Puan vermedi·344 syf.··
2026 14. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 12 Haziran 2026 15:17
Her Türk genci gibi ben de futbol oynadım, önce kaleci sonra sağaçık olarak. Daha sonra Basketbol ile tanıştım ve o günden sonra tüm sporlar benim için bitti. Evet arada sırada maçları seyrediyorum ama o kadar. Bu kitabı yine bir podcast dinlerken duydum, Eduardo Galeano çok sevdiğim bir yazar; Aynalar, Zamanın Ağızları, Ve Günler Yürümeye Başladı kitaplarını okumuştum. Merakla aldım uzunca da bir kitap olduğu için herhalde sıkılırım diye düşündüm. Tek kelimeyle enfes bir kitap, müthiş ilginç bilgiler var. Özellikle futbol meraklıları, Dünya Kupası’nın oynandığı bu günlerde keyifle okuyabilirsiniz. Hatta maçları birlikte seyrettiğiniz arkadaşlarınıza sorular sorup onları şaşırtabilirsiniz. Vakit kaybetmeden alın derim. Sizi ikna etmek için iki alıntı koydum aşağıya; O zamanlar her golden sonra maç uzunca bir süre duruyordu çünkü seyirciler oyunculara sarılmak ya da onları dövmek için sahaya giriyorlardı. Yirmi yıl boyunca Zamora dünyanın en iyi kalecisi oldu. Konyak içmeyi seviyordu ve günde üç paket sigara, birkaç da puro içiyordu.
Gölgede ve Güneşte FutbolEduardo Galeano · Can Yayınları · 2021310 okunma
8/10
·168 syf.··
Beğendi
·
2026 26. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 10 Mayıs 2026 00:00
Halkla ilişkiler disiplininin kurucusu kabul edilen Edward Bernays’in Propaganda kitabı, “iletişim üzerine eski bir metin” ama modern metinlerin ilki sayılabilir. Kitabın ilk baskısı 1928 yılında yapılmış. Önemi ise modern kitle yönetiminin nasıl çalıştığını soğukkanlı biçimde anlatan bir eser olmasından geliyor. Bernays, bugün “manipülasyon” dediğimiz pek çok tekniği açıkça hatta zaman zaman gururla savunuyor. O, Freud’un yeğeni olmasıyla da bilinir. Bu biyografik ayrıntı önemli çünkü metnin arka planında güçlü bir psikanalitik varsayım var: "İnsanlar sandığımız kadar rasyonel değildir." Bernays'e göre kitleler bilinçli seçimler yapmaz; sembol, duygu ve tekrarlarla yönlendirilir. Bu fikir, günümüz reklamcılığı ve siyasal iletişimin temelini oluşturuyor. Bernays için propaganda, toplumu düzenlemenin kaçınılmaz ve hatta gerekli bir aracı. Elit bir azınlık, “karmaşık toplumlarda düzeni sağlamak için” kitleleri yönlendirmelidir. Bu düşüncede bir açıklık var: Demokrasi ideali ile görünmez bir yönlendirme mekanizması aynı anda savunulur. Kitapta verilen somut örnekler dikkat çekici. Örneğin, vaktiyle sigara endüstrisinin kadınlara yönelik kampanyaları, “özgürlük meşalesi” metaforuyla sunulmuş. Böylesi bir anlatı, yalnızca bir ürün satışını değil, toplumsal davranışın yeniden kodlanmaya çalışıldığını da gösteriyor. Bugünden bakıldığında bu örnek, reklamcılığın “ürünü sadece satmaya çalışan” rolünden çıkıp “kimlik üretim” aracına dönüştüğünü gösteren erken bir olay gibi. Bernays’in dili teknik ve sakin. Duygusal bir savunma yapmıyor; daha çok, mühendis gibi yazıyor. Bu soğukluk, metnin arkasında yatan fikrin de göstergesi. Bu dilden, yönlendirmenin kaba bir zorlama değil, ince bir tasarım işi olduğu anlaşılıyor. Propaganda, yalnızca bir “ikna sanatı” kitabı değil, modern
PropagandaEdward Bernays · Pegasus Yayınları · 2023194 okunma
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
Melekler ağlamasın Anne!
10/10
·535 syf.··
Beğendi
·
2026 33. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 13 Haziran 2026 12:29
Nilgün Marmara’nın Defterler kitabını bitirdim ve sanki bir kitabın son sayfasını değil de bir insanın zihninden çıkışı kapattım. Bazı insanlar yazmaz, kendi iç yangınlarının küllerini bırakır sayfalara. Nilgün tam olarak bunu yapmış. Bu kitapta sadece bir şairin düşüncelerini okumadım; kırılmayı, taşmayı, dünyaya sığamamayı okudum. Her cümlesi sanki gece yarısı açık unutulmuş bir pencere gibiydi. İçeri soğuk giriyor ama yine de kapatamıyorsun. Çünkü canını acıtan şey aynı zamanda seni hayatta hissettiriyor. En çok da insanların yıllarca onu yanlış anlamasına rağmen defterlerinin hâlâ bu kadar canlı oluşu vurdu beni. “Defterler”, Nilgün’ü efsaneleştirmiyor; onu insan yapıyor. Yorulan, düşünen, öfkelenen, seven, yabancılaşan bir insan… Ve belki bu yüzden bu kadar ağır geliyor son sayfa. Çünkü kitap bitince onun sesi bir süre daha insanın içinde dolaşmaya devam ediyor. Benim puanım hiç düşünmeden 10 Çünkü bazı kitaplar kusursuz oldukları için değil, insanın içine yerleşip çıkmadıkları için tam puanı hak ediyor. Unutulmadın Nilgün. Bazı insanlar yaşamaktan çok iz bırakıyor. Sen hâlâ birçok insanın zihninde sigara dumanı gibi dolaşıyorsun; silinmeden, dağılmadan.
DefterlerNilgün Marmara · Everest Yayınları · 2016964 okunma
9/10
·464 syf.··
Beğendi
·
2026 57. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 13 Haziran 2026 10:08
Hurmalı Kurabiye tadında hoş bir suriye romanı. 1995 ile 2013 yılları arasında geçen olaylar. Turistik seyehat için Suriyenin palmira şehrini ziyaret eden fransız kız ve annesi. Onlara antik şehri gezdiren suriyeli genç. İmkansız bir aşk. Kitap Suriye de Zalim Beşşar Esadın halkına yaptığı zulümleri de gözler önüne seriyor. Sebebsizce bombalanan şehirleri anlatıyor. Kendi öz yurtlarında iki ateş arasında kalıp kaçmaya çalışan insanların yaşadıkları zorlukları gözler önüne seriyor. Kitap ve konu çok iyi ama yazarımız çok gereksiz betimlemeler yaparak okuyucuyu bezdiriyor. Örneğin " Tarık, marketten ekmek su yoğurt ve sigara aldı. Su ve yoğurdu sol eline alıp sağ eli ile sigara paketini tutuyordu. Sağ eli ile sigara paketini açıp dişleri ile bir dal çekti. Paketi cebine koydu. Çakmağı çıkardı. Sol eli ile rüzgar söndürmesin diye siper yaparak sigarasını yaktı." Bu şekil gereksiz betimleri okurken canımdan can gitti ama konu ilgilendiğim bir konu olduğu için. Beni bağladı. Kitabı öneririm ama eğer yukarda ki betimlemelere her sayfa tahammül edecek kadar sabrınız varsa :-)
Alıntı
Hurmalı Kurabiyeİsmail Alaca · Lukka Kitap · 201958 okunma
Bazen rüyalar kabuslardan daha fazla can yakar
Puan vermedi
Biz ki bu sokakların kirlenmiş çocuklarıyız yokmuş sevmeye hakkımız yokmuş mutlu olmaya bizki bu sokakların aklanma siyahlarıyız varmış bir bildikleri hak varmış bir bildikleri bir sigara dumanı Sarar bütün Yaramı sana hatırlatır senin olmayanı BENİM OLMAYANIM BU KİTAP VE BU ŞARKI HAYATTA HER ŞEYE RAĞMEN DİMDİK DURAN SOKAK NÖBETÇİLERİNE
Sokak NöbetçileriAslı Arslan · İndigo Kitap · 202115,9bin okunma
Puan vermedi·520 syf.··
2018 107. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 10 Kasım 2018 00:00
Okuyan kadinlar kulubu olarak 29 Ekim - 10 Kasım arası Mustafa Kemal Atatürk ile ilgili kitaplar okuma kararı alıp #izindeyizokuyoruz dedik. @okumacemberiolusturalim etkinliğime de böyle bir kitap kattığım için çok mutluyum. Okuyup raflara sığdırabileceğim bir kitap olmadığı kesin. Devasa bir hayata tanık oldum @yilmazozdil_ sayesinde. Mustafa Kemal Atatürk'ü, fikirlerini, zaferlerini, yaptıklarını, görüşlerini hepimiz biliyoruz. Ben bilmediğim yönleriyle Kemal'e de aşık oldum... Gözümüzün önündeki resmine değil, beynimizin içinde ki fikrin ile Ne Mutlu Türküm Diyene Sakin bir bebekliği, ağırbaşlı bir çocukluğu vardı. Dobraydı, dürüst cevapları severdi, gambazlıktan haz etmezdi. Soğuk kanlıydı, tehlikelere karşı papuç bırakmazdı. Mütevazı, esprili, hazırcevaptı. Takım çalışmasına inanırdı. Kimseyi ihmal etmezdi, vefalıydı. Hesap adamıydı. Sakin bir özgüvene sahipti. Gücünün farkında ama kibirli değildi. Pratik ve idealistti. İletişim dehasıydı, kod adı Nuh'tu. Asil ve ince ruhluydu. 21 Kasım 1925 kayıtlarına göre 1.74 boyunda, 74 kiloydu. 42 numara ayakkabı giyerdi. Karizmaydı. Açık renkleri sever, kol düğmesi, yaka iğnesi, bağcıklı siyah rugan ayakkabı kullanırdı. Köstekli saat takar, tespihi aksesuar olarak taşırdı. Fanilasında taşıdığı minik zincirli iki muskası vardı. Uyanınca çıngıraklı zilini çalardı, gazeteleri ve kahvesi getirilirdi. Yanlızken divana bağdaş kurup otururdu. Parfüm kullanmaz, kolonya sürerdi. Akşamları pijama üstüne şal yakalı robdöşambr kullanırdı. Omuzlarına masaj yaptırmaktan çok hoşlanırdı.Sofrada müşkülpesent derecesinde dikkatliydi. Kuru fasulye ve bamya severdi. Patlıcan kızartmasını sever, karnıyarığı pilavla karıştırarak yerdi. Kavun ve üzüm severdi. Tatlıyla arası yoktu ama gül reçeline hayır diyemezdi. Yaz kış soğuk su içer,
Mustafa KemalYılmaz Özdil · Kırmızı Kedi Yayınevi · 201815,7bin okunma