"Özgürlüğe öyle düşkünüm ki, koca Hindistan'ın bir köşesini bana yasak etseler dünyanın tadı kaçar neredeyse. Hiçbir yerde saklı, eli kolu bağlı yaşamak da istemem, orada pineklemektense alır başımı havası, toprağı bana açık bir yere giderim. Hey Tanrım! çekilir şey midir memleketin bir bucağına çivilenip kalmak? Niceleri, kanunlarımıza aykırılık ettiler diye şehirlere, meydanlara, herkesin gidip geldiği yollara uğrayamadan yaşayabiliyorlar. Benim hizmet ettiğim kanunlar küçük parmağımı bile köle etmeye kalksalar, nereye olursa olsun gider başka kanunlar arardım."
"Gregor Samsa bir sabah huzursuz düşlerinden uyandığında kendini yatağında kocaman bir böceğe dönüşmüş buldu."
Toplum olarak yine toplumun bize biçtiği rollere o kadar alışmışız ki; içimizden biri farklı davranışlara yöneldiğinde, toplumun menfaatine aykırı hareket ettiğinde ya da en ufak bir başkaldırdığında toplumun diğer bireyleri tarafından -buna en küçük parçası olan aile de dahil- giderek değersizleşmesini, dışlanmasını en son raddede yok sayılmasını; alışılmışın dışında, müthiş bir metaforla anlatan; akıcı , insanı düşünmeye ve sorgulamaya sevk eden, bir solukta okunan Franz Kafka eseri.