Martin Eden
Puan vermedi·517 syf.··
Beğendi
·
2026 1. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 12 Mart 2026 12:48
Martin Eden, eğitimsiz bir denizcinin saf bir aşk uğruna imkansızı zorlayıp kendini küllerinden var etme çabasını anlatan, ancak zirveye ulaştığında elinde tuttuğu başarının aslında koca bir hiçlik olduğunu fark eden sarsıcı bir trajedi. Martin, o "yüce" gördüğü burjuva dünyasına girebilmek için ruhunu ve bedenini açlıkla, uykusuzlukla kırbaçlarken; aslında hayran olduğu o ışıklı salonların ne kadar sığ, o nazik insanların ne kadar kalıplaşmış olduğunu acı bir aydınlanmayla görüyor. Tam da bu noktada, ruh ikizi Brissenden’in o soğuk ama dürüst uyarısı bir tokat gibi kulaklarında yankılanıyor: "Bu sığ sular seni boğacak, denize dön Martin!". Martin, tırnaklarıyla kazıyarak çıktığı o entelektüel zirvede yapayalnız kaldığında, yanında ona hak verecek tek dostu Brissenden de kalmıyor. Toplumun gerçek yeteneğe değil de sadece paraya ve ünvana önem verdiğini anladığı o an, meşhur "Neden o zaman değil de şimdi?" sorusu Martin'de bir isyana dönüşüyor. Nihayetinde bu roman, bir başarı hikayesi değil; bir adamın anlam arayışı içinde yükselirken aslında adım adım kendi ruhsal uçurumuna yürüyüşünün ve o derin yalnızlıkta sessizce boğulmasının hikayesidir.
Edebiyat & Roman
Martin EdenJack London · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025135,1bin okunma
7/10
·352 syf.·
2026 15. kitabı
Ahhh beğendim evet tam bir deniz macerası,denize aşık bir ben ve denizin içinde geçen macera dolu bir hikaye muhteşem bir ikili olduk yazarın kalemi hoş,kolay okunan evet ama çok sığ değil.Kalender’in öyküsü ise etkileyici inişleri,çıkışları,imkansız aşkı Ustinya…ve süpriz sonu. Güzel bir romandı okumayı düşünen herkese keyifli okumalar diliyorum ;) Sular Üstünde Gökler Altında Kaan Murat Yanık
1000Kitap
Sular Üstünde Gökler AltındaKaan Murat Yanık · Ketebe Yayınları · 20233,218 okunma
Reklam
Kritik NOT Bölümüyle:)
10/10
·340 syf.··
Beğendi
·
2025 80. kitabı
Uzun süredir okurken kahkahalar attığım, hoşuma gittiği kadar da yargılarını düşündürten bir kitap okumamıştım. Edebiyatta böyle romanlara daha çok ihtiyacımız oluyor dönem dönem. Elbette Rufi Thorpe'un kaleme aldığı "Margo'nun Paraya İhtiyacı Var" adlı romanından bahsediyoruz. Kurgusunun temelinde yazarımız, genç yaşta hamile kalıp anne olan genç bir kadın profili ortaya koyuyor. Bir kadının kendi zevkini düşünmesine, cinselliği ön plana koymasına, genç yaşta anne olmasına, bebeği doğurmasına, OnlyFans hesabı açmasına toplumun bakış açısını eleştiriyor. Aklı sağlıklı çoğu insanın düşünmesi gerektiği gibi yazarımız "bir kadının kendi bedeni, kendi kararı" görüşü üzerinden durumu analiz ediyor. OnlyFans'ı gerçek bir iş kolu olarak görüyor ve bedeniyle para kazanan üreticilere saygı duyuyor. OnlyFans ve türevlerinin seks işçiliği ve pornografi şeklinde değerlendirilmesine karşı. Yazarımız, genç yaşında anne olmasına rağmen güçlü bir ana karakter yaratıyor, bu da kurguda çok tatlı duruyor. Thorpe, yalın ve samimi bir üslup tercih ederken, kurguda ana karakterin yaşadığı saçma durumlar ve ahlak ikilemleri konusunda okura empati kurduruyor. Çok beğendiğim bir roman oldu. Bu romanın kesinlikle dijital platformda 4-5 sezonluk bir dizi olarak çekilmesi gerektiği kanaatindeyim. 19 yaşındaki üniversite öğrencisi Margo Millet, ana kahramanımız... Hooters garsonu annesi Shyanne ve Amerikan güreşçisi babası Jinx'in evlilik dışı ilişkisinden dünyaya gelir. Çocukluk yılları hem baba eksikliği hem de parasızlıkla zor geçer. Tüm bunlardan ders alıp kendi ayakları üzerinde durmaya başladığında üniversitede edebiyat okumaya karar verir. Yazmayı çok seviyordur. Burada kendisine yardım eden ve yazı kabiliyetini daha güçlendiren profesör Mark'a kendini kaptırır. Profesör evli olmasına
Edebiyat
Margo'nun Paraya İhtiyacı VarRufi Thorpe · Domingo Yayınevi · 2025144 okunma
Yanık Cephesinde Yeni Bir Şey Yok
6/10
·368 syf.·
2025 56. kitabı
Belki diyeceksiniz ki, “arkadaş sen yazarın üç romanını okumuşsun, beklediğini tam olarak bulamamışsın. Dördüncüyü niye okuyorsun?” İyi de kitap okurluğu böyle bir şeydir zaten. Arayışa devam edersiniz ve bir yazarı tek kitabıyla değerlendirmek doğru olmayabilir. Onun için beklentilerimi aşmayan Dünyasızlar, Sular Üstünde Gökler Altında ve Uzakların Şarkısı’ndan sonra Butimar'ı da okudum. Butimar, hacim olarak yazarın diğer romanları gibi 350-400 sayfa civarında bir hacme sahip. Ben bunu normalde, eğer mesaim olmasaydı herhalde üç gün içerisinde bitirirdim. Ama bir haftayı buldu okumam Diğer romanlarına benzer şeyleri söyleyeceğim. Zaten yazarların şöyle bir durumu vardır. Kıyaslamaya tabi tutulurlar. Bu kıyaslamada ise bir, kendisine ait başka eserlerle kıyaslanır. İki, başka yazarlarla kıyaslanır. Kaan Murat Yanık'ı başka yazarlarla kıyasladığımızda elbette Türkiye'de, Türk edebiyatının yıldızlarından biri olmadığı çok açık. Dolayısıyla edebiyat tarihine girecek bir yazar olmadığını da düşünüyorum. Popüler bir yazar ve sonuçta büyük bir edebiyatçı değil. Kendi kitaplarıyla kıyasladığımızda da çizgisini aynı ile devam ettiriyor. Demek ki halinden memnun, okurlar da memnun bu çizgisinden. Butimar, ilk üç kitabıyla kıyasladığımda en az notu verdiğim kitap oldu. Yani 10 üzerinden 6 verebilirim Butimar'a. Artık belli bir noktadan sonra sırf bitirmek için bitirdim. Çünkü onun tarzında beğenmediğim ne varsa bu sefer adeta üzerimize boca etmiş. Daha fazlasını yapmış. Nedir beğenmediğim şeyler? Fantastik bir roman, hatta kendi tabiriyle postmodern bir roman yazmak istemiş. Neden kendi tabiriyle diyorum? Çünkü romanın içerisine bizzat kendisini de sokmuş. Zamanın arasında bir geçiş yaptırmış. Fantastik ve postmodern bir roman yazmak istiyor. Ancak bu yaptığı, o demek
ButimarKaan Murat Yanık · Ketebe Yayınları · 20226bin okunma
EDEN BULUR BE MARTIN
Puan vermedi·517 syf.··
2025 44. kitabı
Yıllaaarrr yıllar önceydi, biraz okuyup birilerine sinirlenip bırakmıştım kitabı. İşte yıllaaarrr yıllar sonra tekrar aldım elime ve niyet ettim finali öğrenmeye. Finalde ne olduğu bahaneydi bu arada, o geçen yılların ardından, benzer profildeki insanların ağzından aynı lafları işitince bu kitabı neden yarım bıraktığımı hatırladım. Dolayısıyla kitapla, o insanlar arasında hangi türden bir örüntü olduğunu keşfetmek için tekrar okudum. Bu kitabın ve kitaba ismini veren karakterin ne kadar çok sevildiğinin farkındayım ama üzgünüm, ben o kadar sevmiyorum. Dolayısıyla eleştirilerimi dile getirmek için yazıyorum bu incelemeyi. Zaten oturup da Martin Eden’i övmek için yazmaya kalkmış olsam çok sıkıcı olurdu bu metin şüphesiz. Şimdiden söylüyorum her türlü spoiler ilmek ilmek işlenmiştir, kitabı okumadan denk geldiyseniz bunu bilerek karar verin okumaya. Öncelikle Martin, sen Ruth’a değil, Spencer’a aşıksın bunu o kafana sok. İsmini ilk gördüğüm anda ‘’nasıl yeağ, bu bizim Spencer mı’’ dedim. Evet bizim Spencer o. Bölüme ilk başladığım gün adını duyduğum herif. Daha okulun ilk günü not tutan o inek öğrenci olduğum için hatırlıyorum maalesef. Evrimsel ve biyolojik açıdan, organizmaları inceler gibi toplumları ve toplulukları da aynı yaklaşım ve metodlarla açıklayabileceğini iddia eden Herbert Spencer bu. Kitabın notlar kısmında Jack London’ın da Martin Eden gibi Spencer’a bir hayranlığının olduğunu yazmış editör. Yatıyor kalkıyor Spencer da Spencer… Hani ilkokul terk herifin Spencer’a aşık olduğu için felsefeye gömülmesinin hiçbir inandırıcı tarafının olmaması bir kenarda dursun, zaten birini bu kadar ilahlaştırıp öyle her sohbette sadece tek bir adamdan argümanlar sunarsan insanlar sıkılır Martin’ciğim. Sonra bir de para kazanmak için piyasanın istediği ölçütlere göre yazmayı
1000Kitap
Martin EdenJack London · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025135,1bin okunma
Bir İnsanın Aynasında Evrenin Sessiz Çığlığı
10/10
·210 syf.··
Beğendi
·
2025 11. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 19 Mart 2025 23:14
Yu Hua’nın Yaşamak’ı, bir roman değil; toprağa düşen bir tohumun çatlayışı, bir insanın kemiklerinde biriken tarihin ağır hikâyesidir. Fugui’nin yıkıntılar üzerinde yükselen direnci, Çin’in modernleşme fırtınasında savrulan sıradan insanın trajedisini anlatırken, okuru “yaşamak” denen o acımasız lütfun içine çeker. Yazar, sade diliyle bir nehir yatağı kazar: Başlangıçta sığ görünen sular, ilerledikçe derinleşir ve insanı boğacak kadar güçlü bir hüzne sürükler. Her kayıp, Fugui’nin ruhunda bir çentik açar; ölümler arasında sıkışan hayat, bir tarladan geriye kalan son sap gibi eğilir ama asla kırılmaz. Yu Hua, acıyı romantize etmez, onu soluksuz bir gerçekliğe dönüştürür. Sanki her sayfada, “İnsan neden yaşar?” sorusuna cevap ararken, cevabın sorunun kendisinde gizli olduğunu fısıldar: Yaşamak, yaşamaktır. Bu kitap, bir metinden çok bir aynadır. Bakan, kendi acısının sınırlarını ve direncinin sırrını görür. Hüznü kanıksatan bir şiir gibi… Belki de hayat, Fugui’nin sonunda oturup seyrettiği o kuru tarladır: Çorak, yalnız, ama hâlâ bir umutla titreyen. Not: Sizce bu kapak fotoğrafı ne anlatıyor?
Edebiyat
YaşamakYu Hua · Jaguar Kitap · 202670,5bin okunma
Reklam
Reklam