Hayranı olduğum kalemlerden William Shakespeare'in yine harika bir eseriyleyiz. Bu eserinde, öyle sanıyorum herkesin ömründe en az bir ya da birkaç kez şikayetçi olduğu konu üzerine kurgulamış oyununu, sadakatsizlik ve nankörlük. Tabiki her zamanki gibi yine şiirsel, yine etkili, yine benzersiz ve yine unutulmaz bir üslupla...
"İnsan bir kez düşmeyegörsün, herkes yüz çevirir. Yalnızlaşır insan... diyeyim siz anlayın!"
Baş karakterimiz Timon oldukça varlıklı, eli açık, fazlasıyla cömert biridir. Cömertliğini suistimal edip faydalanmak isteyen, dost görünen, yüzüne gülen, iltifatlar yağdıran, yalaka, dalkavuk etrafında çoktur. Şair, ressam, komutan... İşte bu dalkavuklara aldanır dostlarım der, altınlarını, malını mülkünü dağıtır, onlarla paylaşır, her fırsatta onlara ziyafetler verir, bu görmemiş sofra fareleri de ağır ağır tüketir onu. Timon'un bir de Apemantus adında hazır cevap bir filozof dostu vardır. Basireti sayesinde olacakları görür önceden ve Timon'u uyarır bilgece cevaplarla, ancak Timon dostlarım da dostlarım der! Tabi sonunda Apemantus haklı çıkar; Timon'un tüm varlığı erimiş, hatta fazlasıyla borçlanmıştır. Alacaklılar kapıya dayandığında, bu kez Timon dostlarım dediklerinden borç istemiştir. Gördüğü muamele sonrası insanlığa olan umudunu ve inancını yitiren Timon şehirden uzak bir mağaraya kapanmış ve topraktan yiyecek umarak kazmaya başlamıştır. Ancak bonkör toprak ona bolca altın sunmuştur. Altın kokusunu alanların ve Timon'un, daha sonraki tutumunu merak edenlere okuyun diyorum. Unutmayın Shakespeare okumak ayrıcalıktır, her kitaba benzemez.
İyilik karşılıksız kalmaz, illa ki cezalandırılır. Hele bizimki gibi, hukukun, güçlülerin oyuncağı olduğu ülkelerde...