"Ben bilmez miyim ki, eşkıya dünyaya payidar olmaz? Sultan Süleyman'a kalmayan simya, o Süleyman kuş dilini bilirdi, Kaftan Kafa hükmederdi, işte ona kalmayan dünya, hiç kimseye kalmaz. Biliyorum, İnce Memed de bir gün ölecek, ya da Köroğlu gibi, Köroğlu Ürüşan Ali gibi, o da yitiklere karışacak..."
Sayfa 247 - Yapı Kredi Yayınları·Kitabı okuyor
Alıntı
insanların susuzluğunu düşünceyle gidermek, onlara tanrı kavramını iksir haline sunmak içlerinde vicdanı ve bilimi bir araya getirmek bu gizemli bütünleşmeyle onları adil kılmak;işte felsefenin gerçek işlevi budur.
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
1889'da bütün elyazmaları sınıflandırılıp kayda geçirildiginde, simya elyazmaları Newton'un mirasçılarına iade edilmişti. Bu evraklar 1936 yılına kadar ailenin elinde kaldı. Bu tarihte mirasçıları, büyük atalarının teolojik yazılarıyla birlikte simya elyazmalarını da satmaya karar verdi. Satışı Londra'nın Sotheby's müzayede şirketi gerçekleşirdi ve belgeler birkaç kişinin eline geçti. Satışı sonradan ögrenen tanınmış iktisatçı John Maynard Keynes, bu elyazmaların İngiltere'nin milli hazinesi oldugunu düşündügünden tek tek satın almaya çalıştı. Simya elyazmalannı içeren 121 dosyadan 57'sini toplamayı başararak Cambridge Üniversitesi'ne baglı King's College'e hibe etti.
Sayfa 159 - İletişim Yayınları·Kitabı okudu
Alıntı
Simyanın bilim devrimiyle ilişkisi Newton'un eserinde dramatik bir şekilde karşımıza çıkar. Thomas Pellet, 1727'de Newton'un ölümünden sonra, simya elyazmalannı incelemiş ve "yayımlanmaya uygun" bulmayarak kutulanna geri koymuştu.
Sayfa 158 - İletişim Yayınları·Kitabı okudu
Alıntı
Çağdaş kimya Fransız Devrimi'nden önceki yirmi yıl içinde Lavoisier tarafından kurulduğu halde, temelleri bilim devrimi süresince şekillenir. Simya, kimya disiplininin "bilim olmadan önceki" şekli degil, başka birçok uğraşının ilke ve pratikleri ile birlikte kimyayı oluşturan bir ilke ve pratikler kümesidir.
Sayfa 157 - İletişim Yayınları·Kitabı okudu
Alıntı
Kocası bir çeşit simya yaratmış. Bu çocuğu bulup ona talimatlar vermiş, nasıl konuşacağını, nasıl duracağını, çenesini o şekilde, sonra bu şekilde nasıl kaldıracağını göstermiş. Provalar yaptırıp her şeyi ezberleterek çocuğu bu işe hazırlamış. Söyleyeceği ve işiteceği sözleri o yazmış. Agnes o provaları, kocasının çocuğu bu kadar kusursuz ve eksiksiz bir şekilde nasıl hazırlamış olabileceğini; çocuk işi becerdiğinde, ilk kez onun gibi yürüdüğünde, başını Agnes'ın kalbini paralayacak şekilde ilk kez çevirdiğinde neler hissetmiş olabileceğini hayal etmeye çalışıyor. Ceketini sakın ilikleme, bağları açık kalsın, botların da boyanmamış olmalı, saçlarını ıslat ki şurası aynı bu şekilde dik dik dursun, demek zorunda kalmış mıdır acaba? Oradaki, o sahnedeki Hamlet iki kişi: yaşayan genç adam ve ölmüş baba. Hem hayatta hem de ölü. Kocası yapabileceği tek şekilde, oğullarını hayata döndürmüş. Hayalet konuşurken, Agnes kocasının bunu yazarak, hayalet rolünü bizzat oynayarak oğluyla yer değiştirdiğini görüyor. Oğlunu hayata döndürüp kendisi ölmüş; ölümün onu pençeleri arasına almasına izin verip oğlunun hayatını kurtarmış. "Ne korkunç şey! Ne korkunç! Ne korkunç!" diye mırıldanıyor kocası hayaletin sesiyle, ölürken çektiği acıyı hatırlayarak. Kocasının her babanın yapmak isteyeceği şeyi yaptığını, oğlunun yerine acı çektiğini, onun yerine geçtiğini, oğlu yaşasın diye onun yerine kendini feda ettiğini görüyor Agnes. Bunları sonradan, oyun bittikten, son sessizlik çöktükten, ölüler yerlerinden fırlayıp sahnenin ön tarafındaki diğer oyunculara katıldıktan sonra kocasına da söyleyecek. Kocasıyla çocuk el ele tutuşup bir alkış sağanağının karşısında üst üste reveranslar yaptıktan sonra. Sahne bomboş kaldıktan, mazgallı siperler, mezarlık, kale ortadan kalktıktan sonra. Kocası
Sayfa 292·Kitabı okudu