— İçimde bir yangın var ey aşk. Gönlümde ateş.Gözümde yaş. Gönlüm yangın. Gözüm nehir.Arıyorum ey aşk...
"...unutma ki öfke ateşi önce sahibini yakar’..”
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Bir Sinan bir Süleyman lazımdı Süleymaniye için, bir daha olmadı, mimari bozuldu.
Sayfa 106·Kitabı okudu
- Aşk nedir Kimya? - Vallahi gizli kalmayacak kadar aşikar, görülmeyecek kadar gizli. O, taşların arasındaki ateş gibidir;onu hareket ettirirsen tutuşur ve yanar, bıraktığında kaybolur.
Sayfa 121·Kitabı okudu
- Ey benim gökyüzü gibi güzel yüzlü sevdiğim, ben seni nice severmişim! Ettin mi bana edeceğini? Gel gitme Zühre'm, gözlerini bir kere daha göreyim. Yarın âhirette bana sorsalar ki dünyâda ne gördün diye, hatırımda tek bir şey kalmış olacaktır: Zühre'm, senin gözlerinin içi. Aşk ve hasret Sinan'ın dudaklarından ateş yağmuru gibi dökülüyordu. Bu hâline kendisi de şaştı. _ Zühre'm benden ömrü boyunca böyle sözler bekledi de söylemedim. Sevdiklerimizi ölüm almadan biz onların kadrini bilemiyoruz, ne hikmettir? Amma Zühre demişti: Senin son peçen gözündeki gaflet perdesidir, o da düşecek, her şeyi anlayacaksın; fakat ben öldükten sonra. İşte her sözü gibi bu da doğru çıktı. Zühre benden üç şey bekledi. Evvelâ muhabbet... Onu gösteremedim. Şimdi karşımda olsa da bakarak mum gibi yanıp gitsem. İkincisi: Dünya malına kölelik etmeyeyim isterdi. Gelebilse de cümle vârımı silkelesem, atsam. Ah Zühre!.. Senin benden umduğun bir de yiğitlik vardı. Er meydanından kaçmaklığım yüreciğine dert olmuştu değil mi?
Sayfa 212·Kitabı okudu
Düriye Hanım, kadınlık kıskançlığı gibi analık kıskançlığını da Zühre'nin başında pişiriyor, onu has halayık tutarak sağa sola koşturuyor, karşısında öldüresiye divan durduruyordu. Zühre tınmıyordu hiç. Gönlünde dertle hicran, aşkla ateş mayalanadursun, zafer âvâzesi her şeyin tepesinde dalga vuruyordu. Düriye Hanım'a içinden derdi ki: "Elinden geleni ardına koyma, Sinan'ı benden alamazsın. İşte on sene oldu, uyur uyanık tek bir soluğum yok ki Sinan'la yanak yanağa, ruh rûha yaşamamış olayım. Kuru kalıbı senin yanında durur, seninle yatar kalkar; ama asıl kendisi benim canımın içinde gömülü kaldı. Eyvah ben günah işledim: Sevdiğimi orta yerinden biçtim, koparabildiğim tarafını çektim, aldım. Rûhunu zaptettim onun, kendi rûhuma perçinledim, kâinatın tılsımı geri sökemez. Kıskanma nâfile, aydaş karı; duâ et, senin de, benim de, onun da Hak yardımcımız olsun. Şimdi de can parçası Nûri'm senin gözüne dikendir. Evet, onu ben doğurdum. Dedim ya sana... Sarı Sipâhîler ikiye biçildi. Namları unvanları, debdebe sâmanları Şâhinkonak'ta kaldı. Pekyürek, güçlü bilek, aydın kafa, güzel yüz, bunlar cevizlik bahçelerine göçtü. Ben benimki ile kanaatteyim. Gel sen de huysuzlanma, nasîbine katlan."
Sayfa 180·Kitabı okudu