Tavsiye
10/10
·176 syf.··
2026 34. kitabı
·
15 günde okudu
·
Okunma: 14 Haziran 2026 12:01
Ayşe Sevim, konuşan zaman kitabında 30 lu yaşlarda yazdığı denemelerini kitaplaştırmış. Kitapta sohbet kavramını derinlemesine incelemiş, dini temelde sohbet kavramının önemli olduğunu ve insanı şarj ettiğini anlatıyor. İlerleyen bölümlerde Kanuni Sultan Süleyman'ın kızı Mihrimah Sultan'ın hacıların önemli su kaynağını yani Ayn ı Zübeyde su yolunun tamiratını üstlenmesi, Hz peygamberin Torunu Hz Hüseyin'in oğlu Seyyid Bilal hazretlerinin İstanbul un Fethi için yola çıktığında Sinop şehrindeki şehadeti, Sokullu Mehmet Paşa'nın bilinmeyen yönleri, Osman Paşa'nın Plevne savunmasında ki muhteşem direnişi, Fahrettin Paşa'nın Medine müdafaasında ki gözleri yaşartan destansı mücadelesi, çay bitkisinin geçmişi gibi önemli makalelere yer vermiş. Ve ataların şu sözünü zikretmiş. İnsan olan savaşmaz, cihat eder.
Konuşan ZamanAyşe Sevim · Cezve Kitap · 202613 okunma
Elif Şafak - Ustam ve Ben
Puan vermedi·480 syf.··
2026 13. kitabı
Masal tadında bir eserdi ve verdiği tarih bilgileri kontrol ettiğimde çoğunun gerçek bilgi veya gerçeğe dayandırılmış güzel bir kurgu olduğunu gördüm bu da benim tarihî kurgu okurken en sevdiğim özelliklerden biridir yalnız yarısından sonra kitaba hacim yapsın diye konudan bağımsız küçük anektotlar eklenmiş ve bence eserin ahengini bozmuştur. Yani naçizane kitap normalde yarı hacminde olsa tam ayar olurdu diye düşünüyorum. Mimar Sinan'ın mizaçları birbirinden farklı Nikola Davut , Dilsiz Yusuf ve Hintli filbaz Cihan isimli dört çırağı vardır. Bunlar birbirlerine haset etmesinler diye çalışmalarını birbirlerine göstermeleri ustaları tarafından yasaklanmıştır. İçlerinden Cihan bir gün dört erkek cesedi bulur. Çırak Cihan, sarayda gece duyduğu sesler üzerine girdiği bir odada öldürülmüş genç erkek cesetleri bulur ve bir duvar halısının arkasına saklanarak faillerden korunur ancak orada mahsur kalır. Bir gece bir ulak gelir ve koca Sinanı saraya çağırdıklarını söyler. Gittiği yerde aynı cesetlerle karşılaşan Sinan, içgüdüsel olarak kaldırdığı duvar halısının altında Cihan'ı bulur. Biraz sonra da Sultan Üçüncü Murat gelir. Babası Sarı Selim haremde ayağı kayarak ölmüştür. Bu cesetler de onun saltanatın bekâsı için öldürdüğü kardeşleridir. Sinan'dan daha önce babası için bir türbe yaptırmasını istemiştir ve şimdi de tüm bu cesetlerin de aynı yere gömüleceği bir türbe emri verir. Kaderin cilvesidir ki kendinin 19 oğlu da yine saltanat bekası uğruna yay kirişiyle boğdurulup aynı türbeye defnedileceklerdir. Cihanın amcası üvey babasıdır. Annesini hamileyken dövüp hastalanıp ölmesine neden olur. Sıra Cihan'dadır ve 12 yaşındaki Cihan canını kurtarıp Çota isimli beyaz bir fille gemiyle İstanbul'a gelir. Aslında filin bakıcısı başka biridir ancak onu İstanbul'a getiren kaptan
Ustam ve BenElif Şafak · Doğan Kitap · 201314,4bin okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Puan vermedi·376 syf.··
2026 1. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 07 Ocak 2026 23:42
Azdahak İskender Pala III. Murat Padişahlığı, Sokullu Mehmed Paşa Vezirliğindeki bir Osmanlı.. Takiyüddin yönetiminde İstanbul'da kurulan bir rasathane... Gök atlasından beklenen bir kurtarıcı: Sad Maguş, Maguş Azdahak.. Maguş, etimolojik olarak farklı manâlar bulsa da sınıfsal olarak astronomi ve astrolojiyle ilgileri sebebiyle zamanla Batı dillerince büyücü, sihirbaz veya kahin anlamıyla anılmıştır. Günümüzdeki "majisyen" (büyücü) ve "magic" (büyü) kelimeleri bu kökten türemiştir. Sokullu'nun vezirliğini yaptığı dönem boyunca göklerden gelecek kurtarıcı için kötülüğün sınırlarını zorlayan, düzenlenen ayinlerle bebekleri hammadde, anneleri ise kuluçka yerine koyan sapkın grubun yaptıklarını okuyoruz. Evanjelist bir yaklaşımla kendilerini iyiliğin elçisi olarak gören bu grup aslında insana insanın yetersizliğini, eksikliğini ve nefsi hatırlatıp yaratıcı yanında ne kadar çaresiz olduğunu gösteriyor. Hırs , tamah , ölümsüzlük gibi kavramların ; merhamet , noktanlık , adalet , iyilik gibi temalarla savaşımını dönemin siyasi ve dini özellikleriyle harmanlayarak anlatan Pala , günümüzdeki güncel Epstein Olayları ve dahasını anımsatan olay örgüsüne dair yakından bilgilenmek isteyenler için kitap sonunda bir de kaynakça veriyor. 'Eksiklik hayatta değil, zihinlerimizin içinde.' diyen Kahraman Deniz şarkısıyla incelemeyi bitirirken zalimin zulmüne karşı hiçbir şeyiniz yoksa diliniz olduğunu hatırlatmak istiyorum. Keyifli okumalar.
Azdahakİskender Pala · Kapı Yayınları · 20253,639 okunma
9/10
·354 syf.··
2026 32. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 26 Nisan 2026 01:45
Drina Köprüsü “Dünyanın bir tarafında, bir yerde, bir piyango çekiliyor, savaş yapılıyor ve hepimizin alın yazısı da böylece uzaklarda belirleniyordu “ Bu alıntıyla başladım çünkü Sokullu Mehmed Paşa memleketi Vişegrad’da bir köprü yaptırmak istiyor. O köprünün yapılma aşamasından yirminci yüzyıla kadar olan bitenler bir eser olup karşımızda duruyor. Bir tarihi belgesel demek isterdim, diyemedim çünkü içinde okurken dehşete kapılacağınız kurmaca ( umarım öyledir) olaylar kişiler var. Kişiler, olaylar değişiyor, yer aynı Drina Köprüsü…Nobel ödülü almış bunu hak etmiş bu kitabı okumak yorucuydu. Okuyun, tavsiyemdir güzel insanlar
Drina Köprüsüİvo Andriç · İletişim Yayınevi · 20257,5bin okunma
Güzel kitap
9/10
·847 syf.··
2026 11. kitabı
·
25 günde okudu
·
Okunma: 27 Mart 2026 09:41
Kitabın ikinci cildinde, Akdeniz devletleri ve ekonomileri, toplumları incelerken ve nihayet tarih kavrayışını daha iyi aydınlatmak için denizdeki bütün bu güçlerin karmaşık savaş alanında nasıl etki ettiklerini göstermeve calısırken, ele alınan demografi ve nüfus hareketleri, ticaret ve Amerika'nın keşfiyle altın ve gümüs hareketlerinin seyri ve bu durum yol açtığı ekonomik sıkıntılar, Afrika'nın batısından doğusuna Hindistan deniz yolunun kesfi ve etkileri, imparatorlukların yapısı, toplumlar, bürokrasi, uygarlık ve kültürel yapıları, alışverişler ve savaşları, kumpanyalar ve korsanlık bu cildin başlıca konuları... Osmanlı tarihi için de çok güzel bir kaynak. Ayrıca bir Türk profesörün araştırmalarına bolca yer verilmiş. Bizim için çok doğru değerlendirmeler var.. Türkler Avrupa’da nasıl bu kadar yayıldı, 15. yy sonlarındaki ispanyolların zulmüne uğrayan Moriskolar ve yahudiler meselesi var. Bizim tarihçiler buna değinmezler. Biz yahudileri kurtarıp müslümanları ölüme terk ediyoruz... sokullu Mehmet Paşa bizde çok övülür ama rüşvetçi olduğunu yazıyor.. Alıntılarda başka detaylar da var.
Akdeniz ve Akdeniz Dünyası IIFernand Braudel · Doğu Batı Yayınları · 201737 okunma
10/10
·816 syf.··
Beğendi
·
2025 575. kitabı
·
52 günde okudu
·
Okunma: 10 Kasım 2025 00:40
"EVLİYA ÇELEBİ SEYAHATNÂMESİ" Her kitap bir kapıdır derler. Bazı kitaplar vardır ki, açtığımızda bizi başka bir dünyaya götürmez; zamanda yolculuk yapmamızı da sağlar. Evliya Çelebi'nin seyahat etmesine sebep olan olay, gördüğü bir rüyadır. Kendi ifadesiyle, Mekke ve Medine gibi kutsal yerleri görme arzusuyla yanıp tutuşurken bir gece rüyasında kendisini Ahi Çelebi Camii'nde bulur. Rüyasında Hz. Muhammed'in elini öperken "Şefaat ya Resulallah" diyeceği yerde "Seyahat ya Resulallah" der. Hz. Peygamber de tebessüm ederek dualarla seyahatini kolaylaştırır. 1630 yılında gördüğü bu rüyayla yola koyulan Evliya Çelebi, hayatının kırk yılı aşkın bölümünü yollarda geçirir. 7 iklim, 18 padişahlık yeri, 256 büyük şehir ve 7062 kale… Bu rakamlar bile başlı başına bir destanın habercisidir aslında. Anadolu’dan Balkanlar’a, Kafkasya’dan İran’a, Mısır’dan Viyana’ya kadar uzanan dev bir coğrafyayı adım adım dolaşır. Gördüklerini, duyduklarını, şahitlik ettiklerini ise eşsiz bir üslupla kayda geçirir. Seyahatnâme, yalnızca bir gezi kitabı değildir. 17. yüzyılın kültür atlasıdır aynı zamanda. Asya’dan Avrupa’ya, Afrika’nın derinliklerinden Nil boylarına, Kafkasya’dan İran’a, Anadolu’dan büyük Avrupa şehirlerine uzanan bu devasa coğrafya, Evliya Çelebi’nin kaleminde adeta bir tablo gibi canlanır. Han odaları, görkemli saraylar, ıssız kaleler ve kalabalık çarşılar… Her biri, onun eşsiz gözlem gücüyle ölümsüzleşir. Kırk yılı aşkın bir süre boyunca Osmanlı coğrafyasını adım adım arşınlayan bu büyük gezgin, sadece gördüklerini değil, şahitlik ettiği olayları, dinlediği hikâyeleri, karşılaştığı insanları da satırlarına taşımış. Ortaya çıkan ise ciltler dolusu bir dünya klasiği olmuştur. Tarih kitaplarını karıştırırken çoğu zaman kendimizi olayların soğuk bir dökümü içinde buluruz.
Edebiyat
Evliya Çelebi SeyahatnâmesiEvliya Çelebi · Bilge Kültür Sanat Yayınları · 202528 okunma