‘’ Belki de ben bugün ilk defa her şeyin sonundayım. Gene bir yığın günler geçip gidecek ve ben kendime, işte bugün ilk defa her şeyin sonundayım mı diyeceğim?
Korkuyorum. Korkuyorum. Korkuyorum.’’
...
Seni bağırabilsem seni,
Dipsiz kuyulara.
Akan yıldıza.
Bir kibrit çöpüne varana.
Okyanusun en ıssız dalgasına
Düşmüş bir kibrit çöpüne.
Yitirmiş tılsımını ilk sevmelerin,
Yitirmiş öpücükleri,
Payı yok, apansız inen akşamdan,
Bir kadeh, bir cigara, dalıp gidene,
Seni anlatabilsem seni...
Yokluğun, Cehennemin öbür adıdır
Üşüyorum, kapama gözlerini...
...
Serabın bir sonu vardır,
Ufkun, sıradağın sonu.
Uçarın, kaçarın bir sonu vardır
Senin sonun yok.
Mandaların, kavakların pazarı olur,
Senin pazarın olamaz.
Sensiz nar çatlamaz, bebek gııı demez.
Beni böyle şair, dizane etmez,
Kızımın çatal göğsü.
Senin yüzün suyu hürmetinedir
Buğdalara, cevizlere yürüyen
Kara toprağın ak südü...
Bir bilsen kimlere tasa, kedersin,
Anlar mısın, şaşırıp ağlar mısın ki?
Bir bilsen kardeşlerim ne can çocuklar
Ve bilsen nasıl vurur beni bu duvar.
Akşam - akşam, kara sevdam ağırır
Aman, aman hey...
Şimdi o kente bilet kesmek
Seni sevmekten zordur
Dağladık sancıyan yanımızı
Sulara verdik anıları
Aşkı ve acıyı seçtik
Diyarbekir kına kokan bir akşamdı
İstedim adı ola olmadı
İçerden işleyen bir yara
Kanayan bir imge düştü payıma
Şifresi çözülememiş bir haber gibi
Uzak bir düş oldu ellerin
Geceler uzadı dal üşüdü bitti şarkılar
Yine yağmurlar var sen yoksun
Daha kaç mevsim eskiteceğiz
Nerde kaldı sesin hangi teldesin.
...Cinsellik, sevişmek aşkın değil, biyolojinin, kimyanın konusudur. Onu aşkın konusu yaparsanız yanıltır sizi, kandırır. Sevişmeyin demiyorum, sevişin. Ama Cemal Süreya’yı dinleyin: “Yoksuluz, gecelerimiz çok kısa, dört nala sevişmek lazım.” Sonrası geriye kalan aşktır, baki kalan aşk. Aşk’ın Kürtçesi “evin”dir. Ve senin evin dünyadaki en güvenli yerindir.