10/10
·54 syf.··
Beğendi
·
2026 7. kitabı
Bu kitap süslü cümlelerle yazılmış edebi bir kurgu değil; yazarın da ilk sayfalarda dediği gibi, geceleri kimseye anlatamadığı dertleri sessizce kâğıda döktüğü ham ve gerçek bir hayat... Zaten insanı kalbinden vuran da tam olarak bu saf yaşanmışlık. Adana’nın sokaklarında başlayan o masum çocukluk, ilk gençlikteki o sessiz ve yarım kalan aşk acısıyla sarsılıyor önce. Ardından en güvendiği insandan, "kardeşim" dediğinden gelen o ağır ihanet... İnsanın canını en çok sırtını yasladığı yer acıtıyor çünkü. Ama kitabın ruhumu asıl paramparça eden ve sonra garip bir dirençle ayağa kaldıran yeri lösemiyle olan o amansız savaş oldu. Hastane odalarında yaşamla ölüm arasındaki o ince çizgide yürürken, doktorların "Bu geceyi atlatırsa bir umut var" dediği o upuzun gecede yazarla birlikte ben de nefesimi tuttum. Bedeninden 18 kilo giderken, içindeki o inatçı "direnç" kıvılcımına tutunarak istatistikleri alt üst etmesi muazzam bir yüzleşmeydi. Bir Ümit, sadece bir isim hikâyesi değil; en karanlık gecede bile içindeki o ışığı sönmekten koruyan herkesin hikâyesi. Okurken kendi kırgınlıklarımı, kendi sessizliklerimi buldum. Kalbinde dost yarası taşıyan ya da hayata tutunacak küçücük bir ihtimal arayan herkes bu samimi satırlarda kendini bulacaktır. Yazarın da dediği gibi: "Çünkü inananlar için hayat, her düşüşten sonra yeniden başlar." Başucu kitaplarımdan biri oldu. Kelimelerine sağlık Ümit Oklu.
Bir ÜmitÜmit Oklu · Kitap Yurdu Doğrudan Yayıncılık · 202527 okunma
live laugh love sirius black
10/10
·510 syf.··
2026 57. kitabı
Yetişkinken bu seriyi tekrar okumak içimdeki çocuk için yaptığım en iyi şey. Sirius ve James benim hep favori karakterlerim olmuştu, bu kitap onlarla buluştuğum sıcacık bir kafe gibi hissettiriyor. Replikler, plot, karakterler her şey o kadar iyi ki, 10 puan vermek yetmiyor. Sirius’a yapılan o haksızlık şu an beni daha da öfkelendiriyor, 12 yıl Azkaban’da yapmadığı bir şey için kalması korkunç. Kitabın başından beri onun hakkında yapılan kötü varsayımları öfkeyle okudum ama en nihayetinde Harry bir sürü yetişkinin yapamadığını yapıp onu dinledi de, masumluğu kanıtlandı. Severus seni hiç sevmedim, sevmicem de. “Ben Sirius Black, Harry Potter’ın vaftiz babası sıfatıyla, onun hafta sonlarında Hogsmeade’i ziyaret etmesine izin veriyorum.”
Harry Potter ve Azkaban TutsağıJ. K. Rowling · Yapı Kredi Yayınları · 200142,3bin okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
İnsanlığın ve Tüm Callahan'ın Yerleri şerefine
8/10
·536 syf.··
Beğendi
·
2026 18. kitabı
·
20 günde okudu
·
Okunma: 20 Haziran 2026 15:22
Callahan'ın Yeri, dertleşmek isteyene alan açan sıradan bir bardır. Piyanist Eddie'nin densiz sorgulamalara beyzbol sopasıyla müdahale etmesini saymazsak, yahut Pyotr'ın alkolü fazla kaçıranları evlerine bırakıp, geceyi orada geçirdikten sonra kahvaltıyı hazırlayıp ortadan kaybolmasını da. Bu barda her içki yarım senttir ve kadehler şömineye hunharca fırlatılıp kırılır. Çeşitli ritüeller etrafında kendine has bir kültür oluşturmuştur burası. En kötü espri bile burada kabul hatta teşvik edilir; çünkü bar müdavimi olan doktora rağmen mizah en iyi ilaçtır. Ama en önemlisi, burayı arayarak bulmak imkansızdır, bar ihtiyacı olanı kendine çeker; anlayışa, hoşgörüye, yardıma veya şefkate ihtiyacı olanları. Üstelik burayı bulabilmeniz için sadece sekiz ay ömrünüzün kalmış olması veya ailenizin ölümünün sorumluluğunu taşıyor olmanız gerekmez. Gezegeni yok etmek için yola çıkmış ancak bu karardan pişman olmuş bir uzaylı da olabilirsiniz, alkolik bir vampir, bir zaman yolcusu, hatta vantrilok bir köpek bile olabilirsiniz. Burada bunlara kimse şaşırmaz ve samimiyetinizin karşılığını alırsınız, çünkü bu bar mucizelerin gerçek olduğu bir yerdir. Yine de burada sorunlar sihirle çözülmez. Çoğu zaman çözüm, birinin hikayesini gerçekten dinlemekle başlar. Ve sadece hatalarının bedelini ödemeye razı olanlar bu ailenin müdavimi olabilirler. Hippi hareketinin filizlendiği 1973'te ilk Callahan öyküsünün bir dergide yayımlanmasının ardından okuyucunun büyük teveccühü ile karşılaşan Spider Robinson, yirmi yıl boyunca Callahan evrenini ve bu barın gerçek hayattaki müdavimlerini genişletmeye devam eder. Yazar, istilacı uzaylıların ve tehditkar teknolojilerin egemen olduğu ana akım bilimkurguya karşı bu dışlanmışlarla iki kadeh tokuşturup dertleşerek tüm klişeleri çökertmiştir. Hikayelerdeki
Callahan GünlükleriSpider Robinson · İthaki Yayınları · 202378 okunma
8/10
·464 syf.··
2026 2. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 20 Haziran 2026 15:05
Tropes: enemies to lovers, forced proximity, found family, Reverse grumpy x sunshine, badass fmc, hunger games meets ACOTAR Spice Level: 3/5, 1-2 explicit scenes POV: single, 1st person Vampirler, krallıklar, savaş falan derken aslında bildiğimiz türden bir dünya gibi başlıyor ama özgün bir kurgu kurulmuş. İlk kitapta hikaye tamamen Hunger Games tarzı ölümcül bir turnuva üzerine kurulu. Oraya’nın (FMC), acımasız bir vampir kral tarafından evlat edinilen bir yetim olması fikri beni daha ilk sayfadan yakaladı. Hikayenin büyük kısmı bu turnuvada geçiyor ve tempoyu hiç düşürmüyor. Kitapta diyaloglardan ziyade iç sesleri ve betimlemeler ağırlıkta, bu da karakteri daha iyi tanıtıyor açıkçası. Raihn (MMC) ise ACOTAR’daki Rhysand gibi. Raihn ve Oraya arasındaki o zorunlu ittifak bölümlerini okumak keyifliydi. İkisinin arasındaki çekim harikaydı ama birbirlerine aşık olma süreçleri biraz hızlı gelişti gibi geldi bana. Aralarında biraz daha yaşanmışlık olmasını dilerdim. Özetle, akıcı ve kolay okunur bir kitap. Hikayenin sonundaki plot twist'ler güzeldi, beni şaşırtan yerler oldu. İkinci kitapta Oraya'nın ne yapacağını merak ediyorum.
1000Kitap
The Serpent and the Wings of NightCarissa Broadbent · Bramble Publishing · 2022719 okunma
Bir Kadının Değil, Bir Sistemin İdamı
Puan vermedi·112 syf.·
2026 85. kitabı
Bu kitap bir hikâye değil. Bu, bir insanın sistematik şekilde parçalanışının kaydı. Sıfır Noktasındaki Kadın bana şunu net gösterdi: Bazı hayatlar “yaşanmış” bile denmeyecek kadar ağır. Çünkü yaşamak dediğin şey burada sadece nefes almak değil; sürekli aşağılanmak, sürekli itilmek, sürekli birilerinin elinde şekil almak. Ve en rahatsız edici kısmı şu: Kimse buna “anormal” demiyor. Kitapta Firdevs’in başına gelenler tek tek anlatılmıyor aslında; bir düzenin rutini gibi aktarılıyor. Ve bu rutin insanın sinirini bozan şey tam olarak bu. Çünkü şiddet bile sıradanlaştırılmış. Şu cümleyi okuyunca zaten her şey kopuyor: “Çalmanın günah olduğu besbelli değil miydi; ya adam öldürmek, bir kadının namusunu kirletmek, adaletsiz davranmak, bir insanoğlunu dövmek suç değil miydi?” Bak burası önemli: Kitap sana “kötü insanlar” hikâyesi anlatmıyor. Direkt şunu soruyor: Siz neyi suç sayıyorsunuz? Ve cevap çok net: Güçlü olanın yaptığı şey suç değil. Firdevs’in hayatı boyunca yaşadığı şey tam olarak bu çarpıklık. Bir kadın düşün: Doğduğu andan itibaren kimse ona “sen varsın” demiyor. Hep “sen birisin ama birine göre” diye yaşatılıyor. Ve sonra o kadın büyüyor. Ve sistem diyor ki: “Sorun sende.” Yok böyle bir şey. En sinir bozucu kısım şu: “Özgüvenim sarsılmaya başlamıştı; zor günler yaşıyordum… Onun yanında ben, yerlerde sürünen milyonlarca böcekten biriydim.” Bu sadece Firdevs’i anlatmıyor. Bu, bir insanın nasıl sistematik şekilde küçültüldüğünün özeti. Ve en korkunç tarafı şu: Bunu yapan tek bir kişi değil, bir toplum. Sonra şunu okuyorsun: “Her dakika önümden binlerce göz geçiyordu; fakat ben onlar için yoktum.” Bu artık bireysel acı değil. Bu direkt görünmezlik. Yaşıyorsun ama yoksun. Nefes alıyorsun ama kimse seni insan saymıyor.
Sıfır Noktasındaki KadınNevâl El-Seddavi · Metis Yayınları · 202526,3bin okunma
Puan vermedi·260 syf.··
Beğendi
·
2026 32. kitabı
·
31 günde okudu
·
Okunma: 20 Haziran 2026 15:18
Nietzsche yine bildiğimiz gibi. Ya da bilmediğimiz gibi. Onu anlamak güç. Zaten yazar da Nietzsche’nin kendinin pek anlaşılmak istemediğinden bahsediyor. Ona göre onu basit beyinler anlayamaz. Anlayacak olanlar henüz doğmamıştır. Peki nasıl bu kadar popüler oldu? Bir yazar olarak pek başarılı olduğu söylenemez. Kitaplarını ilk çıkardığı günden beri satış rakamları hayli komik. Ders verdiği üniversitede bile ne öğrencileri ne de diğer hocalar onun kitaplarını ciddiye alıyorlar. Ve tüm bunlara rağmen o, bu kitapların anlaşılılmadığı için satılmadığından dem vuruyor. Ve yazmaya çağdaşlarına ve eski filozoflara savaşmaya devam ediyor. Başta bir filolog olarak işe başlasa da ilerleyen zamanlarda bir feylesof hissediyor kendini. Kadınlara düşkün olduğu ve genelevlerden çıkmadığı da rivayetler arasında. Hatta son günlerinde nörolojik belirtiler göstermesinin genç yaşlarında yaşadığı frenginin uzun dönem etkileri olduğu söyleniyor. Yazar tüm bunlara kesinlik olarak bakamıyor. Ancak hastalığın seyri ilerleme sıralaması ve son dönemdeki belirtiler bu hastalığa uyumlu görünüyor demekle yetiniyor. Nietzsche hastalandıktan sonra kardeşi Elizabeth özellikle Antisemitik kocası yüzünden onun yazılarının telif haklarını satın alıyor ve nazif propagandasında bunların kullanılmasını sağlıyor. Esasında Nietzsche sağlığında birkaç Antisemitik dergiye karşı tavrını ortaya koymuş ve kesinlikle milliyetçilikten uzak durmuştur. yaramaz çocuk nietzsche‘nin okuduğum onca kitabından sonra bu kitapla Nietzsche okumalarıma son vereceğim. Bir çok şey söylemiş ancak tam olarak ne söylemiş yazar da bunu söyleyemiyor. Maalesef Shoppenhauer’in kadınları aşağılayıcı tavrından kurtulamamış. Ve yıllar boyunca aforizmaları’nı her yerde görmeye devam edeceğiz. Ne kadar popüler olsa da bazı konularda ilkel
Felsefe
Şipşak NietzschePeter Zudeick · Doğan Kitap · 201441 okunma