"Sormak istiyordum..." diye aceleyle başladı Fei Du, sonra sözünün ortasında gülümsedi. "Saçma bir soru. Sormakta ısrar etmeseydin unuturdum. O zamanlar, birine duygularını itiraf edip sonra da ondan şüphelenen türden bir alçak olmadığını söylemiştin. Bu yüzden sormak istedim, duygularını ne zaman itiraf ettin ve neden ben bilmiyorum?"
"Bilmiyor musun?" Luo Wenzhou kaşlarını kaldırdı. "Çok ince bir espri yaptığımı sanmıyorum. Başkalarının noktalama işaretlerinden anlam çıkarmakta bu kadar uzmanken, nasıl 'bilmiyorum' diyebilirsin? Gerçekten anlamıyor musun, yoksa aptal numarası mı yapıyorsun Fei Du?" Luo Wenzhou iç çekti ve elini uzatarak Fei Du'nun çenesini okşadı. "Annemin sana yemek getirmek için hastaneye gitmesinin nedenini de anlamadığını söyleyeceksin, değil mi?"
Fei Du, "...."
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Bütün hayatımı birilerinin yanında durarak geçirmiştim.Birilerinin bana açtığı boşluklara sığmış,taşmamış,yükselmemiş bile ama kurumamış da,orada eski bir göl gibi durup beklemiştim.
I have laid hands on you again—banal and pathological and frantic and divine, my written unconscious! You have forced me to my knees again! Here I am, say what you have to say!
“This saying is silent like the gentle wind in the leaves.”
Can you construe it for me, you astonishing being?
“The greatest comes to the smallest.”
( Elimi yeniden sana uzattım, sıradan, patolojik, çılgın ve ilahi yazıyla yazılmış olan bilinçdışım! Beni yeniden dizlerimin üzerine çöktürdün! İşte buradayım; söyleyeceklerini söyle!
“Bu söz, yapraklar arasından esen hafif rüzgâr gibi sessizdir.”
Ey beni şaşkına çeviren; Bunu benim için yorumlayabilir misin?
“En büyük olan, en küçüğe gelir.” )