Sinem

Puan vermedi·120 syf.··
2022 13. kitabı
·
35 saatte okudu
·
Okunma: 29 Mart 2022 23:58
Elia Kazan, asıl doğum adı Elias Kazancıoğlu. Amerikalı yönetmen ve yazar kendisi. Hepimizin tanıdığı Marilyn Monroe ile yaşadığı büyük aşk dillere destandı. Özel hayatı ses getirirken kariyeri de hollywood’da silinmez bir iz bıraktı. Peki Elias yani Elia, Kayserili bir Rum aileden geliyorsa. Yılmaz Güney’in hayranı, Yaşar Kemal’in dostu, Marliyn Monroe’nun eski sevgilisi, Marlon Brando’nun ustası aslında İstanbul-Fener’de dünyaya gelip New York’un Harlem’ine göç ettiyse efsane bir hikaye çıkmaz mı? Elbette çıkar. Zülfü Livaneli’nin Elia ile yollarının kesişmesiyle başlayan otobiyografik bir roman. Kitap, Elia’nın çocukluğuna özlemini aynı zamanda köklerinin savrulduğu topraklara olan merakını gidermek amacıyla Livaneli ile birlikte yaptığı bir yolculuğu anlatıyor. Bu yolculukta ki sohbetler, kurulan dostluk o kadar samimi içten ki. Livaneli ve Elia ile birlikte o yolculuktasınız sanki. Özellikle aralardaki illüstrasyonlar da bir o kadar keyif vermiş kitaba. Ben kitabı çok sevdim. Birçok yeni şey öğrenmenin yanında Livaneli’nin entellektüel kişiliğine, dostluklarına, sohbetine, yaşamına sığdırdığı onca anıya bir kez daha hayran oldum. •
Edebiyat
Elia ile YolculukZülfü Livaneli · Karakarga Yayınları · 202012,5bin okunma
Reklam

Sinem

, bir kitap okudu
Puan vermedi·88 syf.··
2022 16. kitabı
Ayfer Tunç
8.1/10 · 16,7bin okunma

Sinem

, bir kitap okudu
Puan vermedi·736 syf.·
7 günde okudu
·
2022 15. kitabı
Umberto Eco
8.3/10 · 15,9bin okunma
Puan vermedi·408 syf.··
2022 12. kitabı
·
19 günde okudu
·
Okunma: 25 Mart 2022 01:26
Auschwitz’i bilmeyenler için kısaca bahsetmek gerekirse; Naziler tarafından 2. Dünya savaşında Polonya’da kurulmuş en büyük Yahudi toplama kampı. Fakat sadece toplama kampı olarak bahsetmek yanlış olur. Aynı zamanda; zorunlu çalışma, düzenli olarak yapılan katliam ve imha kampı olarak da tarihe geçmiş bir kamptır. Diğer bir adı ise; Ölüm Kampı. Düşünün; hastasınız, çalışmaya elverişsizsiniz. Bu kampta gideceğiniz yer, temizlenme bahanesiyle sokulacağınız gaz odasında ölüm. Göz göze geldiğiniz onlarca insanla aynı odada, çıplak bir şekilde sırf daha kolay ve masrafsız ve kansız diye öldürülen onlarca İnsan. Öldünüz ama ölünüz bile rahat bırakılmıyor. Deriniz, saçınız bir nevi her noktanızdan yararlanmaya devam ediyor Naziler. Düşünmeye devam edin. İkiziniz var. Ve birlikte olmaktan güç alacağınızı düşünüyorsunuz. Fakat, hasta ruhlu Doktor Mengele tarafından canlı canlı üzerinizde deneyler yapılıyor. Sırf ikiz olduğunuz için geninizi araştırıyor. Açsınız. Yemek ya çıkıyor ya çıkmıyor. Bir lokma yiyecek midenize düşmesi için yapmayacağınız şey yok. Tuvalet yok. Banyo yok. Ve daha nice mide bulandırıcı, insanlık dışı, akıl almayan şey varken böyle bir ortamda Nilüfer çiçeği gibi bataklığı güzelleştiren bir kütüphane fikri bir umut ışığı olmaz mıydı? Ya da tutunacak bir dal. Zorluklarla, korkularla baş etmeye çalışmanın yanında, 31. Blok mahkumlarının kendi aralarında kurdukları okulda gizlice içeri soktukları kitaplardan Dita sorumludur. Bunun yanında gezici kitaplar dedikleri, kitap anlatıcıları da yer almaktadır. Bu berbat ortamda kitapların nasıl hayatlarını bir nebze güzelleştirdiğini, umutlarını beslediklerini, tutunacak bir dal aradıklarını anlatıyor. Genel olarak yaşanılanları ne kadar okusakta yaşananın verdiği gerçekliği hissettirmeyecektir. Bu katliam keşke
Edebiyat
Auschwitz KütüphanecisiAntonio González Iturbe · Pegasus Yayınları · 20232,904 okunma
“Hayat, kurallara göre oynanması gereken bir oyundur.”
Edebiyat