Thomas Bauer:
“ Müslümanlar, Filistin ve Suriyeyi ele geçirirken tüm Yahudi topluluklarını rahat bırakmışlar ve Ramle şehri kurulduğu anda Yahudiler, kısa bir süre içinde bu İslam şehrine yerleşmiş, bir de sinagog inşaa etmişlerdir.”
Alıntı
Mescid-i Aksâ’dan Mescid-i Aksâ’ya
Yukarıdaki başlığa bakıp da, herhalde dalgınlıkla olarak yazılmış, doğrusu Mescid-i Haram’dan Mescid-i Aksâ’ya olması lazımdı diyenlere, benim doğrusunun bu şekilde olduğunu ve kasten böyle yazdığımı ifade ederek başlayayım. Miraç hadisesi anlatılırken Hz. Peygamberin “Mine’l-Mescid-i Haram ile’l-Mescid-i Aksâ” tabirinde geçtiği şekilde yazdığı ilahî ve manevî gelişmeleri ben de turistik, ama manevî duygular ve heyecan dolu bir şekilde yaşama imkânına sahip oldum. Son bir ay içinde hem Mekke’de Mescid-i Haram’da, hem Kudüs’te Mescid-i Aksâ’da, hem de Hollanda’daki Mescid-i Aksâ’da namaz kılabildim. Tabii herkes Kudüs’teki Mescid-i Aksâ’yı zaten bilir. “Peki ‘diyar-ı küfür’deki Mescid-i Aksâ nereden çıktı?” diyeceksiniz. Efendim, Hollanda’da Avrupa politik hayatının önemli şehirlerinden Adalet Divanı’nın bulunduğu Lahey’de (Den Haag) çok sayıda Müslüman yaşıyor. Değişik milletlere mensup bu Müslümanlar, kendi yaşadıkları mahallelerde çeşitli ibadethaneler, camiler açmışlar. Lahey’de bulunan Türkler de şehrin Yahudi mahallesinde mevcut olan sinagogun artık cemaati kalmadığından dolayı Belediye’ye devredildiğini öğrenmişler. Bu devir sırasında Yahudiler, mabedin dinî açıdan kullanılmasında mahzurlu olacak işler için verilmemesini şart koşmuşlar. 1979 yılında Lahey'li Türkler bu durumu öğrenip büyük bir gizlilik içinde hazırladıkları planı başarıyla uygulayarak bu sinagogu işgal etmişler. 40 gün süren işgal sonucunda Belediyeyle anlaşıp bir milyon Gulden devir parası ödeyerek satın almışlar. Önce caminin adını Fatih Camii koymuşlar, sonra bulunduğu yerin Yahudilerin yoğun olduğu bir merkez olması ve eski sinagog hüviyeti dolayısıyla, 1983 yılında isminin Mescid-i Aksâ olarak değiştirilmesine karar vermişler. Sonuçta Hollanda’da Lahey’de, tıpkı Kudüs’teki Mescid-i Aksâ
Sayfa 261·Kitabı okudu
Reklam
Polisler tek tük geçen adamlardan birini durdurup kimlik soruyorlar. Niye soruyorlar ki? Herifin kimliğinde “sinagog bombalayıcı” yazmıyor ya! Arkalı önlü, uzun uzun inceleyip, sinagog bombalanmasıyla ilgili yeterli ipucu bulamayan polis, iade ediyor kimliği.
Kilise, Sinagog Cumhuriyet, Insanlık kadındır; Barış, Savaş, Özgürlük, Devrim, Zafer de öyle. Erkek, özsel Başka olarak karşısına koyduğu ideali kadınlaştırır, çünkü kadın başkalığın duyumsal duyulur imgesidir; dilde olduğu gibi ikonografide de hemen hemen bütün alegoriler kadındır. Ruh ve İde olan kadın aynı zamanda bu ikisi arasındaki aracıdır. O, Hıristiyanı Tanrıya doğru yönlendiren Lütuftur Dante'ye öteki dünyada yol gösteren Béatrice'tir, Petrarca'yı şiirin yüce doruklarına çağıran Laura'dır. Doğa ile Tin'i benzeştiren bütün öğretilerde kadın Uyum, Akıl, Hakikat olarak görünür. Bilinirci [gnostik) mezhepler Bilgelik'i bir kadın yapmıştı: Sophie. Dünyanın kurtuluşunu hatta yaradılışını ona atfediyorlardı. Bu durumda kadın artık ten değil, görkemli bedendir; ona sahip olma iddiası artık yerini, el değmemiş ihtişamı içinde ona saygı göstermeye bırakmıştır.
Sayfa 213 - Koç Üniversitesi Yayınları·Kitabı okuyor
O yıllarda gazetecilik yapmak cesaret istiyordu . Hükümdar , isyan , yıldız , hürriyet, sosyalizm, anarşi , hukuk , din , kadın , harem , cami , kilise , sinagog , cennet , cehennem , hilal ıslahat , vatan , millet , dinamit , meşrutiyet , cumhuriyet, Midhat Paşa, Namık Kemal , Makedonya vb 'den bahsetmek yasaktı
Sayfa 54·Kitabı okuyor
İnsanın Tanrı'ya doğa mucizelerini gözlemesi nedeniyle inanması, dış dünya ve sezileri arasında bir bağ oluşturur. İncil veya Tevrat veya Kuran yani kutsal kitaplarda söz edildiği için veya otorite bildiği kilise, sinagog veya cami söylemlerine güvendiği için, Tanrı'nın varlığına inanır. Onların yaşamında inancın dışında bir mantığa yer yoktur.
Sayfa 145·Kitabı okudu
Reklam
Reklam