Çankaya Köşkü ve Antik Gümüş Porselenler
Ama, saraylardan getirilen bazı sofra takımları ile porselenler hakkında 1935'te bazı tuhaf kararlar alındı. 31 Mart 1935'te üzerinde marka bulunan gümüşler ile porselen takımlarının darphaneye yollanması, porselenlerin kırılıp üzerlerindeki gümüşlerin alınması, bu gümüşlerin yeni gümüş para basımında kullanılması, maddi kıymeti olan diğer takımların saraylara teslimi ama kullanılmaya uygun olmayanların sattırılması kararlaştırıldı. 30 Temmuz 1935'te Askeri Müze'den Ankara'ya getirilen 827 adet eşyanın arasında bulunan porselenler 4 kişilik bir ekibe imha ettirildi, 411 adet gümüş eşya da eritilmesi için İstanbul'a, Darphane'ye gönderildi. İmha faaliyetine İsmet İnönü'nün Cumhurbaşkanı olmasından sonra da devam edildi ve 28 Ocak 1939'da İstanbul'daki Askeri Müze'den Ankara'ya götürülen ve daha sonra Darphane'ye yollanan gümüşler ile porselenleri kırdırılan yüzlerce sofra eşyasının gümüş aksamı aynı maksatta yani para basımında kullanmaları için eritildi. Halbuki piyasadan satın alınabilecek gümüşün maliyeti, gümüşleri için imha ettirilen antika yemek takımları ile diğer eşyanın maddi kıymetinden çok daha düşüktü!
Sayfa 35 - Turkuvaz Yayınları
Biraz zaman alsa da artık anladım ki seni tanımak, soğuk ve ıssız bir yoldan gelip evde sıcak bir ateş ve yanı başında hazır bir sofra bulmak gibi.
Sayfa 321·Kitabı okudu
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
“… seni tanımak, soğuk ve ıssız bir yordam gelip evde sıcak bir ateş ve yanı başında hazır bir sofra bulmak gibi.”
Sayfa 321 - April yayınları·Kitabı okudu
Yazı yazmam için bana çiçek kuş hürriyeti değil içimdeki aşkın deliliğin oturmaz düşüncenin hürriyeti lazım
Sayfa 56·Kitabı okudu
1000Kitap
Ankara ve İstanbul Avrupa'da birlikte temsil ediliyor. Mesela Paris'te iki elçiliğimiz vardı ve bu iki elçilik de birbiriyle geçiniyordu. Güney-Kuzey Kore veya Doğu Almanya ve Batı Almanya arasındaki ilişki gibi değildi; Muhtar Bey de Ankara temsilcisi Ferid (Tek) Bey de bazı konularda istişarelerde bulunuyorlar, birbirlerinin mütalaalarını alıyorlar, hatta davetler sırasında, Paris'teki Ankara temsilcisi, Osmanlı Devleti'nin temsilcisinden ödünç sofra takımları istiyordu.
Sayfa 196·Kitabı okuyor
Ülkeye ilk televizyon geldiğinde sohbete değil, televizyon seyretmeye gelen misafirler eve girer girmez ekrana teslim olurdu. Gün boyunca açık bırakılan televizyon karşısında yemek yenirken pek konuşulmaz, özellikle haberlerde, "Herife bak, yine saçmaladı!" türünden laf atılırdı. Zamanla televizyon baş köşeden kalktı, sofra sohbetlerine geri dönüldü. Telefonla da eskiden ev ziyaretindeymişsin gibi saatlerce konuşulurken şimdi anlık mesajlarla haberleşiliyor. Her teknolojinin adabı zamanla gelişiyor.
Sayfa 165·Kitabı okudu