Puan vermedi·240 syf.·
2026 8. kitabı
Sohbet Tadında kitabında tarih, edebiyat, İstanbul kültürü ve günlük hayata dair birçok konu anlatılıyor. Yazar bunları sohbet eder gibi, samimi bir dille aktarıyor. En çok Topkapı Sarayı, Ayasofya ve Eyüp Sultan ile ilgili bölümleri sevdim. Özellikle Topkapı Sarayı'nda yüzyıllardır Kur'an okunmaya devam edilen odadan bahsedilmesi beni etkiledi. Eyüp Sultan'ın manevi atmosferinin anlatıldığı bölüm de çok güzeldi. Kitapta günlük hayattan örnekler ve eski alışkanlıklarla ilgili bilgiler de vardı. Bazıları ilgimi çekti, bazıları ise bana sıkıcı geldi. Özellikle buruna çekilen tütünle ilgili bölüm çok ilgimi çekmedi. Ayrıca İbn-i Sina ile ilgili bölüm beni düşündürdü. Geçmişte bazı fikirlerin yasaklanması ve günümüzde de benzer durumların yaşanabilmesi dikkatimi çekti. Genel olarak kitap sayesinde yeni bilgiler öğrendim ve Mevlânâ, Yahya Kemal ve Necip Fazıl gibi isimleri daha yakından tanıma isteği duydum.
Sohbet TadındaDursun Gürlek · Ketebe Yayınevi · 202695 okunma
Demir Ökçe — Jack London kitap yorumu/incelemesi
Puan vermedi·336 syf.··
2026 15. kitabı
·
17 günde okudu
·
Okunma: 31 Mayıs 2026 18:48
Demir Ökçe — Jack London kitap yorumu/incelemesi Çoğu zaman distopya olarak anılıyor. Ama okurken bunun sadece gelecek kurgusu olmadığını anlıyorsunuz. 1908'de yazılmış. Yüz yıldan fazla önce. Ve insan doğası, sınıf çatışması, iktidar hakkında şaşırtıcı derecede güncel. "Üzerine giydiğin beyaz gömlek kanlı ve sen bunun farkında değilsin." Romanda fabrikada kolunu kaybeden bir işçi sahnesi var. Çalışma saatleri o kadar yoğun, işçiler o kadar yorgun ki — makine zilini beklerken dikkat dağılıyor. London işçi sınıfının gerçekliğini tüm çıplaklığıyla seriyor, dramatize etmeden. Hadi kitaba geçelim: Jack London'ın döneminin Amerika'sına, sınıf mücadelelerine ve sosyalist dünya görüşüne dair güçlü bir yorum. Dili akıcı ve anlaşılır, olay örgüsü sürekli hareket halinde — kendini okutuyor. Ama yalnızca olay odaklı da değil; arka planda sürekli işleyen felsefi ve politik tartışmalar var. Kitabın merkezinde Ernest ve Avis çifti var. Ernest sosyalist bir düşünür, ağzından kapitalist sistemin vahşeti ve işçilerin köleleşmesi anlatılıyor. Avis ise sıradan bir aristokrat kızı — Ernest'le tanışınca hayatı tamamen değişiyor. Onun gözünden biz de sistemi görmeye zorlanıyoruz. Bu kitabı özel yapan şey 1908'de yazılmış olmasına rağmen bugün hâlâ bu kadar tartışılıyor olması. George Orwell'in 1984'ünün temelinin burada atıldığını söyleyen eleştirmenler var. Okurken önce öfke, sonra çaresizlik, sonra acı bir gerçekleşme hissediyorsunuz. Tek sorunum son bölüm: tamamlanmamışlık hissi bırakıyor. "Birkaç sayfa daha olsaydı" diye düşünüyorsunuz. Bilinçli bir tercih olsa da okuma deneyiminde belirgin bir boşluk yaratıyor. Bir de yoğun dipnotlar var — bazen dünyayı daha inandırıcı kılıyor, bazen anlatının akışını kesiyor. Jack London'ın ideolojisine katılmasanız bile kurduğu dünyanın
Demir ÖkçeJack London · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202519,4bin okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
NASIL YAŞANIR?
7/10
·432 syf.·
2026 14. kitabı
Roger-Pol Droit, 1949 Paris doğumlu, Fransız filozof, gazeteci, eğitmen ve yazardır. École Normale Supérieure de Saint-Cloud'da öğrenim görmüş. Felsefe alanında öğretmenlik yeterliliği derecesine, felsefe doktorasına ve araştırma yönetme yetkisine sahip. İlk makaleleri 1972 yılında, 23 yaşında henüz bir öğrenciyken Le Monde gazetesinde yayımlanmış. Berck ve ardından Honfleur liselerinde öğretmenlik yapmış. 1989'dan itibaren CNRS'te araştırmacı ve üniversite profesörü olarak görev almış. İlk olarak Hegel ve Marx Üzerine Araştırma ve Dokümantasyon Merkezi'nde, ardından Jean-Pépin Merkezi'nde çalışmış. Ayrıca Le Monde Des Livres, Les Échos, Le Point ve Clés yayınlarında köşe yazarlığı yapmaktadır. Droit’nın araştırmaları, Batı düşüncesinde "öteki"nin temsilleri üzerine odaklanmaktadır. Felsefeyle, edebi ve şiirsel yaratıcılığın kesişim noktasında yer alan alışılmışın dışında, oyunbaz ve kimi zaman şaşırtıcı görünen daha kişisel metinleriyle geniş kitlelerce tanınıyor. Bu tarzın ilk örneği, 24 dile çevrilen ve televizyona da uyarlanan "101 Gündelik Felsefe Deneyimi" adlı eseridir. Droit, bazıları geniş kitleler nezdinde büyük başarı yakalamış olan felsefe ve fikir tarihi üzerine 30’a yakın kitabın sahibi. "Düşünürlerin Eşliğinde (1998)", "Kızıma Dinleri Öğretiyorum (2000)", "101 Gündelik Felsefe Deneyimi (2001)", "Kızıma Felsefe Öğretiyorum (2004)", "Dostlar Arasında Küçük Felsefe Deneyimleri (2007)", "Kısa Felsefe Tarihi (2008)", "Felsefeyle Saadet Olmaz (2015)", "Yalnızca Bir Saatim Kalsaydı (2014)", "Filozoflar Nasıl Yürür? (2016)" ve son olarak "Alice Fikirler Diyarında (2025)" eserlerini yazmış. Droit, geçen yıl yayımladığı bu romanıyla felsefeyi her yaştan okura sevdirmek adına Lewis Carroll'ın klasik kurgusunu felsefi bir zemine taşımış. Harikalar Diyarı’nın yerini kavramların, mantık
Edebiyat
Alice Fikirler DiyarındaRoger-Pol Droit · Domingo Yayınları · 202634 okunma
Hay Bin Yakzan
10/10
·172 syf.··
Beğendi
·
2026 34. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 19 Haziran 2026 12:56
Hay bin Yakzan İbn-i Sina İslam aleminin ilk romanı, ilk alegorik romanı ve Robinson Crusoe'a ilham kaynağı olduğu söylenen eser. İnsanın toplum dışında, hiçbir kültürel, bilimsel ve teolojik aktarım olmadan saf insan hali ile bilimsel temel düşünceye, tanrı kavramına, kültürel altyapıya, ahlak anlayışına ve üst teolojik düşünsel yapıya ulaşabileceğine dair bir aktarım içeriyor. Bu aktarımı okurken zihniniz her an açık ve çalışır durumda olacaktır. Çünkü neredeyse her bir cümle biz okuyucuyu düşünsel anlamda yoruyor diyebilirim. Metin karakterimizle beraber bizler aynı düşünsel süreci yaşıyoruz ve metinde ki süreci şu an içerisinde olduğumuz zaman ve mekana taşıyarak karşılaştırmalı düşünme süreci yaşıyoruz. Ki bu düşünme tarzı çok verimli bir şekilde gerçekleşiyor. Tabi ki bu eseri okuyan herkeste aynı etkiyi beklememiz mümkün değil. Eserde de belirtildiği gibi aktarım ehli olanların kolayca yırtabileceği, bilgilere ulaşması sağlıklı olmayanlar içinse kalın sayılabilecek ince bir perde ile örtülmüştür. Teolojik düşünceler içerisinde sürükleniyorsanız, varoluşsal, tanrısal zihin egzersizleri içerisindeyseniz bu eser size çok iyi gelecektir diyebilirim. Unutmayın aramakla bulunmaz ama bulacak olan arayan olacaktır. Sevgiyle ve kitapla kalın. :)
Hay bin Yakzanİbn-i Sina · Yapı Kredi Yayınları · 20246,3bin okunma
Puan vermedi·623 syf.··
2026 18. kitabı
Sina Uzun bir maratonun ardından Sina serisinin üçüncü ve son kitabını da bitirmiş bulunuyorum. Benim için bu son cilt, ilk iki kitaptan biraz daha farklı bir kulvardaydı. ​Dürüst olmak gerekirse, bu kitapta ana karakterimiz Sina’ya zaman zaman çok kızdım. Bazı anlardaki şımarık tavırları sabrımı biraz zorlasa da, hikayeyi tamamen sırtlayan ve okuma keyfini zirvede tutan kesinlikle yan karakterler oldu. Hülya ve Taylan ikilisini okumak çok keyifliydi; Özge ise enerjisiyle beni kitap boyunca en çok güldüren, sayfaları neşeyle çevirmemi sağlayan favori karakterim oldu. ​Genel bir değerlendirme yapmam gerekirse; serinin özellikle ilk kitabı benim için çok ayrı ve büyüleyici bir yerdeydi. Son kitap beklentilerimin biraz altında, daha ortalama bir çizgide kalsa da bu yolculuğa çıktığım için hiç pişman değilim. Çünkü bu hikayeyi arkadaşlarımla eş zamanlı okumak, teoriler üretmek ve karakterleri beraber çekiştirmek bu deneyimi bambaşka bir keyfe dönüştürdü.
Sina – EbediyetAslıhan Doğa · Perseus Yayınevi · 2020273 okunma
Puan vermedi·160 syf.··
2026 4105. kitabı
Jules Verne denince aklıma her zaman sıra dışı yolculuklar, keşifler ve bilimsel hayal gücü gelir. Bu yüzden Chanteleine Kontu'nu okumaya başladığımda beni bambaşka bir Jules Verne'in karşılayacağını tahmin etmiyordum. Bu eser, yazarın alıştığımız macera ve bilimkurgu yönünden çok, tarihî olaylara odaklanan farklı bir çalışması olmuş. Kitap, Fransız Devrimi sonrasında yaşanan karışıklıkları, savaşları ve insanların bu süreçte verdiği yaşam mücadelesini anlatıyor. Verne, dönemin atmosferini oldukça başarılı yansıtmış. Özellikle savaşın insanlar üzerinde bıraktığı izleri, ailelerin parçalanmasını, ayrılıkları ve yaşanan acıları okurken dönemin zorlu şartlarını hissetmemek mümkün değil. Tarihî olaylar sadece bir arka plan olarak kullanılmamış; karakterlerin hayatlarını şekillendiren güçlü bir unsur hâline gelmiş. Bunun yanında kitapta etkileyici bir aşk hikâyesi de yer alıyor. Savaşın ve kaosun ortasında filizlenen duygular, hikâyeye duygusal bir derinlik katmış. Aşk, sadakat ve umut temaları, karanlık dönemlerin içinde bile insanı ayakta tutan değerler olarak öne çıkıyor. Eserde en sevdiğim noktalardan biri, Jules Verne'in olayları tarafsız bir gözle anlatmaya çalışması oldu. Tarihî süreçleri aktarırken yalnızca savaşları değil, bu savaşların insanların hayatlarında açtığı yaraları da göstermesi kitabı daha etkileyici kılıyor. Bazı bölümlerde olay örgüsü ağır ilerlese de dönemin tarihine ilgi duyan okurlar için oldukça değerli bilgiler içeriyor. Sonuç olarak Chanteleine Kontu, Jules Verne'in farklı yönünü görmek isteyenler için güzel bir tercih. Bilimkurgu beklentisiyle okunursa şaşırtabilir ancak tarihî roman sevenler için savaşın yıkıcılığını, ayrılıkları, fedakârlığı ve aşkı bir arada sunan etkileyici bir eser. Ben kitabı okurken hem dönemin Fransa'sına kısa bir
Chanteleine KontuJules Verne · Alfa Yayınları · 202061 okunma