"Yarını düşlüyoruz ama yarın gelmek bilmiyor;
Bir zafer düşlüyoruz
Aslında hiç istemediğimiz.
Yeni bir gün düşlüyoruz
O yeni gün zaten gelmişken.
Kavgadan kaçıyoruz
Durup dövüşmemiz gerekirken.
Ve hâlâ uyuyoruz.
Çağrıyı dinliyor ama kulak asmıyoruz,
Gelecek için umutlanıyoruz, gelecek yalnızca planlardan ibaretken
Bilgeliği düşlüyoruz, her gün köşe bucak kaçtığımız,
Bir kurtarıcı diliyoruz, kurtuluş ellerimizdeyken.
Ve hâlâ uyuyoruz.
Ve hâlâ uyuyoruz.
Ve hâlâ diliyoruz.
Ve hâlâ korkuyoruz..."
İnsan dogduktan sonra bir şekilde hayatta kalmak zorundaysa, hayatta kalmak için büründügü kisve her ne olursa olsun ayıplanmamalı. Yaşamak, yaşamak... Ah... Sonu gelmeyen, tahammül edilemez bir iş.
Olgun biri gibi davrandıgımda, insanlar ne kadar olgun oldugum hakkında konuşuyorlar. Tembel davrandıgımda, tembelligim hakkında dedikodu ediyorlar. Roman yazamıyor gibi yaptıgımda, yazamadıgımı söylüyorlar. Yalancı gibi davrandıgımda, yalancı diyorlar. Zengin gibi davrandıgımda, zenginligimi konuşuyorlar. Umursamaz göründügümde, ne kadar da umursamaz oldugumu söyleyip duruyorlar. Fakat gerçekten acı çekip inledigim vakit, insanlar numara yaptıgımı söylüyorlar.
Bence kendileriyle çelişiyorlar.
Aslına bakarsan hâlâ anlayamadıgım şey, insanın tehlikesini bilerek bir suçu işledikten sonra itiraf etme cesaretini bulamayışıdır. İtirafı engelleyen bu basit korkuyu her türlü suçtan daha zavallı buluyorum.