İnsanlar genellikle dertlerinden kurtulmak için geleceğe kaçarlar; zamanın yoluna düşsel bir çizgi çeker, bu çizginin ötesinde o anki dert ve sıkıntılarının sona ereceğini sanırlar.
" Halk Osmanlının Vergilerinden inim inim inlerken Ankara Hükümeti Savaşın kazanılabilmesi için halktan vergi almanın zorunlu olduğuna karar verir .
Şimdi yeni devlette istiyordu.
Bunları konuşurken birde odanın kapısı KÜT diye ardına kadar açıldı. Kapının çerçevesi içinde Emirdağ'ın Delisi Battal belirdi.
Bağırdı:
Selamünaleyküm..
Kaymakam öfkelendi:
" Ulan Deli çalışıyoruz çık dışarı."
"Kızma beyim, biliyorum,onun için geldim. Duydum ki Kemal'in askerleri çıplakmış.Allah şahidimdir ki üzerimdekinden başka çamaşırım yok. Çoraplarımı getirdim. Şimdi yıkadım, temizdir."
Yaklaşıp masanın üzerine bir çift ıslak yün çorap koydu. Çarıklarını sıyırıp odanın ortasına bıraktı:
"Aha bunlar da çarıklarım, haydi kolay gelsin."
Çıplak ayak ,huzur içinde yürüyüp çıktı. Kapıyı da gümleterek kapattı.
Üyelerin dilleri tutulmuştu sanki. Kaymakam " Halktan kuşkulandığımız için tövbe edelim beyler.." dedi.
Deli Battal gibi bir garibin yüreği köpürdüyse, tekmil halk ayaklanacak demektir. Hızlanalım"
Bazen insan nasıl bir iş başardığının farkında olmaz. Keza o gün(Malazgirt Savaşı) Alparslan'a sorsanız on sene sonra Türklerin Sivas'a, iki yüz sene sonra da Balkanlara açılacağını bilemezdi.