Tam bir seviye ölçme kitabı.
10/10
·2304 syf.··
Beğendi
·
2025 52. kitabı
·
54 günde okudu
·
Okunma: 12 Ağustos 2025 19:46
54 günlük bir yolculuğun nihayet sonuna geldim. Karl Marx'ın başyapıtı "Das Kapital", kapitalist üretim biçiminin derinlemesine bir eleştirisini sunarak, modern toplumların ekonomik ve sosyal yapılarını anlama çabasında olan temel bir metindir (en temelden en derine). Kitap, yalnızca bir ekonomi politik eleştirisi olmakla kalmıyor, aynı zamanda tarih, toplum ve felsefe alanlarında da derin izler bırakan bir analiz sunuyor. "Das Kapital"in temel argümanları ve bu esere yönelik diğer filozofların görüşleri, onun düşünce tarihindeki merkezi konumunu gözler önüne seriyor ve bu kapsamlı dev eseri hem içerik olarak hem de kitaba yapılan eleştiriler perspektifi ile incelemek istiyorum. Giriş kısmını da geçtiysek o halde başlayalım. Das kapital ne anlatıyor? Daha doğrusu ben bu kitaptan ne anladım? Temel olarak kapitalist toplumun işleyiş mekanizmalarını, çelişkilerini ve tarihsel gelişimini anladığımı düşünüyorum. Bunu biraz daha anlaşılır kılmak için Marx'ın analizinin merkezinde yer alan şu kavramlara göz atmamız gerekiyor. * Meta ve Meta Fetişizmi: Marx, kapitalist toplumdaki zenginliğin "muazzam bir meta birikimi" olarak göründüğünü belirtir. Analizine metanın, yani piyasada alınıp satılmak üzere üretilen bir ürünün incelenmesiyle başlar. Metanın bir "kullanım değeri" (faydası) ve bir "değişim değeri" (piyasadaki karşılığı) olduğunu ortaya koyar. "Meta fetişizmi" kavramıyla ise, metaların üretim sürecindeki toplumsal ilişkileri gizleyerek, kendi başlarına sihirli bir güce sahipmiş gibi algılanmasını eleştirmiş. * Artı-Değer Teorisi: "Das Kapital"in en temel taşlarından biri olan artı-değer teorisi, kapitalist sömürünün kaynağını açıklar. Marx'a göre bir işçinin ürettiği değer, kendisine ücret olarak ödenen değerden daha fazladır. İşçinin ücret almadığı bu "fazla"
Felsefe-Düşünce
Kapital Set - (3 Kitap Takım Kutulu Ciltli)Karl Marx · Yordam Kitap · 20212,280 okunma
Momo/In Time Çarpışması
10/10
·304 syf.··
Beğendi
·
2018 13. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 12 Aralık 2018 00:00
Hafif Spoiler İçerebilir!!! Zaman paraya dönüşürse hayat ne hale gelir düşündüm? Momo ’yu okurken aklıma daha önce izlemiş olduğum bir film geldi. İsmini ilk başta hatırlayamadım ama sahneler gözümün önünde dönüp duruyordu. Kollarında dijital sayaçlar, markette alışveriş için dakika sayan insanlar, yolda yürürken zamanı tükenenler… Sonra hatırladım: In Time. Zamanın paraya dönüştüğü, zenginlerin ölümsüzlük kredisi çektiği, fakirin ise “5 dakika ekmek alacağım” diye banka kuyruğunda beklediği o rahatsız edici sistem. Momo’yu okurken aklıma birden bu film geldi çünkü aslında ikisi de aynı hikayeyi anlatıyordu. Biri kolundaki zamanı sayıyor, diğeri neden zamanını kaybettiğini anlamaya çalışıyordu. Gelelim kitabımıza: Momo, gri adamların hüküm sürdüğü bir dünyada geçiyor. İnsanlara “Zamanınızı biriktirin” diyorlar. İlk başta kulağa mantıklı geliyor: “Bugün az harca, yarın daha çok vaktin olur.” Ama zaman biriktikçe insanlar yaşamayı unutuyor. Çocuklarıyla sohbet etmeyi, dışarıda yürümeyi, oyalanmayı bırakıyorlar. Herkes verimli olmaya çalışıyor, ama mutluluk error veriyor çünkü biriktirilen zaman, yaşamayan zamana dönüşüyor, sadece soğuk bir rakamdan ibaret oluyor. In Time’da zaman kumar masasında, kaybedersen sayaç sıfırlanıyor, ölüm tam da kapında. Zaman satın alınıyor, çalınıyor, yarış var. Momo’da ise zaman sinsice çalınıyor. Kimse “Zamanımı kaybettim” demiyor, herkes “Sadece biraz yoğundum” diye geçiştiriyor. Ama bir bakıyorsun, kimse kimseyi dinlemiyor, oyalanmak unutulmuş, herkes koşturuyor ama aslında hiç yaşamıyor. İşte bu yüzden en tehlikeli hırsızlık, zamanın fark ettirmeden senden alınması. In Time bunu açık açık yapıyor, sayaç sıfırlanınca “Game over.” Momo ise yavaş yavaş, sessizce çalıyor zamanı… Ölüm ağır çekim gibi, gri adamlar sessizce
1000Kitap
MomoMichael Ende · Pegasus Yayınları · 201782,2bin okunma
Reklam
Before You Judge me, make sure You are Perfect!
8/10
·464 syf.··
2024 57. kitabı
·
54 günde okudu
·
Okunma: 30 Haziran 2024 20:59
Imagine a world where a patient goes to a clinic and gets prescribed highly addictive opioids because it is the end of the doctor’s long day – or that different sentences are given to people who committed the same crimes because one judge hasn’t had lunch yet. These are some of the many real-world examples of “noise” that are mentioned in Noise: A Flaw in Human Judgment by renowned psychologist and winner of the 2002 Nobel Prize in Economic Sciences Daniel Kahneman. Noise is the follow-up to his previous book Thinking, Fast and Slow, released in 2011, which brought attention to his work on how cognitive biases shape judgment. In Noise, Kahneman and his co-authors, Oliver Sibony and Cass R. Sunstein, explore the other type of error impacting our judgments: noise. The book follows the premise that “wherever there is judgment, there is noise – and more of it than you think”. If noise is so prevalent, why is it not widely spoken about? Kahneman notes that noise can only be identified in statistics, making it more difficult to track, which means it tends to go unnoticed and unmentioned. Noise is broken up into six parts. It begins with the difference between noise (random scatter) and bias (systematic deviations), the nature of human judgment and how to measure accuracy and error. It also goes into predictive judgment, human psychology and the causes of noise, how to improve judgments and prevent error, and what is the right level of noise. Who knew that important decisions could be swayed by seemingly redundant factors? Such as who spoke first in the meeting, what day of the week it is or whether the local football team won last night’s match. Many different types of noise are discussed in the book, but the most significant one, Kahneman says, is system noise. System
Psikoloji
NoiseDaniel Kahneman · 202163 okunma
Puan vermedi·584 syf.··
2024 10. kitabı
Kızıl Karma, Jean-Christophe Grangé'nin şimdiye dek yazdığı en kapsamlı kitap. Birçok konuda bilgi içeriyor, buna cinayet eşlik ediyor ve polis soruşturmasıyla ilerliyor fakat kitap o kadar ayrıntılı yazılmış ki polisiye kısmı gölgede kalıyor. Şöyle ki; Hintlilerin birbirinden farklı inanışları detaylı işlenmiş. Doğu mistisizmi, maocular, tantrik Hinduizm, Sadhular, Budizm derken sürekli telefonla kitap arasında gidip geldim. Bazı terimler dipnot olarak kitapta yer alsaydı ne iyi olurdu. Hemen hemen her sayfada durup telefonla kitap arasında gidip gelmek yorucu oldu. Gerçi insanlar tarafından uydurulmuş batıl dinleri kapsamlı bir şekilde öğrenmiş olduk fakat ilk kez duyduğum bazı terimlerin kitap bitince aklımdan uçup gittiğini de söylemeliyim. İlk sayfalar çok çok çok yorucuydu. Hele ki ilk 60 sayfayı şimdi yarım bıraktım şimdi bırakacağım diye diye okudum. Polislerle öğrencilerin çatışması, protesto gösterileri, açılan pankartlar, kültür devrimi, kapitalist sistem, grevler derken beynim error vermeye başladı. Tüm bunları da geçelim. Şu cadde, şu sokak, bilmem ne mahallesi, bilmem ne mağazası, sağdan dönen araçlar, soldan dönen araçlar, dükkan isimleri derken oku oku bitmedi de bitmedi. Ama ben bittim. Sabır dedim, sabır. Şimdi asıl konuya girecek. Girdi de... Hah dedim cinayet işlendi. Şimdi polis soruşturması başlıyor. Koltuğa iyice kuruldum. At şahlandı, koşuyor da koşuyor. Filmlerde at aniden durur ve üstündeki adam uçmaya başlar ya, işte bizde uçuşa geçiyor, duvara tosluyoruz. Yok duvar değildi o, bir heykel. Tapınaktaki heykellerden. Yok yok o da değil. Ganj nehrine uçuyoruz. Nehir kıyısında ceset parçalarını yiyen insanlara. Balıkların vücut sıvılarını emen Bofa balığı da kıyıda... Ben ne diyorum. Beyin gitti, uçtu, hadi sizde uçuşa geçin. Hep birlikte kol
Kızıl KarmaJean-Christophe Grangé · Doğan Kitap · 20241,426 okunma
Memlükler
Puan vermedi·216 syf.··
2023 17. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 05 Nisan 2023 04:28
Tarih kitapları okuduktan sonra benim beyin error veriyor :))) Eyyübiler yıkıldıktan sonra ardından Memlük devleti kuruluyor, bazı tarihçilere göre ilk Sultan Salih Eyyüb'ün eşi Şecerüddür, bazı tarihçilere göre ise İzzeddin Aybek. Ancak bu adam da eşi olan Şecerüddür'ün kıskançlığına kurban gitti ve öldürüldü, öldürülme sebebi başka bir kızla nişanlanma niyetiydi. Başa Kutuz geçti, Aktay'ın öldürülmesinde adı geçtiği ve daha bir başka sebeplerden dolayı Kutuz, Baybars tarafından öldürüldü. Başa iki Sultan öldürmüş ve kölelikten Sultanlığa yükselmiş olan Baybars geçti. Döneminde Moğollara ağır hezimet tattırmış, Antakya Haçlı Prensliğini ortadan kaldırmıştır. Seyfeddin Kalavun'un kurduğu Burci memlüklerinin başa geçmesine kadar bir sürü Bahri Sultanları Memlük devletini yönetmiştir. Selahaddin Halil, Akka'yı fethetmiş, Muhammed b. Kalavun üç kere tahta geçmiş, onun döneminde İlhanlı devletiyle Şekhab savaşı yapılmış, ilkinde yenilsede ikincisinde zafer kazanmış ve Suriye üzerindeki hakimiyetini kesinleştirmiştir. Tabi bu sırada emirler başa geçiyor, ümera istediği sultanı indiriyor, öldürüyor, tabiri caizse kafalarına göre takılıyorlar. Sultan oğlunu veliaht tayin eder, oğul başa geçince Atabek onu aşağıya indirir kendi başa geçer. Gerçekten bunun örnekleri çok var. Emirler ve Atabekler sultanları indirip kendilerini Sultan ilan etmişler. Bahri Memlükleri Dönemi bitince Burci (Çerkes) Memlükleri Mısır'da Sultanlığa yükseliyor. İlk sultanları Berkuk'tur. Oğlu Ferec'in döneminde Osmanlılar Malatya ve Elbistan gibi önemli şehirlere ele geçiriyorlar. Ferec'ten sonra Halife Sultan ilan edildiyse de o da çok kalamıyor ve emirlerden Şeyh Mahmûdi tarafından indiriliyor. Tam bir istikrarsızlık hakim. Bu dönemde Memlükler kendi iç işleriyle uğraşırken Osmanlılar ile olan
1000k
MemlüklerFatih Yahya Ayaz · İSAM / İslam Araştırmaları Merkezi · 201530 okunma