Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Kara delikler yakınlarındaki yıldızlardan kopan parçaları yutarak büyüyormuş. Tıpkı insanlar gibi. İnsanlar da içlerinin karanlığını ruhunu emdileri başka insanların aydınlığı ile besliyor. Anlasana, herkes birbirinin katili ama sorsan herkes çoban yıldızı.
Atı iyi bir binici sürdüğü zaman nereye gittiği bilinir. Atın hiçbir şeyden haberi olmasa da içimiz rahattır; tepelerde, vadilerde yolunu şaşırmayacaktır at.
Cahil hoca cahile olduğu gibi bilgine de işte bu şekilde ders verebilir: Onun sürekli aramakta olduğunu doğrulayarak. Arayan her zaman bulur. İlle de aradığını, hele ki bulması gerekeni bulmaz. Ama bildiği şey ile ilişkilendireceği yeni bir şey bulur mutlaka. Püf noktası bu sürekli teyakkuz, insan aklını kaçırmadıkça dağılmayan bu dikkattir - ki bu konuda bilgin de cahil gibi fevkalade başarı gösterir. Hoca arayanı onun kendi yolunda, tek başına arayışa çıktığı ve aramaya devam ettiği o yolda, tutar.
Düşünmek de kuşkulanmaktır, kuşkulanmaktan başka şey değildir. İnsan kuşkulanmadan inanabilir, bilebilir, düşleyebilir; ne inanç, ne bilgi, ne de imgelem için kuşku gerekmez, hatta kuşku bunları yok eder, ama kuşkulanmadan düşünmek olanaksızdır. İnancı, bilgiyi statik, dingin, ölü olan her şeyi dinamik, tedirgin ve dipdiri düşünceye dönüştüren kuşkudur.