*Spor romantizmi
*Tek gecelik ilişkiden aşka
*Islah olmuş çapkın
*Gizli ilişki
Serinin üçüncü kitabı da bitti. İkinci kitabın sıkıcılığı burada bir tık kırılmıştı çok şükür, yoksa kitabı fırlatırdım jsjs karakterlerimiz tek gecelik bir ilişkiden sonra yaptığı şeyi devam ettirmeye karar veriyor, bütün olaylarda böyle devam ediyor. Bence serinin okuduğum en ateşli çiftiydi. Çok eğlendim.
Dean'e ilk başlarda uyuz oluyordum yalan yok ama ben kırık, yalancı, düzenbaz, iki yüzlü, şerefsiz, hafif meşrep erkeklerden hoşlanıyorum maalesef o yüzden kitabın sonunu aşkla bitirdim jdjs tâbi Garrett başkaaaa ona aşığım, o benim her şeyim.
Allie, Hannah'dan sonra en sevdiğim kadın karakter oldu kesinlikle. Ben böyle ne istediğini bilen, alev ateş kadınlara aşırı düşüyorum. Allie beni aslaa şaşırtmadı. Aslında hiç böyle bir kadın okuyacağımı başta düşünmemiştim, kendi kitabında coşmuş hatun sjsj
Sıra Jack Tucker'ın kitabında en sevdiğim trope işlenmiş galiba, bakcaz artık. Yeniden görüşünceye dek kitapla kalın efenim
Fırat Suyu Kan Akıyor Baksana,
Karıncanın Su İçtiğiTanyeri Horozları
Ve bu kitap serisinin son durağı: Çıplak Deniz Çıplak Ada . Serinin tümünü burada ele alarak bahsetmek istiyorum. Mübadele konusunu hepimiz az çok biliyorum ama ya arka planda yaşanmış acılar ve zorluklar? Onları biliyor muyuz? Hayır. Belki çoğumuz tarih okurken oh bee gittiler dedik, oh ve geldiler dedik ama hiç bunun sonucunu nasıl olduğunu ve insanları nasıl etkilediğini düşünmedik. O yüzden belki romanlar bize düşünmeyi öğretiyor. Bu serinin bazı yerleri okunmak için mücadele istese de okunmaya değer olan çok değerli bir seri bence. Mübadele sonrasında, Türkiye'de bir adanın boşalmasından sonra adaya yerleşecek herkesin hikayesini tek tek okuyoruz. Karakteri anlamak için onların hikayelerini de bilmek gerekiyor o yüzden her bir karakterin hikayelerine şahit olmak bambaşka bir yere taşıyor romanı. Boşalan bu adadan gitmeyen biri vardır, Vasili( İstanbul'a bağlı olduğu için mubadeleye dahil olmuyor). Vasili adada yalnız değildir bir şekilde Poyrazla( Abbas) sessiz savaşı biter ve kardeş gibi olurlar. Ve adaya 3. Gelenlerden biri Lena olur. Sonra Melek Hatun ve oğlu Kadri kaptan derken ada yavaş yavaş her seride daha da dolmaya başlar. Bu sadece bir ada değil, bu bir aile evi haline gelir. Dostluk, arkadaşlık annelik babalık , kardeşlik... Hepsi için çok uzun zaman geçirip kan bağları olmasa da birbirlerine bağlı olurlar. Ve adeta insanlığa örnek olacak bir örnek olurlar. Berbart barış içinde nasıl yaşanılabilecegini göstermelerini yanında acıların bir şekilde ne kadar ortak olduğunu da gösterirler.
Tarihin kara lekesi gibi olan bu mübadele, çok can yakar çok insanı mağdur eder. Yunanistan'da çok zengin olan işini iyi yerlere getiren Türkiye'de böyle olmayabilir, ya da Türkiye'de iyi bir yere gelmiş bir Rum da Yunanistan'da aynı kosullati kendine
İlk kitaba kıyasla biraz daha iyiydi ama fazla uzatıldığını düşünüyorum.Yani çok bir amaç yoktu.Kitap ne için yazılmış onu tam anlayamadım...
Bu sefer kızımız Mafalda artık kör olmuştur ve gözlerindeki griliğe artık yabancı gözüyle bakmıyordur.
Mafalda artık Filippo'ya olan hislerinden emindir.Yani ona aşıktır.Mafalda'ya sesleniyorum gül gibi çocuk kaçıyordu sjsj.
Kitap çok hoşuma gitmedi.Daha 6. sınıfa giden iki çocuğun otuz yaşına gelince evlenmeyi vs. düşünmeleri bence çok normal değil.Ama herkesin kendi fikri tabiki.
Ardından bir başka şey ise kitaplardaki Mafalda ile yakın dost olan karakterlerimizi biraz daha ayrıntılı anlatmasını istiyorum Elsa'nın durumları kafada bir soru işareti bırakıyor.Neden ailesiyle yaşamıyorda tek başına yaşıyor ve bu kızın ailesi bu kadar zengin ise eğer bu kız neden eski bir kulübede yaşıyor.Belki üçüncü kitapta bunlar ortaya çıkıyordur bilmiyorum ama bence ikinci kitap fazla uzatılmıştı yani bu kitaptaki bazı şeyleri çıkarıp üçüncü kitabı eklersek belki daha güzel olabilir...Bunu zaman gösterecek!
Kitap kapağındaki karakterler 29-30 yaşlarında gözüküyor bunun bir anlamı olduğunu düşünüyorum mesela filippo ve mafalda'nın otuz yaşında eğer birini bulamamışlarsa evlenme sözleri ile alakali olabilir.Bazı şeyleri çok kısa anlatmıstı bazı yerler gereksiz uzundu.İlk kitabı kadar mükemmel olmasada yinede idare ederdi.
Filippo'nun hastalığı çıktı kitabın sonunda orası çok kısa anlatıldı yani ve Filippo ve Mafalda'nın barışma kısmı çok kısaydı.Onları arkadaşça daha uzun sindire sindire okumak isterdim.
Kitabı öneririm ama daha öncelikli kitaplarınız varsa onları okumanızı tavsiye ederim.
Merhaba nasılsınız aradan sonra yine sahalara döndüm yazardan okuduğum ilk kitap ve ben çok sevdim imkansız aşk gizem ve sırlar okumayı seviyorsanız ve benim gibi özellikle güçlü kendi bildiğini okuyan kadın karakter okumayı seviyorsanız sizi Hükümran'a davet ediyorum konusuna gelirsek. Berzah 17 yaşında çalıştığı yerde işlediği bir cinayet yüzünden hapise girer üç yıl sonra çıkar fakat öldürdüğü adamın kardeşi yani Aybars onu evine götürür (zorla sjsj) Aybars sineği bile incitmeyen abisinin öyle bir mekanda öldürülmesini anlamaz ve Berzah'a bunun hesabını sormak ve bu gizemi çözmek ister Berzah cinayet gecesi oraya kimin onu neden gönderdiğini , Aybars abisinin ölüm sebebini bulmak için ortak olurlar başlarda kedi köpekten de beter olan ikili zamanla birbirlerine çekilirler fakat aralarında bir ölünün olması onları birbirinden uzak tutar cinayetin sebebini bulmaya çalışırken Berzah annesi ile aynı kaderi yaşayan ablasını kurtarmaya çalışır burada Aybars'ın aralarındaki düşmanlığa rağmen elinden tutması çok güzeldi Aybars ise ailesine Berzah'ı abisinin katili olarak tanımayacağı için sevgilim diyerek tanıtır Berzah, Aybars'ın ailesi ile tanışmaya gittiğinde Aybars'ın annesinin onunla konuşması ile evi terk eder ne konuştular annesi ne dedi Aybars'ın sakladığı neydi cevabı kitapta. Yazarla tanışma kitabım ve ben çok ama çok sevdim özellikle Berzah hayata bir sıfır değil on sıfır geriden başlayan bir kız ve hayatın elinden aldıklarını geri almak ve sahip olduklarını korumak için sonuna kadar savaşan bir kadın okurken hayran kaldım kesinlikle tavsiye ederim
Sayfa 259... Ve andarna ile tairn violet'in kumasıymış gibi hissediyorum sjsj sjsjjs son 20 sayfadır falan evde geziyorum çok iyi falan diye okuyun okutturun iyi ki almışım valla
Korku . Belki de hayatımızdaki en çekilmesi zor duygudur. Belki hayatımızı en zorlayan duygu. Çünkü bir felaketi bekleyiş durumudur, nereden neyin geleceğini bilmeden beklemektir. Bazen nereden geleceğini bilir ya da tahmin eder insan o yüzden bu bekleyiş biraz da olsa kolay olur çünkü neyin nereden geleceğini bilirsin, hazırlıklısındır; belirsizlik daha zor. Fakat her iki hâli de zor.
Bu kısa hikayede Irene karakteri de nereden geleceğini beklediği bir şeyin korkusu içindedir. Bir konserde tanıştığı bir piyanistle ilişki yaşar, eşini aldatır. Fakat bu maceradan bir başkasının da haberi vardır ve hayatı Irene zehir eder. Irene, şantaja ve tehditlere en sonunda dayanamayıp kendisi için çok zor bir karar verir; ailesini sonsuza dek terk etme kararı. Ama onu bekleyen bir sürpriz vardır. Belki iyi belki kötü. Spoi vermeyeyim şimdi sjsj
Stefan Zweig eserlerinde her defasında insan ilişkileri, ahlaki sınırlamalar, savaş teması gibi konularıyla mest ediyor. Belki 300 belki 400 küsur sayfayla anlatmak istediğini ortalama 60 70 sayfa ile anlatıyor üstelik derinliğini de katarak. Bu yüzden hiçbir zaman sıkılmadan okuduğum, sevdiğim bir yazar olacak.
KEYİFLİ OKUMALAR