Puan vermedi·400 syf.··
2026 32. kitabı
Yaşadıklarımızın gerçeğine neden bir türlü erişemiyoruz? Neden gerçek, yaşadığımız dünyada ışımasıyla kararması bir olan bir fotoğraf filmine dönüştü? Bu gerçeğin kırılgan tabiatından mı yoksa yaşadığımız dünyanın gerçeğe giderek kendini kapatan karanlık ahvalinden mi ileri geliyor? Bu sorular menziline doğru ne kadar çatallanırsa çatallansın şurası kesin: Yaşadıklarımızda ister dert edinmediğimiz ister peşine düşüp yeter sebatla takip etmediğimiz için erişemediğimiz gerçek biz istesek de bizim peşimizi bırakmıyor: Bir ülkenin düzlüğüne dün dağlık bölgeler ve bu sonuncularına da içine dağılmış kaleler veya müstahkem mevkiler hükmederdi. Dün buralara haşin dincilik ve sofuluk perdesi altında "Hakikat diye bir şey yok, her şey mubah" yaygarasıyla 'ibahiye' sancağının altında toplananlar yuvalanıyordu. Buraların cebir veya hileyle efendileri olmak, devlet içerisinde devlet olarak varlıklarını sürdürmek bunların temel siyasi hedefiydi. Bu hedeflerine bağlılarının kör itaat ve bağnaz fedailiği sayesinde kralları desise veya korku ile dehşete düşürmek, düşmanlarına karşı katillerin eline silah vermek suretiyle ulaşıyorlardı.
Haşhaşilerin Esrarlı TarihiJ. Von Hammer · Say Yayınları · 201713 okunma
Muhteşem bir tarihi roman
9/10
·475 syf.··
2025 84. kitabı
Sinekli bakkal akıcı bir anlatıma sahip mükemmel bir dönem romanı. Bir anda okuyup ilerleyebiliyorsunuz. Aynı zamanda okuyanı özellikle dönem ve yazar hakkında biraz bilginiz varsa düşünmeye sevk ediyor. Romanın tüm karakterleri yazarın hayatından bir figür gibi. Ana karakterimiz Rabia'nin yazarın kendisini temsil ettiğini düşünüyorum. Kendisi Rabia kadar koyu dindar değil fakat tanıştıgi her erkeğin ilgisine Mazhar olması biraz yazarın kendi hayatını temsil ediyor. Öte yandan Rabia çevresindeki herkesten başka bir kadın olarak çiziliyor. Dönemin kadın figürü basit ve yazarın deyimiyle fazla kadınca bulunuyor oysa Rabia onlardan farklı olarak hayatın gerçek sorunlarına kafa yoran bir kadın. Bu özellik de yazarın kendi yaşıtlarından farklı yaşadığı, erkekler arasında sözünü dinleten bir kadın olduğu ozelliklerle birleşince Rabia karakteri bana yazarın kendini övdüğü bir ayna gibi göründü. Rabia'nin katı sofuluk dışında hiçbir kötü huyu yok. Her hırçınlığı mücbir sebeplere bağlı. Gelelim diğer karakterlere. Dönemi yansıtmak için yazılmış paşa, paşa hanımı, mahalle karakterlerini, Jon turkleri geçiyorum. Hepsi bir devrin insanı olarak çok normal göründü. Hatta epeyce yumuşak yaklasilmis ve hatasız insanlarmis gibi cizilmisti. Mesela konağın oğlu Hilmi'nin Tevfik karakterini zor durumda bırakması bile fazla işten geçilip deginilmeyen bir konu olarak bırakıldı. Kitapta bahsi geçen farklı karakterlere eleştirel bakan yazar Jon Türkleri tarafsız sayılacak bir bakışla anlatıyor. Ama bu öyle bir tarafsızlık ki Jon Türklerin tarafında kalmış gibi görünmekten uzaklasamiyor. Aynı şekilde paşa ve konak yaşamı da neredeyse savunulur, aklanır, hataları göz ardı edilebilir olarak gösteriliyor. Bütün bunlar ilişkiler yumağı ve minnetin sonucu gibi bir çerçeve çiziliyor. Ancak konu
2025 Okuma Raporları
Sinekli BakkalHalide Edib Adıvar · Can Yayınları · 202222,9bin okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Puan vermedi
BALZAC. URSULE MİROUET.22 NISAN .2023.İSTANBUL Balzac töre incelemeleri, felsefe incelemeleri ve cozumleyici incelemeler diye bölümlere ayırdığı insanlik komedisi diye adlandırdığı geniş kulliyatinda 34. Siradaki romanıdır Ursule mirouet... Çoğu balzac romanında olduğu gibi hırs, açgözlülük, kıskançlık, saf sevgi , dindarlık, soyluluk ve erdem gibi konular balzacin romanlarinin ana konusunu oluşturur. Ursule minouret balzacin romanlarinin kadın karakterleri içinde dindar bir sofuluk içinde, güzelliğini , erdemini , inancını yitirmektense mala mülke, zenginlige, soyluluga sırtını çeviren bir onuruna düşkünlükle balzacin eugenne grandetle birlikte idealize ettiği en sevdiği kadın karakterlerinden biri Olmalı kanımca. Taşra yaşamından sahneleri anlatan soylu , kentsoylu, köylü ve halk arasındaki derin ucurumlarin anlatıldığı öksüz ve yetim bir kızın yetistirilmesi için onu himayesi altina alan Dr . Miouretin mirasını ona birakmasindan korkan taşralı: açgözlü, tefeci ruhlu , hırsız akrabalariyla kuşatılmış insan portlerini öyle kusursuz bir özenle anlatır ki her biri insan ruhunun apayrı birer rengidir. Roman genel olarak iyi ve kötünün savaşı gibi gözükse de dindarca Katolik bir ışıkla mistizm , mesmercilik ve manyetizma gibi doğa üstü olaylara dayandırdığı roman Balzacin alışık olduğumuz gercekciligine gölge düşürmüştür. Kitabın sonuna doğru kızına gözüken hayaletin eşsiz Ursule mirouete ye akrabalarinin yaptığı kötülükleri ilahi bir intikamla ödetmesi o kötülerin tanrısal bir iradenin yol açtığı bu felaketten sonra yardimsever, paylasimci , iyiliksever inançlı birer katolige dönüşmesi, ursulenin de çektiği yuzlerce acıdan sonra sevgilisi soylu Saviniene kavuşması mutlu sonlu bir yeşilçam filminden farksizdir. Bu kusurlarina rağmen insan ruhundaki çelişkileri,
Ursula MirouetHonore de Balzac · Diogenes Verlag · 1977235 okunma
Puan vermedi
BALZAC. URSULE MİROUET.22 NISAN .2023.İSTANBUL Balzac töre incelemeleri, felsefe incelemeleri ve cozumleyici incelemeler diye bölümlere ayırdığı insanlik komedisi diye adlandırdığı geniş kulliyatinda 34. Siradaki romanıdır Ursule mirouet... Çoğu balzac romanında olduğu gibi hırs, açgözlülük, kıskançlık, saf sevgi , dindarlık, soyluluk ve erdem gibi konular balzacin romanlarinin ana konusunu oluşturur. Ursule minouret balzacin romanlarinin kadın karakterleri içinde dindar bir sofuluk içinde, güzelliğini , erdemini , inancını yitirmektense mala mülke, zenginlige, soyluluga sırtını çeviren bir onuruna düşkünlükle balzacin eugenne grandetle birlikte idealize ettiği en sevdiği kadın karakterlerinden biri Olmalı kanımca. Taşra yaşamından sahneleri anlatan soylu , kentsoylu, köylü ve halk arasındaki derin ucurumlarin anlatıldığı öksüz ve yetim bir kızın yetistirilmesi için onu himayesi altina alan Dr . Miouretin mirasını ona birakmasindan korkan taşralı: açgözlü, tefeci ruhlu , hırsız akrabalariyla kuşatılmış insan portlerini öyle kusursuz bir özenle anlatır ki her biri insan ruhunun apayrı birer rengidir. Roman genel olarak iyi ve kötünün savaşı gibi gözükse de dindarca Katolik bir ışıkla mistizm , mesmercilik ve manyetizma gibi doğa üstü olaylara dayandırdığı roman Balzacin alışık olduğumuz gercekciligine gölge düşürmüştür. Kitabın sonuna doğru kızına gözüken hayaletin eşsiz Ursule mirouete ye akrabalarinin yaptığı kötülükleri ilahi bir intikamla ödetmesi o kötülerin tanrısal bir iradenin yol açtığı bu felaketten sonra yardimsever, paylasimci , iyiliksever inançlı birer katolige dönüşmesi, ursulenin de çektiği yuzlerce acıdan sonra sevgilisi soylu Saviniene kavuşması mutlu sonlu bir yeşilçam filminden farksizdir. Bu kusurlarina rağmen insan ruhundaki çelişkileri,
Ursule MirouetHonore de Balzac · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2016235 okunma
Spoiler içerir
10/10
·98 syf.··
2020 111. kitabı
·
7 saatte okudu
·
Okunma: 16 Haziran 2020 23:42
Fransız tiyatrosunun dehası Molière'in kaleme aldığı "Tartuffe", yüzyıllar öncesinden günümüze uzanan evrensel bir mesajın taşıyıcısıdır. 17. yüzyılda yazılmış olmasına rağmen, eserin ele aldığı dini istismar ve ikiyüzlülük temaları, bugün hâlâ tüm canlılığıyla karşımızda durmaktadır. Molière, döneminin katı dini otoritesine meydan okuyarak, toplumun en hassas noktalarından birine parmak basmış ve bu cesur duruşu nedeniyle eserinin yasaklanmasına, hatta hayatının tehlikeye girmesine göz yummuştur. Tartuffe'ün sahneleri arasında dolaşırken, insanlık tarihinin belki de en eski aldatmaca biçimlerinden biriyle karşılaşırız: dini duyguların istismarı. Oyunun merkezinde yer alan Tartuffe karakteri, dindarlık maskesi altında gizlenen açgözlülüğün, sahtekârlığın ve ikiyüzlülüğün somut bir temsilidir. "Bütün mukaddesatı zırh gibi kuşanmasını da ne kadar iyi biliyor" sözü, bu karakterin özünü mükemmel biçimde özetler. Tartuffe, kutsal değerleri kendine kalkan yapmış, dini söylemleri kişisel çıkarları için kullanmayı meslek edinmiş bir sahtekârdır. Oyunda Orgon'un Tartuffe'e olan körü körüne bağlılığı, insanların inanmak istedikleri şeylere nasıl kolayca kandırılabildiklerini gösterir. Orgon, ailesinin tüm uyarılarına rağmen Tartuffe'ün sahte dindarlığına inanmayı seçer ve sonunda tüm mal varlığını ona devredecek kadar ileri gider. Bu durum, günümüzde de sıkça karşılaştığımız bir olguyu yansıtır: İnsanlar, dini otoritelerin veya dini söylemler kullanan kişilerin sözlerine sorgulamadan inanma eğilimindedir. "Zahirde, misli görülmemiş bir ibadet; halbuki niyet, Allah yoluyla dünyaya rağbet" sözü, bu ikiyüzlülüğü çarpıcı biçimde ortaya koyar. Molière'in ustalığı, sadece dini istismarı eleştirmekle kalmaz, aynı zamanda gerçek dindarlık ile sahte sofuluk arasındaki farkı da net
Din
TartuffeMolière · MAARİF MATBAASI · 1944822 okunma
Bence kitabın özeti şu cümlelerde saklı ...
Puan vermedi·280 syf.··
2024 15. kitabı
·
18 günde okudu
·
Okunma: 01 Eylül 2024 02:22
Basil Hallward ın yapmış olduğu portre Dorian a ömür boyu yol gösterebilirdi. Kimileri için sofuluk, kimileri için vicdan ve hepimiz için Tanrı korkusu neyse , bu resim de Dorian için o olabilirdi. .... vicdan azabına karşı uyuşturucu maddeler vardı , ahlak duyusunu uykuya daldırtabilen ilaçlar... ama işte şu karşıdaki, günahın alçaltıcı etkisinin gözle görülür simgesiydi. İnsanoğlunun kendi ruhunda yarattığı çöküşün elle tutulur bir göstergesi.
Dorian Gray'in PortresiOscar Wilde · Can Yayınları · 201899,1bin okunma