Puan vermedi·256 syf.··
2026 30. kitabı
#Turgenyev #BabalarVeOgullar #İşbankasıYayınları Bizde olmayan ,bize karşı üstünlük kurmalarını sağlayan bir şey var onlarda.. Gençlik olabilir mi bu Merhaba okur dostlarım 🪽 Bugün eskimeyen bir düello olan; Babalar, oğullar ,arada kalanlar ve bugünün dijital gürültüsü ile Bazarov’un o metaryeliz hallerini çarpıştıracağız.. Bazı kitaplar vardır, kapağını kapattığınızda kulağınızda bir kılıç sesinin çınlamasını bırakır ya hani Turgenyev’in “BABALAR VE OĞULLAR’ı” da tam olarak böyle bir eser.. Ama bu düello sadece Pavel ve Bazarov arasındaki 19. yüzyılın tozlu Rusya’sında değil; geçmişin o sarsılmaz kaleleriyle geleceğin belirsiz rüzgarları arasında yaşanıyor. Bugün ; Twitter , Facebook, Instagram, Tik Tok gibi pek çok uygulamaların , sofra başında telefonuna gömülen o dijital açlık yaşayan gençlerle ,ona ters ters bakan babalar arasında da hâlâ yoğun bir şekilde yaşanıyor. Buda bizi 1860'ların Rusya'sından alıp bugünün Kadıköy’üne, Kızılay’ına, Konak'ına ya da bir aile sofrasına taşırken , kitabın ruhu ise tam olarak budur diyoruz .. Zaman akar, rejimler değişir, kölelik biter, teknoloji gelir; ama bir babanın oğluna bakarken hissettiği o "seni tanıyamıyorum" ifadesi hiç değişmez. * * * * * * * * * Kitapta bir cümle çarptı yüzüme: "Kişilik, sayın bayım, en önemlisi budur işte. İnsanın kişiliği bir kaya gibi sağlam olmalıdır, çünkü her şey onun üzerine bina ediliyor." Bugün "kişilik" dediğimiz şey, sosyal medya profillerindeki birkaç satıra indirgenmiş olsa da, Turgenyev’in kastettiği o kaya gibi duruşun eksikliğini her yerde hisser olduk malesef.. 1861 Rusya’sında kölelik kağıt üzerinde kalkarken zihinler nasıl buhranlıysa; bugün bilginin içinde boğulup bilgeliğe aç kaldığımız bu dijital çağda da zihinler aynı derecede karışık, iskankar
Edebiyat
Babalar ve OğullarIvan Turgenyev · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202555,8bin okunma
Puan vermedi·139 syf.·
2026 4. kitabı
Samanyolu Ziyafeti Üzerine: Modern Dünyada Bir Ruh Hicreti Samanyolu Ziyafeti... İsmi ilk duyduğumda çok ilginç ve güzel gelmişti. İki yıldır okuma listemde olmasına rağmen bir türlü okuma fırsatı bulamamıştım. Sezai Karakoç'un kitapta hissettirdiği o temel gerçekle yüzleştim: Her şeyin bir vakti vardır. Kitaplar da öyle; doğru zamanda arayanı bulur. Yanlış zamanda geldiyse, okurun o ana hazır olmadığını gösterir. Bu kitap, ruhumun tam da bu frekansa ihtiyaç duyduğu bir demde, tam vaktinde geldi bana. Kitapta en çok üzerinde durduğum cümle şu oldu: "Hiçbir ramazan aynı geçmez." Bu Ramazan, hemen her gün bu cümlenin tefekkürüyle geçiyor. Çünkü bir Ramazan'da temelini attığımı düşündüğüm bir şeyi, başka bir Ramazan'da aksaklıkların kaynağı olarak görüyorum. Karakoç’un "Diriliş" felsefesinde her ibadet, insanı yeniden inşa eder. Ramazan da bizi öldüren bir mahkûmiyet değil, aksine her yıl bizi yeniden yoğuran, maddi açlıktan manevi tokluğa geçiren bir terbiye okuludur. Mâide: Hızlı Tüketim Çağında Bir Bilgi Sofrası Mâide Suresi’ni düşündüm... Hz. İsa’nın kavminin "Rabbinden bize bir sofra indir" duasıyla inen o mucize... Kelime anlamı "sofra" olsa da bu aslında bir "bilgi sofrasıdır." Bugün modern hayat bizi her şeyi hızla tüketmeye, doymadan başka bir şeye saldırmaya zorluyor. Modernitenin bu "hızlı tüketim" sofralarında ruhumuz hep aç kalıyor. Karakoç bu eserinde, bizi o geçici dünyevi sofralardan alıp doğrudan Allah’ın bir lütfu olan manevi ziyafete hazırlıyor. Biyolojik Varlıktan Melekî Boyuta Yazarın çocukluk ve oruç arasındaki bağı kuruşu ise tam bir zarafet. Bir çocuğun "ben oruçluyum" diyebilmesi, onun için büyümenin, irade sahibi olmanın hayalidir. Bizim "tekne orucu" geleneğimiz de çocukları bu göksel sofraya ortak eder. Asıl öğrenilmesi gereken şu: Büyümek,
Samanyolunda ZiyafetSezai Karakoç · Diriliş Yayınları · 20254,589 okunma
Reklam
Puan vermedi·196 syf.··
2025 29. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 25 Aralık 2025 22:22
Şermin Yaşar hem kişisel yaşantısı hem eğlenceli edebiyatı ile çok sevdiğim bir yazardır. 18 öyküden oluşan bu kitabını da yine keyifle okudum. Nüktedan yazım tarzına rağmen insanın içinde bir yerlere dokunabiliyor öykülerinde. Sıradan insanların hiç de sıradan olmayan takıntılarını, kederlerini , anılarını, yaralarını konu ediyor. Kitaba ismini de veren ilk öyküsü 'gelirken ekmek al ' ile bekleyiş, sabır, umut, isyan, umutsuzluk duygularını dudağınızın kenarında hafif bir gülümseme ile yaşıyorsunuz. Zaten kitabın ismi çok çekmişti beni gördüğümde. Şermin yazmasa da sırf isminden dolayı okurdum bu kitabı. Bazı cümleler vardır, her şeyin yolunda olduğu hissi verir insana. Bu da öyle bir cümle. 'Gelirken ekmek al ' . Eve gidiyorsun. Dünyanın en güzel şeyi eve gitmek bence. Daha güzeli evde olmak . Üstelik evde seni bekleyen biri var. Ya da evde olan sensin ve geleceğinden emin olduğun biri var. Yemek yapılmış, sofra hazır, günün yorgunluğu bir tarafa , beklediğin biri var. Gelecek, eminsin. Eve gelmeden düşündüğü son şey sensin. Arıyor ve diyorsun ki 'gelirken ekmek al ' . Her şey yolunda... Ya da eve gelen sensin diyelim. Biliyorsun seni bekleyen bir ev var. O evi yuva yapan biri var. Yemekler yapılmış, sofra hazır, saate bakıyor bir gözü, seni bekliyor. Günün yorgunluğu bir tarafa, arıyorsun ve sana şöyle diyor. 'Gelirken ekmek al ' . Her şey yolunda. Anahtarın var ama kapıyı onun açmasının mutluluğunu yaşamak için zile basacaksın. O , anahtarın olduğu halde kapıyı çalmanın nedenini biliyor olacak ve yüzünde yorgun bir gülümseme ile açacak kapıyı. Her şey yolunda... Son öyküsü 'Aklımda ' ile kitabı yine gülümseyerek kapatmanızı sağlıyor Şermin. Iyi okumalar dilerim
Edebiyat
Gelirken Ekmek AlŞermin Yaşar · Doğan Kitap · 20259,8bin okunma
El kızı değil oda bir anne evladı desek mesele tamam da...
Puan vermedi·400 syf.··
2025 2. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 11 Şubat 2025 23:16
Ne tuhaf biran çoçukluğum Haldunda yeniden canlandı...sürekli iyi niyetli, alttan alan, herkesi herşeyi idare eden, iyiliği kendine hep vazife bilen annem kitabın başkarekteri Nazanla yeniden ortaya çıktı. Haldunda ki babaanneye duyulan öfke bana o kadar tanıdık ki babaannemin evimizdeki otoritesi gibi Hacer hanımın halleri beni çok zorladı. Yer yer bırakıp ağlayarak yeniden aldım elime. Pişen sıcak yemek de kurulan hazır sofra da alınan güzel hediyeyi saklama da sarfediken çaba nasıl bildik manzara. Ve anne hakkı diye sürekli gözardı edilen (eş) nazanla, birlikte yaşanılamayan onca güzellik sonrası ölen babaya sorulamayan hesap...Buna rağmen hayatı akışında yakalayan Haldun, bu kadar da olmaz dedirten Hacer, içten içe sesini artık çıkar dediğim Nazanla, sebepsiz sevdiğim bar kızı Neriman (Jale)... Kitap bitti belki ama geçen 30 yılım yeniden yaşandı. Bu kadar zorlamasak hayatı, evladı, gelini (el kızını) evet dünya faniyken derdi kalıcı değil lakin o dert çok yorucu beeee...
El KızıOrhan Kemal · Everest Yayınları · 202615,3bin okunma
İlk 5'te diyebilirim. (20 civarı okuduğum eserinden)
8/10
·113 syf.··
2024 36. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 23 Kasım 2024 01:56
Hayranı olduğum kalemlerden William Shakespeare'in yine harika bir eseriyleyiz. Bu eserinde, öyle sanıyorum herkesin ömründe en az bir ya da birkaç kez şikayetçi olduğu konu üzerine kurgulamış oyununu, sadakatsizlik ve nankörlük. Tabiki her zamanki gibi yine şiirsel, yine etkili, yine benzersiz ve yine unutulmaz bir üslupla... "İnsan bir kez düşmeyegörsün, herkes yüz çevirir. Yalnızlaşır insan... diyeyim siz anlayın!" Baş karakterimiz Timon oldukça varlıklı, eli açık, fazlasıyla cömert biridir. Cömertliğini suistimal edip faydalanmak isteyen, dost görünen, yüzüne gülen, iltifatlar yağdıran, yalaka, dalkavuk etrafında çoktur. Şair, ressam, komutan... İşte bu dalkavuklara aldanır dostlarım der, altınlarını, malını mülkünü dağıtır, onlarla paylaşır, her fırsatta onlara ziyafetler verir, bu görmemiş sofra fareleri de ağır ağır tüketir onu. Timon'un bir de Apemantus adında hazır cevap bir filozof dostu vardır. Basireti sayesinde olacakları görür önceden ve Timon'u uyarır bilgece cevaplarla, ancak Timon dostlarım da dostlarım der! Tabi sonunda Apemantus haklı çıkar; Timon'un tüm varlığı erimiş, hatta fazlasıyla borçlanmıştır. Alacaklılar kapıya dayandığında, bu kez Timon dostlarım dediklerinden borç istemiştir. Gördüğü muamele sonrası insanlığa olan umudunu ve inancını yitiren Timon şehirden uzak bir mağaraya kapanmış ve topraktan yiyecek umarak kazmaya başlamıştır. Ancak bonkör toprak ona bolca altın sunmuştur. Altın kokusunu alanların ve Timon'un, daha sonraki tutumunu merak edenlere okuyun diyorum. Unutmayın Shakespeare okumak ayrıcalıktır, her kitaba benzemez. İyilik karşılıksız kalmaz, illa ki cezalandırılır. Hele bizimki gibi, hukukun, güçlülerin oyuncağı olduğu ülkelerde...
Atinalı TimonWilliam Shakespeare · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20242,315 okunma
Puan vermedi·184 syf.··
2024 5. kitabı
·
11 saatte okudu
·
Okunma: 13 Ocak 2024 10:03
Günaydın! Tüm kitapsever dostlarıma kitaplarla güzelleşen vakitler diliyorum. Yemeğin sadece yaşamı devam ettirip karnımızı doyurmak için bir meta olmadığını, geçmişten günümüze kültürel, törel değerleri alt yapısında bulunduran bir nevi sanat olduğunu anlatan ve yemek sektörü ile ilgili ayrıntılı bilgiler sunarak genel kültür düzeyinde okurunu geliştiren, keyifli, düşündürücü ve bakış açımızı geliştirici bir okuma deneyimi sundu kitap. Araştırma, inceleme türünde olan kitabımızın içeriğinde yer alan başlıkları da sizlerle paylaşmak istiyorum. Mutfak ve Yemeğin Kültürümüzdeki Kökleri. Atasözlerimizin Sosyolojisi. Türk Mitolojisinde Ateş, Ocak ve Mutfak. Geçmişte Sofra Alışkanlıkları. Düğünler, Şölenler Yeniçeri Ocağı Yeniçeri Ocaklarının Kutsal Kazanı Yeniçerilerle İlgili Törenler: Baklava Alayları, Divan Toplantıları Kültür ve Tarihimizde Profesyonel Mutfaklar İmaretler Saray Mutfağı Matbah-1 Amire Bostancı Ocağı Sanayii Üretimi ve Türkiye'de Yemek Sanayiinin Doğuşu Cumhuriyet Tarihinde Profesyonel Yemekçilik. Endüstrinin Gelişimi ve Toplu Yemek Şirketlerinin Doğuşu. Sektörün Gelişmesinde Çağdaş Kriterlerin Önemi Günümüzde Toplu Yemek Sanayii. Sektörün Tanımı ve Kapsamı Endüstriyel Yemekler ve Kurum Yemekleri. Sektörün Toplum Sağlığı Açısından Önemi Dengeli Beslenme Gıda Güvenliği ve Hijyen
Araştırma-İnceleme-Insan ve Toplum
Yemek Sanayiinin GelişimiHüseyin Bozdağ · Az Kitap · 015 okunma
Reklam
Reklam