Renklerin Moru Alice Walker’ın 1983 yılında yazdığı Pulitzer ödülü kazanmış önemini her daim koruyan, müthiş dokunaklı bir roman. Broadway müzikaline adapte edilmiş, 1985 yılında bizde Mor Yıllar adıyla asıl adı ise 𝐓𝐡𝐞 𝐂𝐨𝐥𝐨𝐫 𝐏𝐮𝐫𝐩𝐥𝐞 orijinal adıyla filme çevrilmiş, Steven Spielberg ise yönetmenliğini yapmıştır.
Yıllar yıllar önce ilk olarak filmini izlemiştim. Filmi beni o kadar etkilemişti ki ağladığımı hatırlıyorum. Bana göre, film izlemeyi sevenler bu filmi izlemeden gerçekten film izledim diyemezler. Hafızamda yer ettiğinden kitabını da mutlaka okumalıyım diye düşündüm. Kadına odaklı olan, Feministliğin önemli derecede ön planlara çıkarıldığı sayılı filmlerden birisi olarak kitabının kesinlikle daha etkileyici olduğunu söyleyebilirim.
Kitabın konusuna gelirsek 1900'lerin başında, 14 yaşında güneyli bir siyahi kız olan Celie, önce babası olarak bildiği kişi tarafından hamile bırakılır, ardından yıllar boyunca efendisi olarak göreceği adama evlenmek üzere adeta satılır. Kocasından gördüğü şiddete rağmen tek tesellisi kız kardeşi Nettie'nin yazdığı mektuplardır. Oysa kocasi Nettie'nin mektuplarının ona ulaşmasına engel olmaktadır. Celie sonunda kuru gürültüye papuç bırakmayacak güçlü bir kadın olan Sofia ile tanışacak ve ondan çok şey öğrenecektir.
Daha ilk sayfadan Celie’nin uğradığı istismar, kendi ağzından Tanrı’ya yazdığı mektup ile tokat gibi çarpıyor insanın yüzüne. Erkek egemen bir dünyada siyahi olduğu için ayrıma uğrayan Celie’in yaşadıkları o kadar ağır ve utanç vericidir ki, bunu yüksek sesle Tanrı’ya bile söyleyemez, sadece yazarak anlatır. O ağır hayatın içinde insanlık tarihine leke sayılabilecek her tür suç, köleliğin türlü biçimleri, tecavüz, şiddet, çocuk yaşta evlendirme, çok çalışma vardır. Sevgi ile zulüm, inanç ile kötülük