Ölüm emir, ölüm kader, korkusu yoktu.
Lâkin Havva gelmeden öleceğinden korktu.
Kelimeler Kitabı'na baktığında, Havva'nın ilk harfinin kendi isminin ilk harfinden çok uzakta olduğunu anladı.
Unutma, diye başladı:
Her şey senin için yaratıldı ama dikkat et sen her şey değilsin.
Dünya boyun eğicidir ama sen zalim efendi değilsin.
Yeterli sayıyorsun sen kendini kendine. Oysa hiç yeterli değilsin. Muhtaçsın, ihtiyaçsız değilsin.
Her şey senin emrinde doğru, ama âmirliğe kalkışma.
Bil ki kalıcı değil geçicisin, sahip değil misafirsin. Sabit değil iğretisin.
Her ne ki var sende, ödünçtür, senin sanma.
Şımarma.
İnsan olan yanına neyi alabilirdi? Beraberinde neyi götürebilirdi?
Üç şey seçtiler cennetten çıkarmak için:
Bir: Kelimeler.
İki: Aşk.
Üç: Annelik duygusu.
Kelimeleri Âdem yanına aldı, annelik duygusunu taşımak Havva'ya kaldı.
Ama aşk çok ağırdı.
İkisinin de, aşkı tek başına taşıması mümkün olmayınca, ikisinin zembili de aşkı bir başına kaldıramayınca, bölüştüler yükü. Yarısını Âdem sırtlandı, aşkın yarısı Havva'ya kaldı.
Aşk öylece geldi. Aralarına girdi.
Ama ayırmadı birleştirdi.
Öznesi çiftse de eylemi birdi.
Ben ve sen'den ibaret, ne tek sen ne tek ben, hem sen hem ben, bir cennet öznesi onlar içindi.
Ve Havva ile çift olduğunda Âdem yalnızlığın ancak Allah'a mahsus olduğunu anladı. Demek bundan böyle Havva'sız yapamazdı.