Mehmet Selahaddin Kürkcü

“Otlakçı” Üzerine
7/10
·176 syf.··
2025 36. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 31 Ağustos 2025 11:49
Durum öykücülüğünün Türk Edebiyatındaki ilk yansımalarını Memduh Şevket’te görüyoruz. Çehov ekolünü edebiyatımıza güzel bir şekilde sentezlemiş. Günlük sıradan herhangi bir an hikayenin konusu olabiliyor. Yazar olaydan ziyade karakter anlatımı üzerinde yoğunlaşıyor. Bu anlatımda tarafsız bir şekilde sadece gözlem yapıyor. Karakterler hakkında herhangi bir yorum ya da eleştiri kesinlikle yok. İnsanı kötülemek yerine onun gerçekçi yanlarını anlatmakla yetiniyor. Bazı hikayelerin sonunda ilginç bir gülümseme beliriyor suratınızda ama bazılarının sonunda “Ee? Ne oldu şimdi?” durumuna düşüyorsunuz. Hikayelerden en çok beğendiklerim şunlar: Bir Eğlenti, Otlakçı, Dövüş, İki Kadın. Genel itibarıyla Çehov tarzı hikaye geçmişi olanlar sıkıntı çekmeden okur. Ama sadece olay öyküleri okuyup direkt bu kitapla durum öykücülüğüne giriş yapmanızı istemem. Bununla birlikte kendisinde sonra gelen diğer durum öyküleri yazarlarını da ziyadesiyle etkilemiş. Bkz. Refik Halit, Sait Faik, Sabahattin Ali, Haldun Taner, Orhan Kemal… Keyifli okumalar.
Edebiyat
OtlakçıMemduh Şevket Esendal · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20231,304 okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Yaşlı Adam ve Deniz Üzerine Düşünsel Bir Yolculuk
8/10
·88 syf.··
2025 35. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 21 Ağustos 2025 00:52
Sade üslubu ve derin alt metni ile ilginç bir kitap “Yaşlı Adam ve Deniz”. 88 sayfalık ince yapısının altında yüzlerce sayfalık mesajlar ile karşımıza çıkıyor. Kişilerimiz Yaşlı Adam (Santiago), Manolin (Genç Balıkçı), Marlin (Dev Balık) ve Köpekbalıkları Yaşlı adam yılların balıkçısı olmasına rağmen çok uzun süredir okyanusta talihini kaybeder ve ne kadar okyanusa açılırsa açılsın hep boş döner. Haliyle dalga konusu bile olur. Yine böyle bir günde okyanusa yalnız açılan Yaşlı Adam devasa bir balık yakalar oltasıyla. Ama onu kayığa çekecek gücü bulamaz ve balıkla sürüklene sürüklene günlerce okyanusta dolanır. Bu süre zarfında verdiği mücadele sonucunda balığı yakalar ve kayığa bağlar ama talihsiz balıkçının balığına köpekbalıkları saldırır. Balıktan sadece kafa kısmı elinde kalır. Olay örgüsü bu şekilde. Bu basit gibi görünen olayın altında “buzdağı tekniği” adı verilen bir teknikten bahsetmemiz gerekir. Okyanusu hayat olarak görürsek ve dev balığı da ideallerimiz olarak sembolize edersek daha kolay açıklayabiliriz. Hayatta olmasını ve gerçekleşmesini istediğimiz ideallerimiz bir gün gerçekleşse bile elimizden her an kayıp gidebilir. Bu noktada kazanımlardan ziyada sürece odaklanmanın daha önemli olduğu eserde vurgulanıyor. İnsanın zaferi kaybetmemek değil vazgeçmemek olmalıdır. İnsanlar artık sonuç ve kazanım odaklı bir şekilde hayat mücadelesi veriyor ama bu kazanımları elde etmeye çalışırken verilen mücadelelerin kıymeti göz ardı ediliyor. Yaşlı adam hepinizin içinde direnen, mücadele eden tarafı temsil ediyor. Sen de “Marlin”in peşinden giderken haklı mücadelenden asla vazgeçme. Nitekim insan vazgeçerse kaybeder. Her ne kadar “Marlin”inizi kaybetseniz de onurlu mücadelenizi asla unutmayın. Keyifli okumalar.
1000Kitap
Yaşlı Adam ve DenizErnest Hemingway · Bilgi Yayınları · 202541bin okunma
İçimizdeki Şeytan Adlı Eser Üzerine Bir İnceme Yolculuğu
8/10
·256 syf.··
2025 34. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 18 Ağustos 2025 14:25
“hakikatleri görmekten kaçmak itiyadı var.” kitaptaki bu cümle kitabın içeriğiyle ilgili bize ziyadesiyle fikir verecektir. Hakikatten kaçma eğiliminde olan Ömer, iradesiz yapısı ve yaptığı tüm hataları ve yanlışları “içindeki şeytana” yükleyerek sorumluluk almaktan kaçınan tabiatiyla romanın başından sonuna olan yolculukta bize baş karakter olarak eşlik ediyor. Roman 1930 ve 1940’lı yıllarda aydınların yozlaştığı bir zaman diliminde ve devlet kurumlarının liyakatsiz insanlarla dolduğu bir döneme ışık tutuyor. Yer yer doğu-batı çatışması ve sentezi de kendini gösteriyor. Bu çerçevede akıcı bir roman olarak karşımıza çıkıyor “İçimizdeki Şeytan”. Gayet keyif aldım. Sabahattin Ali’nin yazın dili o kadar güzel ki Arapça-Farsça tamlamalar ile bezeli biçem tarzı bile anlaşılmaz ve sıkıcı olmaktan çıkıyor. Herkesi “İçindeki Şeytan” ile yüzleşmeye davet ediyorum. Ya da öyle atfedilen günah keçinizle…
Edebiyat
İçimizdeki ŞeytanSabahattin Ali · Yapı Kredi Yayınları · 2019208,9bin okunma
9/10
·264 syf.··
2025 32. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 02 Ağustos 2025 16:30
Eser 1860’lı yılların Rusya’sında sosyal yaşamın tamamen değiştiği özgürlükçü ve eşitlikçi bir dönemin çanlarının çalmasının tarihselliğinde ilerliyor. Pozitif bilimlerin sosyal bilimlerden daha gerekli ve önem atfedilmeye başlandığı bir dönem. Aşklar, fikirler, kuşaklar… hepsi büyük bir dönüşümün içinde savrulmakta. Fikir, karakter, inanış, sosyal yaşam, aile ve daha bir çok alanda çatışmalar ön plana çıkıyor. Toplumun geçirdiği zihinsel ve kültürel dönüşümün bireylerdeki yansımasını gözler önüne seriyor. Babalar geleneği ve eskiyi temsil ederken; çocuklar yeniliği ve gelenek karşıtı bir tutumu temsil ediyor. Ana karakterimiz Bazarov Nihilist kimliğiyle her şeyi reddeden bir kişiliğe sahip. İnanç, edebiyat, müzik, sanat ve daha bir çok şeyi reddeden bir karakter. Ona göre her şey bilimsel olmalı ve onun dışında kalan şeyler yok sayılmalıdır. Her şeyi reddeden bir tavrı varken aşk illetine düşünce, kendisi içinde bir çatışmaya giriyor. Ona göre her şey yıkılması gereken bir şeyken aşk ile karşılaştığında tam tersi oluyor. Aşk onu bitiriyor. Böyle bir duruma düştüğü için kendini sorgulamaya başlıyor. Her şeyi yıkan bir tutum nasıl olur da aşk gibi basit bir şey yüzünden bambaşka bir yere evrilebilir diye. Ama aşka teslim olması, insanın sadece fikirden ibaret olmadığını da göstermiş oluyor. Karakter ölüme yaklaşırken Nihilizm’in çöktüğünü bize gösteriyor. Nihilizmin birey üzerine bir etkisinin olmadığını bize trajik olarak aktarıyor. Genel itibariyle kitaptan anladığım şudur: Her ne kadar kuşaklar, kişiler, zaman, mekan değişse de bazı şeyler değişmiyor. Aşkın insan üzerindeki etkisi gibi… Aşk gelenek-yenilik, yaşam-ölüm, sosyal bilimler-fen bilimleri, düşünce-his gibi daha bir çok çatışmanın da üzerinde kalarak hepsini bertaraf ediyor. Son olarak bütün sistemi
İnceleme
Babalar ve OğullarIvan Turgenyev · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202555,8bin okunma
8/10
·153 syf.··
2024 22. kitabı
·
32 saatte okudu
·
Okunma: 19 Aralık 2024 21:43
Bir öğrencimin elinde gördüm kitabı. Merak ettim ve ondan ödünç alıp kitabı hemencecik okudum. Kitabın ismi ilgimi çekmişti. Ayaz Ata Türk mitolojisinde önemli bir unsur. İçerisinde üç farklı masal bulunuyor. Bu masallarda da yine aynı şekilde farklı Türk mitolojik unsurlar var. Mesela Su İyeleri ve Tulpar gibi. Mitolojik unsurlar zaten kitaptaki masallarımızın da başlığı olmuş. Onun dışında başkarakterlerin isimleri de Öz Türkçe isimlerden seçilmiş. Birsen, Ersin, Alper ve Ayhan gibi. Bu durum da açıkçası bir Türkçe öğretmeni olarak beni mutlu etti. Kitapta bulunan üç masalı sırasıyla ele almak istiyorum. Su İyesi Yine Türk mitolojisinde bir figür olan su iyeleri ile ilgili bir bölümdü. Bu bölümde Birsen adlı bir kız çocuğu bir türlü iyileşmek bilmeyen bir lekeli cilt hastalığına yakalanıyor. Bu durum onun toplum tarafından dışlanmasına sebep olduğu için hayatı tepe taklak oluyor. Ta ki bir gün denize girdiğinde su iyeleriyle karşılaşana dek… Tulpar Bu masalda başkarakterlerimiz Ersin ve Alper adlı iki çocuk. Bu çocuklar birbirlerine çok bağlı iki dost aslında. Tüm zamanlarını birlikte oynayarak, bisiklet sürerek geçiriyorlar. Bir gün savaşın acımasız yüzü karşılarına çıkana kadar. Bu savaş yüzünden yaşadıkları yerden göç etmek zorunda kalıyor Ersin. Göç ederken çok sevdiği dostu Alper’in kafile içinde olmadığını farkediyor. Ne yazık ki Alper yaşadıkları yere bomba düştüğü anda evlerinin enkazının altında kalıyor. Ersin göç esnasında yalnız gezerken mitolojik unsur olan Tulpar ile karşılaşıyor. Bu karşılaşma Alper’in enkazdan kurtulmasına yardımcı olacak mı? Okuyunca göreceksiniz. Ayaz Ata Ayaz Ata masalı kitaba ismini veren masal. Ayhan ve ailesi çok zorlu kış altında yaşamaya çalışan ve kışın getirdiği ısınma ve yeme problemleriyle mücadele eden bir aile. Bu
İnceleme
Ayaz AtaUmmahan Öztürk · Cezve Çocuk · 014 okunma