Jack London'ın unutulmaz eseri Vahşetin Çağrısı bir köpeğin macera hikayesi gibi görünebilir ama çok daha fazlasını içeriyor. Her şey 1890'lardaki o meşhur altına hücum çılgınlığıyla başlıyor; kızak köpeklerine olan inanılmaz talep, Buck'ın yaşadığı evin açgözlü bahçıvanı tarafından gizlice satılmasına neden oluyor. Bu ana kadar Buck çok konforlu bir yaşam sürüyor. Kaliforniya'nın medeni ve güneşli, sıcak topraklarından bir anda Kanada'nın buz gibi, vahşi topraklarına savrulup; açlıkla, dayakla, ağır işçilikle ve diğer köpeklerin amansız rekabetiyle tanışıyor. Buck hayatta kalmak için ilkel dürtülerini uyandırmak zorundadır. Farklı sahiplerin elinden geçtikten sonra, ona sevgiyle yaklaşan tek insan olan John Thornton ile bağ kurar. Ancak içindeki vahşi yaşamın çağrısı her geçen gün daha da güçlenmektedir.
Yazar, Buck'ın dönüşümü üzerinden, medeniyetin ve insanların birbirleriyle hayatta kalma mücadelesi verecek olurlarsa bütün kanunların geçersiz kaldığını gösterir. Buck bir hayvandır; London ona insani duygular yükler ama bir köpek olduğunu asla unutturmaz. Darwin'in "en güçlü olanın değil, çevreye en iyi uyum sağlayanın hayatta kalacağı" teorisini hem hayvanlar hem de insanlar üzerinden birçok kez test eder. Akıcı anlatımı ve atmosferi ile her yaştan okuyucunun okuyabileceği bir eser.
İki Şehrin Hikâyesi Fransa'da 18. yüzyılda yaşanan sınıfsal farklılıkların, insan yaşamını belirleyen yegane şey olduğunu gözler önüne serer. Kitap içerisinde tasvir edilen köylülerin yiyecek bir şey bulamayıp yenebilecek ot ararken bir markinin çikolata yemesi için dört hizmetkara ihtiyaç duyması, halkın içler acısı halini özetler. Fransa'da halk açlık ile mücadele ederken, üstüne soyluların alt tabaka insanlara yaptıkları eziyet ve kanun tanımaz işkenceler de eklenince düzene karşı bir isyan yavaş yavaş başlamış olur. Bu isyan dalgası ve devrim süreci, öldü sanılan Doktor Manette'in, onu bulan kızı Lucie ile birlikte gelişen olaylar üzerinden okuyuculara anlatılır. Alt sınıfların hiçbir hakkının olmaması devrime yol açmıştır. Örneğin, bir adamın çocuğunu arabayla ezerek öldüren bir soylu, hiçbir şey olmamış gibi bir altın para verip yoluna devam eder; üstelik para vermiş olmasını da yüce gönüllü olmasına bağlar. Defarge'ın ailesine karşı işlenen suçların cezasını vermek için ise koca bir devrim yapmak gerekir; çünkü mevcut düzen içerisinde soyluların ceza alması mümkün değildir.
bundan sonrası spoiler
Doktor Manette, kızı ve Mr. Lorry sayesinde yeniden hayata tutunur ve İngiltere'de kızı ile mutlu bir hayat kurar. Ancak Charles Darnay'in aileye girmesi ile birlikte Fransa'daki lanet yine ailenin üstüne bulaşır. Charles Darnay, Fransa'da soylu bir ailenin varisidir; fakat soyluların haklarından ve halkın kanını emmesinden nefret eder. Bu yüzden bütün soyluluk haklarını reddederek İngiltere'ye kaçar.
Darnay, kendisine gelen bir mektupla Fransa'ya, hiç gitmemesi gereken bir zamanda gider ve mahkum olur. Fransa'daki devrim her gün durmadan kan dökerek devam eder. İdamların sonu gelmez; devrimden önce yapılan listeler hiç eksilmez, sürekli yenilenir. Böylece şiddet ve adalet de