“Sâni‘in (her şeyi san‘atla yaratan Allah’ın) kudreti, kibriyâ (büyüklük) ve celâl (nihâyetsiz büyüklük ve kahır) noktasında, kâinâtı öyle muhteşem bir saray şeklinde îcâd ediyor (yaratıyor) ki; (...) zemîn yüzünü bir sofra, bir tarla, bir bahçe, bir halîçe (halı) ve dağları birer mahzen, birer direk, birer kal‘a (kale) ve hâkezâ (bunun gibi) bütün eşyâyı büyük bir mikyasta (ölçüde) o büyük sarayın levâzımâtı (eşyaları) şekline getirerek, şa‘şaalı (parlak) bir sûrette haşmet-i rubûbiyetini (umûm kâinâtı terbiye edişinin heybetini) gösterdiği gibi; cemâl (güzellik ve lütuf) noktasında rahmeti dahi en küçük zîhayâta (canlıya) kadar her zîrûha (ruh sâhibine) envâ‘-ı ni‘metini (ni‘metinin çeşitlerini) verir, onun ile tanzîm eder. Baştan aşağıya kadar ni‘metlerle süsleyip, lütf u keremle tezyîn eder (ziynetlendirir).” (Mektûbât, 20. Mektûb)
Ğâşiye Sûresi 20. Âyet Dipnot
Din İslam
"Seni tanımak, soğuk ve ıssız bir yoldan gelip evde sıcak bir ateş ve yanı başında hazır bir sofra bulmak gibi."
Sayfa 321 - April·Kitabı okudu
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Soykırıma gerek yok hayat arkadaşınız bile sizi rahatça öldürüyor
"Eskiden bir erkeğin başka bir erkeği öldürebileceğini bilirdim çünkü bunlar hep olur. Şimdiyse biliyorum ki birlikte yemek yediğiniz birlikte yattığınız kişi bile hiç zorluk çekmeden sizi öl­dürebilir. Ben soykırımdan beri şunu öğrendim: Komşunuz sizi dişleriyle bile öldürebilir; bu yüzden dünyaya artık aynı gözle bakmam imkânsız."
Alıntı
"Benim kimle arkadaşlık edeceğime karışa­mazsın!" demişti kocasına. Uzun süredir sesini ilk yükseltişiydi. Kavga etmekten ka­çındığını bütün dostları bilirdi. Kocasının toplantılarda başka­ları yüzünden (başkalarının giyim kuşamı, davranışı, başkaları­nın dünya görüşü, sanat anlayışı); evde, çocukların yanında, hiç yüzünden (yemeğin tuzsuzluğu, o uyurken sifonun gürültüyle çekilmesi); başbaşa kaldıklarında "zaten ilk evliliğini de yürüte­mediği" yüzünden başlattığı tartışmalara katılmazdı. Tartışma, kalabalık bir ortamda alevlendi mi, iki tarafın savunduğu görüş­ler arasındaki ortak noktayı serinkanlılıkla saptar, mantığın çağ­rısı işe yaramadı mı, pikaba bir plak koyardı. Bu hırçın erkeğe nasıl katlandığına şaşanların, kendisine gizliden gizliye acıyan­ların bakışlarına sırt çevirmiş olurdu böylelikle. Evde çıkan kav­galar, ara sıra sofra örtüsünün üstündeki tabak-çanakla birlikte yere savrulmasıyla sonuçlansa bile suskunluğunu korur, eğilip yerdeki kırıkları topladıktan sonra halıyı siler, köşesine çekilip bir sigara yakardı.
Dedikodu demeyelim de bilgi alış-verişi diyelim :)
"Dedikoduyu dünyadaki her şeyden, hatta sofra zevklerinden bile daha çok severdi ve zararsız bir nezaketle başkalarının işleri hakkında saatlerce gevezelik ederdi."
Sayfa 135·Kitabı okuyor
Hayata Dair
inandırıcı değil bir kere
Öyle ya, kötü bir sofra açan, kalitesiz şarap sunan kişinin özel yaşantısında kusursuz bir insan olduğunu bilmek neye yarar?
Sayfa 99 - Can Yayınları·Kitabı okudu
Kitap Alıntısı