 ).
Her şey ayan beyanken yazılı kanıtlar bulunmasa da duraksama ve