Çıkışı Bulduğumu Sandığım Anda Kayboldum
10/10
·216 syf.·
2026 84. kitabı
"Beni sadece fotoğraflardan tanıyorsun. Sadece nasıl göründüğümü ve objektife nasıl baktığımı biliyorsun. Ama neler düşündüğümü ve neler hissettiğimi bilmene olanak yok." Azil' i okumaya başladığımda beni nasıl bir kitabın beklediğini bilmiyordum. Hatta kitabı bitirdiğimde aklımdan geçen ilk şey şu oldu: Ben gerçekten ne okudum? Çünkü bu kitap bana sadece bir hikâye anlatmadı. Beni alıp bir labirentin içine bıraktı. Tam çıkış yolunu bulduğumu düşündüğüm anda başka bir koridor açıldı. Tam her şeyi anladığımı sandığım anda yeni bir soru ortaya çıktı. Kitap boyunca sürekli ilerledim ama aynı zamanda aynı yerde dönüyormuşum gibi hissettim. Bir matruşka gibiydi; her katmanı açtıkça içinden başka bir hikâye, başka bir duygu ve başka bir düşünce çıktı. Azil'in konusu ilk bakışta yalnızlık, kayıp, aşk ve zihinsel çöküş gibi görünüyor. Ancak kitap ilerledikçe bunun çok daha derin bir yolculuk olduğunu fark ediyoruz. Hakan Günday bizi sadece bir karakterin hayatına değil, onun zihnine götürüyor. Gerçek ile hayalin, geçmiş ile bugünün, yaşam ile ölümün birbirine karıştığı bir dünyanın içine giriyoruz. Bu yüzden kitapta bazen neyin gerçekten yaşandığını, neyin karakterin zihninde olduğunu ayırt etmek zorlaşıyor. Ama bence yazar tam olarak bunu istiyor. Çünkü okur da karakter gibi sorgulasın, kaybolsun ve çıkış yolunu arasın istiyor. Kitap boyunca beni en çok etkileyen duygu yalnızlıktı. Karakterlerin yalnızlığı öyle güçlü anlatılıyor ki bazı bölümlerde onların yanında oturuyormuş gibi hissettim. Özellikle "Zaman, gidecek yeri olmayanların evidir." cümlesinin altını çizdim. Çünkü bu cümle bana çok şey düşündürdü. İnsan bazen hayatta öyle bir noktaya gelir ki ne geri dönebilir ne de ileri gidebilir. Böyle zamanlarda elinde kalan tek şey zamandır.
AzilHakan Günday · Doğan Kitap · 202411,3bin okunma
10/10
·128 syf.··
Beğendi
·
2026 152. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 02 Haziran 2026 00:00
"İSTEDİĞİM İNSAN OLMA YOLUNDA" "İnsanın ruhsal yolculuğu bir merdiven gibi değil, bir sarmal gibi ilerler; aynı noktaya benzer duygularla dönsek de her dönüşte yeni bir farkındalık kazanmış oluruz." Hayat uzun bir yolculuk. Kimimiz dümdüz yolda giderken kimimiz kaygan, taşlı, dik yokuşlardan geçiyoruz. Bazen bir tümsek sarsıyor bizi, bazen uzun bir düzlük yanıltıyor. Biz ise bu yolculukta sadece sınırlı yolcularız. Bu yolculukta en çok ihtiyaç duyduğumuz şey nedir? Çoğumuz “reçete” deriz. Bize ne yapacağımızı söyleyecek, bizi hızla iyi hissettirecek bir cümle, bir formül ararız. Ama ya iyi hissettiren cümleler, tam da bu yüzden bizi asıl gerçeklikten uzaklaştırıyorsa? “Kendine güven”, “pozitif kal”, “kimseye ihtiyacın yok”, “her şey senin elinde”… Bu cümleler kulağa ne kadar tanıdık, değil mi? Ancak bu reçetelerin çoğu, insanın kırılganlığını yok sayan, eksik ve indirgemeci bir dil taşıyor. “İstediğin insan olmak” denildiğinde akla gelen ilk şey, çoğu zaman “daha başarılı, daha güçlü, daha mutlu” olmak oluyor. Oysa istediğimiz insan, belki de tam tersine, kırılganlığına evet diyebilen, başarısızlığıyla yüzleşebilen ve mutsuzluğunu inkar etmeyen biridir. Her insanın içinde sessizce yankılanan bir soru vardır: Gerçekten ben kimim? Ve daha da önemlisi, kim olmak istiyorum? Bu soruların peşine düşmek, insan olmanın belki de en kadim ve en kıymetli yolculuğudur. “İstediğim insan olma yolunda” olmak, bir varış noktasına ulaşmaktan çok, yürüdüğümüz yolun kendisidir. Ve bu yol, göründüğü kadar düz ve aydınlık değildir; inişleri çıkışları, kaygan taşları, derin tümsekleri ve bizi bekleyen karanlık virajları vardır. Gerçek yolculuk, popüler söylemlerin dayattığı bu “kusursuz insan” illüzyonundan sıyrılmakla başlar. Çünkü sahte bir hedefe yürümek, insanı kendi gerçekliğinden
Edebiyat
İstediğim İnsan Olma YolundaEsra Oras · Timaş Yayınları · 202627 okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
9/10
·87 syf.·
2023 2. kitabı
Bir kadın yaşamı zordur ve bu kitapta az da olsa kadına dokunan notları paylaşır. Bana göre kitap, hayatta verilen bir savaş gibiydi. İçine düştüğünüz an yaşamak zorunda kaldınız bir denklem gibi. Bazı sorunlar sizi tamamen içine çekerken bazı sorunlar size mutluluk getirir. Aynı kumar masası gibi... Büyük bir denklem üzerine kurulu ve ladın bu denklemin fedakarlık rolünü üstlenmiş bir model... Zweig, insanı ele geçiren tutkuları anlatmada bir ustadır. Bu kitapta iki büyük tutku çarpışır: Genç adamın kumar tutkusu ve Bayan C.’nin o genci kurtarma, ona hayat verme tutkusu. Yazar, kumar masasındaki ellerin hareketleri üzerinden bir insanın ruh halini, çaresizliğini ve deliliğini öyle bir tasvir eder ki, okuyucu olarak o gerilimi iliklerinize kadar hissedersiniz. Tutku, mantığı tamamen devre dışı bırakan amansız bir güç olarak karşımıza çıkar. "Bir tek günün, hayatın her anını nasıl böylesine darmadağın edebileceğini, hiç beklenmedik bir anda insanı nasıl değiştirebileceğini o güne dek hiç düşünmemiştim."
1000Kitap
Bir Kadının Yaşamından Yirmi Dört SaatStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2024151,1bin okunma
Rollo May /Kendini Arayan İnsan
Puan vermedi·272 syf.··
2026 25. kitabı
Rollo May /Kendini Arayan İnsan Kitap ,modern insanın kimlik krizini, yalnızlığını ve anlam arayışını varoluşçu psikoloji açısından ele alır .özellikle modern toplumun bireyi “kendisinden uzaklaştırdığı” fikri üzerinde durur. Kitap 3 bölüm 8 başlıktan oluşur 1 ve ikinci başlıkta modern insanın yalnızlığı ve endişesiyle hastalığıımızın kökenleri konusundan bahseder Modern insanın yalnızlığı ve endişesi konusunda Rollo May E.Fromun görüşüne yakın bir görüştedir, modern insan yalnız ve endişelidir Erich Froma göre de modern insan yapayalnız ve kaygılıdır ve Durkheim da Rollo May ı desteklercesine modern insan Anomie(başıboşluk) içinde yaşar Karn Horneyde ,modern insan için, rekabet halindedir, rekabet duygusunu bireyler ve gruplar arasında yarattığı düşmanlıktı . günümüzde ise psikolojik sorunların kökeninde olan durumları birkaç maddeyle açıklayabiliriz 1. günümüzde en sık rastlanan sorun cinselliğe dair sosyal tablolar ya da cinsellikle ilintili suçluluk duygusu değildi cinselliğin çoğu kimse için boş mekanik ve manasız bir deneyim halini almıştır 2. Boşluk duygusu, genellikle insanların hayatlarına ya da içinde yaşadıkları dünyaya ilişkin etkili bir şey yapmaktan aciz olduklarını hissetmelerinden kaynaklanır 3. Modern insanın bir başka özelliği de yalnızlıktır, yalnızlık isminin önemli nedeni de toplumumuzun sosyal kabul görmeye verdiği değerdir, sosyal kabul görmek bir başka değişle beğenilmek yanlığınızın hissini uzak tuttuğu için son derece güçlüdür 4. Diğer özelliği de endişeli bir varlık olmasıdır Hastalıklarımızın kökenlerine baktığımız zaman; May’e göre modern toplum bireyi kendi özünden uzaklaştırır. - [ ] İçi boşaltılan toplumsal değerler(Kierkegeard, nietzsche ve Kafka gibi yazarlar içinde bulunduğumuz çağda değerlerin altüst olacağına ve 20. yüzyılda
Kendini Arayan İnsanRollo May · Okuyan Us Yayın · 20193,933 okunma
Puan vermedi·272 syf.··
2026 124. kitabı
Cesur Yeni Dünya’nın bize anlattığı dünya F.S. 632 gibi bir yıldan bahsediyor. Dünya Devleti ve bu devletin istikrarı, insanı her yönden koşullandırmaya dayanıyor. İnsanlar, bir ürünün fabrikalarda farklı kalitelerde üretildikleri gibi şişelerde ve farklı sınıflarda üretiliyorlar. Doğal olarak dünyaya gelmiyorlar ve kuluçkadan çıkırılıyorlar. Yani baştan yaratılmış bir kast sisteminde rolünüzün belirlendiği ve size Alfa (Seçkinler) ya da Epsilon (Geleceğin Kanalizasyon İşçileri) dedikleri bir sistem. Bu toplumda milyarlarca insan sadece 10.000 adet soyadını paylaşıyorlar. Doğal yolla dünyaya gelmek, aile, anne, baba, evlenmek gibi kavramlar bu toplumda ahlaki olarak oldukça ayıplanmış ve izin verilmiyor. Tüm bu ahlak yapısı, erdemler ve değerler de “Hipnopedya (uykuda öğrenim yöntemi)” ile üretim aşamasında şartlandırılıyor. 1932 yılına göre muazzam yazılıp, çizilmiş.. Herkese iyi okumalar.
Cesur Yeni DünyaAldous Huxley · İthaki Yayınları · 202173,3bin okunma
Fîhi Mâ Fîh ( İçinde her şey var)
Puan vermedi·368 syf.··
2026 19. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 23 Mayıs 2026 20:39
Mevlana Celaleddin-i Rumi, Fihi Ma Fih Gerçek anlamda bir maneviyat ve irfan hazinesi olan bu şaheserin isminin anlamı ile başlayalım. Fîhi Mâ Fîh ne demek? "İçinde her şey var", "içinde içindekiler var", "her şey ondadır", "içerdiğini içerir", "ne varsa onda var" gibi bir çok anlam yüklenmiştir. Aslında esere bu isim Hz. Mevlâna tarafından verilmemiş, bu konuşmaları derleyenler tarafından daha sonra Muhyidddin Arabî Hazretleri'nin Fütûhât-ı Mekkiyye'sinde geçen şu dörtlükten ilham alınarak konulmuştur: İçinde içindekilerin olduğu bir kitaptır Mânâları açısından da muhteşemdir İçindekileri dikkatle incelediğinde Onda incinin bulunduğunu görürsün! Kitabın ismi tek başına bile ne kadar çok şey ifade ediyor... İnsanı "kânatın özü" olarak tanımlayan bu harikulade eser içsel huzur arayışına şifa olmakta ve ışık tutmaktadır. Kitabın konusuna bakacak olursak üç ana başlık altında değerlendirilebilir: Yüce Allah'ı tanımak, insanı tanımak ve varoluş amacını tanımak. Gerçek anlamda bir şaheser olan Fîhi Mâ Fîh, Hz. Mevlâna'nın çeşitli ortamlardaki konuşma ve sohbetlerinden, ayrıca kendisine sorulan sorulara verdiği cevaplardan oluşan gerçek bir maneviyat ve irfan hazinesidir. İngilizcesi Almancası ve Fransızcasıyla Batılı düşünürleri, Mesnevî kadar derinden etkileyen Fîhi Mâ Fîh pek çok kişinin İslam'a ısınmasına ve hidayetine vesile olmuş ve olmaya da devam ediyor. Bu kitap bizim yeterince bilip takdir edemediğimiz eşsiz klasiklerimizin en başta gelenlerindendir. Hz. Pir'e göre insanoğlunun en büyük sorunu kendi egosudur. Çünkü insanoğlu kendini merkeze koydukça hakikatten uzaklaşmaktadır. İnsan kendini bıraktığında ise hakikate yaklaşır. Bu da bize "nefs terbiyesini" hatırlatmaktadır. "Nefsini bilen, Rabbini bilir" (alıntı) Kitap sohbet havasında ve ders notları şeklinde ilerlemektedir.
Fihi Ma FihMevlana Celaleddin-i Rumi · Sufi Kitap · 20191,761 okunma