Nasıl yani diyor insan kendi kendine, romanın karakterleri içinde karma karışık hallere dalıp giderken. Romandı evet ama ne kadar çok gerçek ne çok acı var demeye de dilim varmıyor. Kimi elleriyle örerken kaderini kimi de böyle baya baya mahkumcasına. Bilmem bu kadar da ağır kabullenişler olmalı mı yok efendim olmamalı insanın kendi hayatı hakkında söz hakkı olmalı. Hayır demeyi bilmeli sonra çok geç oluyor. Hatta o kadar geç ki nesiller boyu kocaman bir geç kalmışlık. En çok kime üzüldün derseniz aslında en saf en masum olanı Nurten'e diyecek gibi oluyorum ama sonra yok ya olan Mürüvvet'e olmuş. Ethem ise kıymetini çok sonraları bilmiş olsa da aslında yaşadıklarının vebalini eşi ile telafi edilmiş. Mürüvvet herşeyi ince ince düşünmüş anne olmak böyle bir şey annelik yapmamış gibi görünsede alasını yapmış. Kazım'a da hiç hak vermedim. Emin ve Ekrem ise kendi yaptıklarının bedelini ödemişler. En çok kızdığım ise Ekrem böyle yapmasaydı iyiydi ya da ne gerek vardı ben üzüldüm o da üzülsün diyerek Sevgiye gerçeği söylemesine?
Uzun zamandır roman okumuyordum bir çırpıda bitti güzeldi. Teşekkürler
Ağır yaşamlar geçti üzerimden. Hatta belki ağır depresyon halleri ama bildim ki insana dair herşey ilacı da kendisi zehri de Firuzan'ı böyle sevmeseydi kendisi olamazdı belki de ve bunca aramasaydı bulmak anlam kazanmayacaktı. İyi ki
Yaşamak nasıl bu denli zor olabilir ki? Nefes almaya yaşamak deniyor ise nefes almak için gösterilen çabanın adı ne? Kitabın en üzüldüğüm karakteri Youqing oldu.
Nesillere örnek nesillere bir yazılı yönlendirici. Müslümana görevini hatırlatan bir kitap okunmalıdır.
Müslüman pasif olmamalı hatta dünyaya yüzünü dönmemeli dünya ile neslinin ahiretini hazırlamalı.
Anlatımı az yorucu olsa da gözümüzün içine içine soktuğu gerçekler uyku kaçıran cinstendi. Yüzyıllardır süren bir hakimiyet kurma sevdası ve insanları kandırmanın farklı farklı yolları lakin bir gerçek var ki kanmak isteyen kanar buna da şartları uygun hale getirmek yeterli